• Umut

    İyi geceler...Hayırlarınız feth olsun, şerleriniz def olsun.

    Biz insanlar hiç bir zaman aza kanaat etmeyeceğiz galiba..

    Resimde Mevlana' nın dediği gibi denizi bir kaseye dökecek olsam , ne kadar sığar.

    Suyun üzerinde bir gemi düşünün...

    Denizin üstünde gittiği sürece su onu kaldırıcı ve gitmek istediği yere ulaştırıcı bir vasıtadır. Ne zaman ki gemide bir delik açılır ve deniz geminin içine girmeye başlarsa artık o gemi gidemez ve batar.

    İşte dünyanın asıl gerçeği dünya malı ise, seni varmak istediğin yere götüren deniz gibidir. Onu sen içine almazsan, üzerinde olursan gemi gibi istediğin yere varırsın.

    Ve kanaat öyle tükenmez bir hazinedir işte.

    Şu hikayeyi bilir misiniz ?

    Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam, deniz kenarında oltayla balık tutuyordu Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona, "Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim" dedi.

    Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı. Hükümdar balıkçıya, "Ne yapalım, şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı" diyerek alıp sarayına götürdü.

    Saraya varınca adamlarına, balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti. Kemiği terazinin kefesine koydular, öbür kefesine de altın koymaya başladılar.

    Beş, on, yirmi, elli diyerek altınları koydular ama kemik yerinden oynamıyordu Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde, tahminlerin on misli üzerinde altın koydular kemik bana mısın demedi.

    Altını doldurmaya devam ettiler, terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kımıldamıyordu.

    Bunda bir sır olduğunu anladılar. Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olduğunu sordular. Bilge kemiği eline alıp şöyle bir baktıktan sonra şu açıklamada bulundu:"Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz. Çünkü doymaz ama bir avuç toprak bunu doyurur"

    Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik yukarı kalkıverdi.

    İnsan böyle işte gözü hiç doymaz

    Siz hiç duymuşmuydunuz istiridye Nisan yağmurları yağdığı zaman bir damlasının ağzına girmesini beklermiş. O yağmur düşer düşmezde ağzını kapatır ve istiridyenin özelliğinden dolayı o yağmur damlası inci olurmuş.

    Ya istiridye tek damlaya kanaat etmeyip bir kaç damla daha gelsin diye beklese idi ???

    Ağzı kapanmadığı için inci oluşabilir miydi ?

    Siz siz olun az ama öz olan dostlarıza kanaat edin. Bir düşünün !! Sizde çok olan dost sayısını taşıyacak yürek var mı ?

    Ve yüreğinize bir damla Nisan yağmuru düştü ise , yüreğinizi hemen kapatın. Kapatın ki yüreğinizdeki inciyi koruyun.

    Umut