• Üstün

    ey yüzüne hasret kaldığım mavi,

    o turuncudan düşme bakışlarını,

    sonsuza denk,düşecek şekilde

    gel! gözlerime devrimler gibi yık.

    bilirsin beni,

    yıkıntılar arasından bile seçerim

    senin nazende yüreğini

    büyük dağlar gibisin karşımda

    ama bilirim seni

    içindeki incelmiş hisleri

    kırılmış yanlarını

    ağrıyan tarafını

    görürüm seni gözlerinde.

    çocuk tarafını,

    ağlayan harflerini

    küsen darılan huylarını

    okurum seni

    milyon yıllık yoldan.

    ellerini bilirim mesela

    öyle karışımsız toprak gibidir

    hani ne eksen bire yüz verir berekette tir.

    mesela sonra o gülüşünü izlerim,

    uzak yollardan

    düşsüz rüyalardan

    batımsız akşamlardan

    gelmeyen gündüzlerden

    güzelden öte sıcaktır gülüşün

    savaşın ortasında sakinliğini yeni bulmuş gibidir.

    bakanı uysallaştırır.

    kirpiğin kaşına değemiyor sevgilim

    istersen sol kaşının üzerindeki o ince nişana sor.

    seni özlemenin neresindeyim,bakmıyorum artık

    nede olsa ellerine değen kadar değilim.

    şimdi suskun bir acının ortasına bağdaş kur

    rüzgarın sesini al yanına

    gecenin secdesini sür alnına

    ve ayın gölgesi bir an saklaya bilir

    billur gözlerinden yanağına süzülen

    her damla hazineyi.

    sen,bilme yine

    özledim seni.

コメント