• Tolgahan

    Seni sevmek ölmek gibiydi. Hani görürsün, duyarsın, ama dokunamazsın ya işte öyle birşeydi. Birisi gelip başında bir Fatiha okusun diye beklersin. Her ruhuna hediye eyledim, haberdar eyle allahım cümlesinde, acaba o da bana okumuş mudur diye bekleyen ölüler gibi beklemekti seni sevmek. Yeter deyip isyan edersin ya, hani duvarların içinden geçercesine koşarak uzaklaşmak istersin ya olduğun yerden, çevrenden işte öyle birşeydi seni sevmek. Hani her canın yandığında seni sarıp sarmalayacak bir çift kol ararsın ya işte seni sevmekte öyle birşeydi benim için. İçimden sana doğru yürümek gelir, ama yapamam. Kollarıma artık hasreti sardım. Dizlerime binen yükler çoğaldı. Yıkıldım olduğum yere. Kalkamıyorum. Artık çabalamıyorum da kalkmak için. Ürkek ve mahcup bir şekilde, aldatılmış çocuk yüzleri gibi kaldım öylece. Adını haykırdım gecenin yüzüne, ümitsiz ve çaresiz bir şekilde. Gece de anlamadı beni. Her defasında daha da ağır geliyor üzerime. Ama yoruldum artık. Gücüm yok. Takatim yok. Sabrım yok. Zamanım yok. Bitti yolun sonu göründü. Çıkmaz sokaktayım artık. Benim için daha ilerisi yok. Yıkılmaz bir duvara denk geldim. Benim o duvarı yıkacak gücüm yok. Yıkmaya çalışsam yapamayacağım. Yıksamda altında kalacağım. İşte bu yüzden yolun sonu. Mutlu sonlar sadece filmlerde, dizilerde, masallarda oluyormuş. Bizim ki masal değilmiş. Bunu anlamam çok acı oldu. İçimde gizlice yanan bir yangının közlerini taşıyorum artık. İçim acıyor. İçim yanıyor. Ve ben bittim... ( T.A )