
Sen , en çok yağmur tanelerine benziyordun.
Yağınca bi kıyamet oluyordun ;
Güneşi gördüğünde beni yalnız koyuyordun ?
Sen en çok yağmur tanelerine benziyordun...
VE bana , dünyayı karartsalarda bulutları sevdiriyordun.
Uzaktılar bana , lakin ; her birisi SEN taşıyordu dünyama...
Bazen çok soğuk olduğun oluyordu,hatta donuyordun.
Karakış yağdırıyordun dünyama ,ama olsun ;
Yinede yağıyordun yüreğime işte , VE yağdığın yerin ,
Katran olduğu kadar beyazdın...
Ap-aktın , sen en çok yağmur tanelerine benziyordun...
Bolluktun , berekettin , rahmettğin ; ama gittin
Eğer güneş baharın adıysa , ben boranı özledim ,
Tipiyi , fırtınayı , ıslanmayı özledim,
Hele ki bir ıhlamur ağacının gölgesinde
Ayazda kalmış it misali titremeyi nasıl özledim.
En çok yağmuru özledim, VE sen ,
En çok yağmur tanelerine benziyordun...
Senden önce dingindim , alabildiğince mutedildi yüreğim.
Sonra bir fırtına koptu...yenildim , gücüm yoktu..
Kırdı geçirdi , her bir ynımı bir mahzene soktu.
Yağmur damlalarının yekünüydü fırtına ,
VE fırtınadan şikayet eden yoktu...
Şimdi her yer günlük-güneşlik
Yağmuryağmıyor artık...
Saçlarım öpmüyor ensemi yağmur taneleriyle.
VE yüzüm okşanmıyor artık yağmurun elleriyle...
Kahrolası güneş , içime DAĞ gibi yağmur özlemi soktu...
Vay beee...Meğer benim fırtınaya özlemim ne çoktu...
Şerif Korkmaz
