
Ölü adamlar gördüm yaşayan kadınlara şiir yazıyorlardı.
Konuşan dilsizler gördüm bilmedikleri herşeye yorum yapıyorlardı.
Düşünen hayvanlar gördüm çözüm arayan.
Yamuklar gördüm dik durmaya çalışan.
Hatırlıyorum diyen balıklar gördüm.
Ve ömrümsün diyen kelebekler.
Sevenler gördüm ama kalpleri yoktu.
Şeytanlar gördüm dua ediyorlardı.
Fakir zenginler zengin fakirler gördüm.
Kışın papatya gördüm , gece güneşi
Yaratıklar gördüm siyaset yapan
Kan emici insanlar gördüm.
İblisler gördüm melekten
Müslümanlar gördüm Allahı bilmeyen ,Namaz kılan caniler gördüm.
Sağırlar gördüm ama kulakları duyan ,Körler gördüm ama gören
Yürüyen elbiseler gördüm ve elbisesiz insanları
Çok yemekler gördüm doymayan insanlar yiyorlardı sürekli
Az ile doyanları da gördüm .
Doluyu boş karayı ak görenleri gördüm
Kızdan kadınlar gördüm
Namusluyum diye bağırırken fuhuş yapanları gördüm.
Düşman dostlar dost düşmanlar gördüm.
Sırtında saplı bıçaklarla gezen insanlar var dışarda
Evladı olan evlatsızlar ve anası babası olan yetimler var.
Yönetilen yöneticiler var polissiz karakollar , hakimsiz mahkemeler var.
Kötüyü iyi iyiyi kötü görenler le tanıştım...
コメント
Tuncay
oyun oynayacağınız kişilerin kritirlerini yazında bizde ona göre istek atalım
Tuncay
ve abaza tayfası yine burda sana güzel diyenlerin hepsi yalan valla hepsi 250gram et peşine düşmüş köpek gibi
Şerif
Sevgilim... Gökkuşağım... Hayatımın rengi.. Çayımın demi....... Kırk yılımı talan eden güzel kadın... Sana dualarımın 'amin'isin demiştim....hayatın bütün kalleşliğine ve pisliğine rağmen, ve dahi hiç bir '' hah tamam bu bu aşk için yeterli nedendir'' dedirtecek güncel yada kişisel veri olmamasına rağmen 'dua' ya devam etmekteyim.. Biliyorum ; Haritayı yamuk dışında hangi geometrik şekjle sokarsak sokalım üst--üste denk gelemiyoruz....ben kırklarelini öpüyorken sen hakkaride demleniyor oluyorsun.... Olsun ; Aşk nedir sorusuna nasıl cevap veriyordu şair ; Kişinin , düştüğü kör kuyudan asla çıkamayacağını bildiği halde güneşi yeniden göreceğine inancını kaybetmemesidir ;aşk diyordu.... Neredeyse izmir kadar gavur bir hayatın hidayet üzere doğmuş bir tutsağı olarak sesleniyorum sana Gülizar'ım ; Hangi mübah bahaneyle setrettin de yüreğini , bana müfsid ettin bu aşkı...He ? Şimdi geçmişsin karşıma ; beni yüreğinden at , kendinden soğut manasında saçmalıklar üretiyorsun.... Bil ve asla unutma sevdiğim kadın ; Eğer karakterimizde zerre kadar çıkılan yoldan dönmek olsaydı inanki kafamıza sıkar hayat yolundan dönerdik.... Soğanın zambakgillerden olduğunu bilmek bana ne katıyorsa , gitmenin sana katacağı şeyde o kadardır....o yüzden gel , familyasına inmeden soğanı ekmeğimize katık edelim...VE aç susuz yaşayalım aşkımızı.....Hayde..... Şerif korkmaz