
Ulan bre mutluluk ,
İdamdan sonra çıkan af gibisin şerefsizim haa...
Beyhude geçti ömür , kırkına merdiven dayadık ,
Ancak mı teşrif buyurdun yanıma ?
Deniz mavisi gibiymiş gözlerim doğduğumda..
Bir sevda masalına mekan ,
Lebiderya kumsallar gizlermiş arkasında.
Okadar berrakmış ve okadar mavi ki
Tatlı bir huzur takarmış bakanların yakasına...
Biz altı kişiydik , aynı yılın çocuğu...
Biri şenoldu biri muhammet...
Bir diğeri mehmetti , ve kardeşi nazım....
Ötekinin adı hikmetti mesela..
Benim bir ismim olmadı hala....
Aşağıda mavişti yukarıda ; hep mavişti mesela ,
Her oyunda komşunun canımı kıran...
Hatırlıyorum , bir feraye teyze vardı
Arka sokağın başında...
Ben camını kırsam gülerdi , nazım saksısını kırınca
Saatlerce okurdu bela...
Derken okul başladı , hayata müdahil olduk....
Galiba hayatın bir başka adıydı bela.
Okuldaki ilk günümdü ,bayrak direğinin dibinde düştüm mesela...
İlk kez dizim kanadı , elim acıdı , VE ondan beridir ;
O ilk düştüğüm yerdeyim hala...
Büyümedi çocukluğum , büyütmediler...
Dağlıydık ya , flütün ne olduğunu bilmediğimiz için ,
Kırk kişilik sınıfın taa orta yerinde
Çocukluğumu tokatladılar...
Dedim ya , müdahil olmuştuk hayata ve
Hayatın diğer bir adıydı bela...
Olmadı , emek edemedik ilimi dersi..
Ama orada öğrendim ben hayata hırsı...
Bir mutluluk çalmaktı muradım hayattan ;
İşte , işte o an öğrendim düzü tersi...
1985 in nisanıydı , bayrama hazırlanıyorduk , hani çocuktuk ya...
Çocuklar ! sizinle bir piyes hazırlayalım dedi sultan hoca.
Bremen mızıkacılarını canlandıracakktık , yaşlı , dışlanmış
Bir sürü zevatın , yaşama karşı ortaklığını...
Tonyalı halanın oğlu , onüç numara murat...
En cüsselimiz oydu ,
Sultan hoca;eşşek sen ol dedi murat...
Mafrat ahmet dayının oğlu kibar , elli bir numara...
Köpek oluverdi dedemin namaz postunu geçirince sırtına...
Cavit dayının okan , otuzüç numara...
Kırmızı kartondan bir ibik , horoz oldu , tırmandı bir duvara...
VE ihsan amcanım oğlu ahmet , yirmibir numara....
Üç haftadır meğer tırnağını kesmiyormuş
Beni tırmalamak için , kedi oldu ya....
Orkestra tamamdı , sıra iki hırsız bulmakta....
Kimsenin istemediği bir roldu , bizde kendimizce saklandık...
Nazır amcanın oğlu hamza ve ben , denize düşsek batmazdık ,
nede olsa tipimiz kayık....
Yanisi şu ; on yaşında ilk kez hırsız olduk...
Küfesi boş , hiç bir şey çalamayan bir hırsız...
Bir mutluluk çalmaktı muradım hayattan oysa....
Bakmayın siz öyle saçımın uzun , cildimin düzgün olduğuna...
Yaşadığım kadar daha yaşamam , merdiven kırk'a dayandı....
Akıllanmaya fırsatım olmadı , beni kavgam delirtti...
Üzülünce bile gülüyordum artık ,
Bana her gün bayramdı...
Hiç bir şey çalmadım , çalamadım...
VE zararım dokunmadı hiç kimseye....
Çocukluğumun tek borcu , bahçesindeki çitini yıktığım nazmi dedeye...
Ulan sanki hükümet yıktım , ihtilal ettim...
Kan akıttım , yönetime el koydum , demokrasiyi katlettim...
Bir ay boyunca evime ormanlardan gittim ;
insanlığımdan çıktım..
Oysa ben sadece çitin arkasındaki gülü alacaktım...
Bütün bu kavganın içinde ölmüş çocukluğuma rağmen ,
Ben genede zeki bir çocuktum...
İlkokul ikinci sınıfta istiklal marşının
Kırkbir mısrasını ezbere biliyordum...
Bestecisi zeki ÜNGÖR dü, soğan zambakgillerdendi...
''Ben'' feraye teyzenin camını kırdım cümlesinin gizli öznesiydim...
Artezyen kuyusunun ne olduğunu biliyordum , hatta
Basit bir termometre modeli bile yapmıştım....
Ben , kavgaların öldürdüğü çocukluğuma rağmen zeki çocuktum...
Zikrederken küfredesim geliyor bu dile
Bir hesap makinesinin hayalini bile
Kuramadan geçti çocukluğum...
Hı hıııı...merdiven kırka dayandı....
Şimdi evimde üç bilgisayarım var...
Altımda arabam , sevdiğim bir işim..
Ama ben çocukluğumun mezarında kalmışım...
Hırsızım ya , rüyalarımda bile mutluluğu çalmışım...
Ooofffff ilahi kudret of...
Boşverin , nasıl diyordu şair...
Biz ki , biz bize yaşarken
Bize zülmeden devrin sültanını öpeyim...
Böyle kitap böyle düzen , böyle yazarı
Bize ders diye okutan hocanın mezarını seveyim...
Bırakın yansın , horlanmışların dünyası ;
Söndürmeye gelen itfaiyenin
HORTUMUNU TEPEYİM.......
Şerif rf KORKMAZ ....
