
Allah insanın hallerini her zaman görür ve duyar, Allah insana şah damarından da yakındır ama insan Allah’tan uzaklaşmıştır, o kendi tarafından Allah’la arasına perde koymuştur. Onun için göremez, duyamaz, algılayamaz ve anlayamaz. O dalgalar ve fırtınalar dahi Allah’ın merhametidir. O dalgalar ve fırtınalar onun için aslında reçetesindeki ilaçlardır. Sadece la ilahe illallah limanına geri dönmesini hatırlatır ki ebedi saadete geçiş oradandır. O limandan uzaklaştıkça artan zulüm fırtınaları aslında senin için bir rahmettir, senin limana geri dönmen içindir. Niyazi Mısri’nin “Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.” sözü aslında her şey senin iyiliğin içindir. Sadece senin geçiş sürecinin doğru tamamlanması içindir, derdin senin reçetendeki ilacındır demektir. Bunu ne kadar çabuk anlayıp “la ilahe illallah” limanına dönersen dünya hayatı dediğimiz bu hayatta daha sakin fırtınasız rahat bir hayat yaşarsın vesselam. Şunu tekrar tekrar söylüyorum, Allah asla zulmetmez biz kendi kendimize zulmederiz. Başımızdaki bütün sıkıntıların sebebi kendimiziz, başka suçlu aramaya gerek yok.
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle (kelime-i tevhit) sağlamlaştırır. Zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.
İbrahim 27