
KAYIT 189
…
Ama bunları kafanıza bu tomurcukları şey edin sonra bir gül demeti olacak bunlar!
Gitmiş, bakmış ki Mogol tipi, Buharalı Mübârek bir zât, sakalları seyrek, uzunca boylu zayıf, bir dolap beygiri dönüyor ordan kuyudan su çekiyor.
Bu da oturmuş yere, yani çömelmiş bir küçük fino köpeğine ekmek doğruyor, yediriyor.
Hazreti Hanbel: “Selâmunaleykum!” demiş. ALLAH’ın selâmı senin üzerine olsun!
Herif hiç aldırmamış. Yüksek sesle söylemiş. Adam boyuna köpeğe ekmek doğruyo..
Yarım saat beklemiş Hazreti Hanbel!.
Köpeğe ekmek işi bitmiş, biraz da bir taslan su vermiş, elini yıkamış adam ondan sonra dönmüş Hazreti Hanbele: “Ve aleykume's-selâaaaam!”.
“Oğlum demiş, seni tanımıyorum, niçin geldiğini de bilmiyorum, şimdi içinden dersin ki: “Bu adam köpekle meşgul oluyorken ben ALLAH’ın selâmını verdim ona, mukâbele etmedi!” diyeceksin. Ben Cenâb-ı sallallâhu aleyhi ve sellem'den bir hadis biliyorum demiş. Ondan korktuğum için senin selâmını reddettim beklettim!” demiş.
O hadisi söylemiş, Hazreti Hanbel 3 tâne hadis biliyor. Onları bile sormadan dönmüş geriye..
“Bir İslâma; bir hayvan, bir düşmüş veyahut bir yoksul her hangi bir işi için müracaat ederse, o adam bunun işini ister yapabilecek kudrette olsun, ister yapamayacak kudrette olsun. Gelir senden der ki: “Efendim müşgülde kaldım bana 20 lira ver!”
Yoktur paran değil mi?
“Azizim ben canım gibi sana 20 lirayı veririm ama yok!”
Yani o, onun müşgülünü sözle, lakırdıyla, maddeyle şunnanbunnan gidermeyen, işi yarıda bırakan adam, benim yarın ahrette Livâmın altına gelemesin!” buyurmuştur, Cenab-ı Peygamber. Bu hadisten korktuğum için demiş senin selamını geciktirdim köpeğe yediriyordum!” demiş.
Aha hayâ buradan başlar!
O halde ne kadar hayâsız olduğumuzu hepimiz, ben de dâhil itiraf edelim ağalar!..
-------
Asıl bu sevgiyi işte bulabilmek için, biliyorsunuz İbrahim Peygamber çocuğu olmadı dua etti :
“Ya Rabbi bana bir evlat ver! Bana bir evlat ver! Onu Senin yolunda kurban edeceğim!” dedi.
Evlat verildi.
İsmail 14-15 yaşına geldi nur topu gibi bir çocuk.
Evet, 80 küsur yaşındaki bir adamın evladı oluyor.
Başka evladı yok.
Ona bağlanmak, onu sevmenin tartısını siz kendi kabiliyetinizle ölçün.
-------
Rasûlullah bir kızına kıyam ederdi.
Ne Cebrail’e ne Ebu Bekir’e hiç kimseye kıyam etmezdi.
Hz. Fatıma girdiği zaman ayağa kalkardı.
Torunları olduktan sonra Hz. Fatıma’nın torunları yine kızına kıyam ediyor.
Bir gün Rasûlullah efendimiz namaz kılıyor Hz. Hüseyin omuzuna yapışmış.
Onunla beraber secdeye gidiyor.
Fahr-i Kâinatın şeyine çıkıyor, torun sevgisi.
Bu sevgiler tomurcuk verdiği zaman ortaya çıkar.
Bir kadının evladı olduğu zaman, zayıf kansız bir kadın gece sabahlara kadar uykusuz kalır.
Sabahtan sanki uykusunu uyumuş gibidir.
Kim veriyor onu.
Asıl Allah sevgisidir.
O parça ondandır.
İnsanı sevmek.
Birbirinizi seviniz demek Allah’ın bir Allah’ın Hayy’ı var sende.
Allah’ın menevişi var.
Nur-u Rasûlullah var onu sevmektir.
İsmail oluyor.
Hz. İbrahim diyor ki :
“Oğlum sen benim ciğer pâremsin. Ben seni Allah yolunda zebh edeceğim. Keseceğim!” diyor.
Evladını Allah yolunda kesecek.
Allah sevgisi demek, evladı da sıfıra indiriyor.
Oğul : “Baba mâdem böyle diyorsun, Allah emretti hay hay!” diyor.
İtiraz etmiyor babasına.
Gidiyorlar meşhur dağa.
Yatırıyor. Bıçağı hazırlıyor. Hazırlamış. Gizlemiş.
“Baba diyor gözümü bağlama” diyor.
“Ben yumarım. Yalınız ellerimi bağla” diyor.
“Belki kesilirken!” diyor
“Bir yere takılır bıçak. Ben çırpınırım, babalık şefkatın galebe çalar Allah’a karşı vazifeni yapmış olmazsın!” demiş.
İsmail şey ediyor. Bağlanıyor böyle.
Mübârek boynunu uzatıyor.
Hz. İbrahim kaldırıyor bıçağı : “Ya Rabbi Sana nezr edeceğim oğlumu niyet etmiştim. Şey edeceğim!” diyor.
Bir içini çekiyor bir : “Bismillah! BismillahuAllahuekber!” der demez, arş titriyor yerinden! Arş titriyor…
Bu babaya itaatın, evlada karşı muhabbetin Allah’a karşı sevginin hepsine galip geldin mi!
Cenâb-ı Allah zâlim değildir.
O anda : “Bıçağı çekme!” emri çıkıyor.
Bıçak kesmiyor.
O zaman Cebrail, bildiğimiz koyunu kucaklıyor bir koçu getiriyor : “Bunu yerine keseceksiniz!” diyor.
Onun için kurbanda şimdiki kurbanlar, kıyma yapmak için bir, kavurma yapmak için iki, gösteriş için.
Kim ne derse desin bu böyle.
“Efendim senede bir defa fakirler yesin!”
Senede bir defa fakirlerin et yemesinden ne çıkar oğlum?
Sen her gün yiyorsun.
Yediğin zaman : “Elhamdülillah!” dediğin zaman yemeyenleri düşünebiliyor musun sen?
Mesele orda.
Düşünebiliyor musun?
Koyun..
Şimdiki koyunlar getiriyorlar işte davardan şuralarda buralarda.
Hacı amca şey alacak, eee al kaça?
“Ben beş tane alacağam!” Zengin adam .
“200 lira!”
“Yav 190 liraya ver!”
Eller hadi aldıydı, verdiydi, aldıydı.
Allah unutuluyor orda.
Ötekisi Hacı efendiyi kazıklamaya çalışıyor.
Hacı efendi biraz eksiğine almak istiyor.
Ama bunlar hakiki içinden gelmiyor.
Hakiki kendimizi unuttuk.
Bizim üstümüzdeki iğreti insanlığımızdan geliyor.
Çünkü o koyun yavru.
Anası doğurur onu iki küçük emzirir.
Hadi ağıla girer yavrular orda melerler.
Anası orda meler.
Çünkü sütü mandıraya gidecek, satılacak yağ yapılacak.
Asıl kurbanın ne olduğunu biliyor musun?
İsmail’i taklid eden kurban olacak!
Sen kuzuyu anası süt vermekten artık men’ edecek.
Anasından hakkı olan Allah’ın verdiği hakkı olan o sütü emecek doyuncaya kadar.
Tarayacaksın süsleyeceksin 3, 5 ay, 6 ay evdekiler alışacak ona. Çocuklar : “Kuzum nerde ana?” diyecek.
Mektepten gelen onu : “Bak mektepten gelen de yaprak getirdim ona!” diyecekler.
Kuzu evin halkından olacak.
Kurban geldiği zaman, şimdi çocuklar gelecek :
“Baba kesmeyelim bunu!”
“Baba kesmeyelim!”
Hanım : “Yavv nasıl keseceğiz, efendi başka bir koyun al! Bu bizim için şey oldu!”
Ahaa o İsmail yerine geçiyor.
Üzüntü şekli, aha bu kurban olur oğlum.
Öteki ne olur.
Öteki müsâdenizle kavurmadan başka bir şey olmaz.
“Ama ben kestim oldu!”
Devam edin öyleyse olursa.
Hakiki kurbanı söylüyorum.
Bizim gibi gösteriş için değil.
Nasıl ki biz Allah’ın kelâmını bu gün iki şeyde kullanıyoruz. Otomobillerimize küçük Kur’ân asıyoruz bizi korusun diye.
Bir yere giderken cebimize koyuyoruz.
Bir de Mezarlık Kitabı yaptık onu.
O, bizim Kitabımız!..
Kur’ân canlının kitabı, mezarın kitabı değil!
Onun için : “Allah!” denilmeyen evde hayır yoktur oğlum.
Rasûlullah buyuruyor.
Ben uydurmuyorum...
Onun için insanın cesedi benim lakırdım değil oğlum.
Ben neyim ki benim lakırdım olcak.
İnsanın cesedi efendi oluuur!..
Birde ruhu efendi olur.
Cesed, cesedi efendi olarak doğan bir adam olur, ruhu edepsizdir.
Ruhu cesedinden utanarak o da efendi olabilir.
Yahut cesedi onu efendi haline sokar.
Ruhu efendi olan cesedi efendi değilse, ruhun efendi olması çok
güçtür oğlum!
Bir adamı bağlıyorlar bir yere, çoluğunu çocuğunu, karısını anasını babasını gözünün önünde kesiyorlar bu adamın.
Ve kaçıp gidiyor iki kişi.
Bu cemiyette her gün gazetelerde okursunuz.
Adam ondan sonra iplerini şey ediyor.
Bu adam Ruhen maktul mudur?
Ruhen maktuldur.
Çoluğunu çocuğunu gözünün önünde ruhunda, anasına, babasına çocuğuna karısına ait bir sevgi, bir bağlılık vardı sen onu kestin.
Katlettin bunları.
Bu adam maktuldür. Yani katledilmiştir ruhu.
O adamda hiddetten gidiyor.
O vuran adamları temizliyor.
Cesedinden katildir bu adam.
Ruhundan maktul cesediyle katildir.
Ne ceza verirsiniz buna.
Konuşmazsınız!…
Bir adam dış görünüşüyle gâyet doğrudur.
Fakat iç görünüşü ile zâlimdir, hırsızdır.
Ne ceza verirsiniz buna.
Bir adam dış görünüşüyle zâlimdir.
Fakat iç görünüşüyle fevkâlade doğru bir insandır.
Bunlar Allah’ın hikmetleridir.
Onun için hiç kimseyi hakir görmemek lazımdır.
(Devamı sonraki kayıttadır…)
Comments
Ayhan
Nesli 😀😀 ; ☕️kahveler benden bu akşam herkese
Dilek
dünde sizdendi olmaz Nesliden😊
Dilek
okumayan bir kişi var oda belirtti zaten okumadigini durustcce
Dilek
bu soruyo sorma maksati nedir? ve neden ceseti tercih edilir
Dilek
yok bildiginiz birr seymi var diye sordum kasıt diye değil..açıkcası burda her iki durumdada birbirini efendi edebilir kisiye gore degisken bir durum
Dilek
benim ruh
Dilek
yok yanlis anlasilma yok merak etmeyin..sadece biledigim bir sey olabilir diye sordum
Dilek
her ikisinide efendi oldugu yazili..cesedi onu efendi haline sokar diyor..cesedi efendi degilse diyede bir ifade var... .
Dilek
cesedi efendiyse sorun yok..ben ruh derken kendi adima bu adimi atladigim icindi😊
Dilek
hangisi hangisinden utandi onu bilmiyorum işte
Dilek
anladim...bende diyorumki ceset ruhu efendi yapmis heraldeki bende ruh dedim
Dilek
tabiki degil ..cesed kismini gectigimizde ne olur onu dusunun diyorum..
Dilek
siz ceset diyorsunuz tamamda oylemisiniz...kendinizi ceset olarakmi goruyorsunuz...sayet oyleyse ruh su anda efendimidir sizde
Dilek
tercih yapma şansımız varmı?
Dilek
ceset ruhun elbisesidir zaten..
Dilek
ama su var hangisine ağırlık verilmesi konusunda açıklayıcı oldu
Dilek
derin bir konu
Dilek
ceset ile ruhu efendi yapma olasiligi yuksek olunca ceset oluyor..ama ruh cesetten utanip da efendi olabiliyor her ikiside efendi olabiliyor
Dilek
sanirim bir tercih yapamiyorum..hangisi hangisini efendi yapar bende soru bu
Dilek
durustce soylemem gerekirse
Dilek
cunku kendime gore yorumlamam lazim bunu
Dilek
ruhum agir basarsa cesetimden utanip ve efendi olabiliyorsa..nasil tercih yapabilirim
Dilek
bu sanırim kendi bilimcimizle yaptigimiz bir sey degil
Dilek
o daha kolay gorunuyor
Dilek
ama tercih etme imkanimiz da yok..oyle desek..yaradılışımız hangisi ise o onu efendi yapacak sanırım
Dilek
bende tesekkur ederim..bu konular tasavvufa giriyor her platformda bu konuları konusmak zor...
Dilek
amenna bilgim dahilinde bircok konuda konusuruz tabiki insAllah..
Dilek
ona kesinlikle katılıyorum Ayhan bey ama o kadarda vahim degil..mutlaka yasayarak ögrenilir ve arastirma sorma geregi duyulur
Yusuf
Hz ibrahimin kıssaları ile biz insanlara hep bir hikmet verir; ruh, nefs ve vücudumuz ile ne acaip bir üçgenin içerisindeyiz şu hayatımızda. Sağolsun hocamız çabası için...
Dilek
🖒