
Seni özlemiyor değilim ha
Sadece yollarını gözlemiyorum
Düşlerimde bahçesinde kaç çiçeğin katilisin
Bilsen, başka bir şey söylemiyorum
Hırs fazla zararlıdır hırslanana
Yağmur ıslanana, ilişki kıskanana
Dayanmaz iki topuğum hızlanana
Ve sen bu şehre geç gelen bir yağmursun ıslanamam
Umarım mutlu olursun, kaf dağından inip
Bir yıldönümü kutlar, inandırır aşka biri
Ve gelir hizasına gözlerinin, aşk kadehi
Ben bile beni unuttum, bu başka biri
Sanırım çok önceden yalnızlığa vardı meyilim
Ben hiçbir sorunun cevabı değilim
Bir kağıt, bir kalem, bir çay kuru bir akşam
Ülkenin duvarlarında ismi yazan deliyim
Elimde kalem, kulağında nağmeler var
Daha bir balıkçı oltasında yakan kalmış
Bu his derin, sırtıma batan sarnıç
Şu mendili al sil dudaklarında yalan kalmış
En çok aç kalan ilk önce tadanlarmış
Günleri unuttum demek ki sorun zamandaymış
Bu his derin, sırtıma batan sarnıç
Şu mendili al sil dudaklarında yalan kalmış

Beni kimse sevmedi sen gibi içim direnir
Senin yokluğundan bu yana gönlüm aşk dilenir
Şimdi yüküm ağır dolu bir dert treni
Seni kırdığım için özür dilerim
Üzgünüm sana ayırmadığım saatlere
Üzgünüm sana uğramadığım günlere
Kırgınım eline dökmediğim güllere
Kırgınım yüzüne bakmadığım dünlere
Beni kimse özlemedi sen gibi vefasızlık ömrüm
Pişmanım sürekli ilgisizlik gördün
Kendi kazaklarımı liğme liğme etlerinden ördüm
Yüzüne bakmaya yüzüm yok ışıklarını söndür
Hayalet gibiydim seni anlamamak inancımdı
Kalbinde kiracındım
Meğer döktüğün her gözyaşı bir dar ağacıymış
Özlemek sana direnmekten acıymış
Velakin pişmanım inanmasan da
Görmesen de sesimi duymasan da
Senden bir beklentim yok be gülüm olmasın da
Bu basit bir mektup gözlerin dolmasın da
Benim gibi birini kalbin nasıl olurda sevdin
Nasıl olurda yıllar yılı gülümsemeni verdin?
Bak şimdi uzaktasın tek başıma bu derdi
Kafamı duvara vurarak taşıyorum kadın kendimi yendim
Kendime kızgın kendime kırgınım
Artık azalttım şu mürekkepli zıkkımı
Her dokunuş sen kendimden alamıyorken hırsımı
Al yokluğun sende kalsın tılsımı
Bana acılarını yolla kadın haketmiyorsun
Evde düzine düzine fotoğraf yetmiyorsun
Yaralarını kapat haketmiyorsun
Hala neden seviyor naz etmiyorsun
Kadın sevme beni, ben seni haketmiyorum
Kalbin çığlık çığlığa atarken yetmiyorum
"Üzülme demişsin", şikayet etmiyorum
Nasıl olur da üzülmem pişmanlık kendi yolum
Yollarına dar ağacı kur artık uzanamayım
Bilirsin sessiz bir sinemayım
Bu sana yolladığım risalenin son balayı
Şu zıkkıma koydum yine cebimdeki son parayı
Bir rüzgâr eser bir gülden ömür gider
Bir kömür karası gözüm bir gün bu zulüm biter
Bir gün doğarız belki o gün biz ölümlüler
Bir yerde yanarız elbet, iz kalır gönül tüter
Beni kimse duymadı sen gibi ne garip adamım
Boş bir odada simsiyah bir ekran kadarım
Artık ısıtmıyor içimi közden hırkalarım
Çünkü insanların soğuk yüzüne kanarım
Bıraktım kumarı bıraktım yalanı
En çok elimden yok olmana yanarım
Artık uyku da yok özlemiyorum sanırım
Seni binbir çiçek kokusunun mabedinden tanırım
Beni kimse sevmedi sen gibi ömrüm kurusun
Sen şu an odamda en yalancı konusun
Biliyorum sen benden daha da fazla dolusun
Ama ne çare aklımda çözemediğim sorusun
Oynadığım en büyük kumarsın
Orası yaz belki burası kış masalı
Sevgine yenik düşüp girme kalbe incecik
Burası en büyük yaran ya belki donarsın
Nitekim kırık bir kalbe düştük
Elimde tek silahla harbe düştüm
Seni mi kurtarayım, kendimi mi?
Kalp kalbe ait fakat kalp kalpten neden üstün
Artık severiz de dün gibi gelmez tadı
Artık ölsekte faydası yok kalmaz adı
Artık ne yapsam da dün gibi olmaz tadı
Neyse sen beni sevme kadın

Terk edip ardından baktıklarımın
Üzerine uçar geride külüne sarılan yanmış eski sayfalarım
Rüzgârın asisi koluna girmiş yaktıklarımın
Şu an vardım yanındayım kendime kattıklarımın
Şu son nefesi aranızda artık pay edin
Bu ağır anlamların altlarında ezilmiş lain hain, vahim hâlin
Diyo' kâhin, "Bu sen değilsin, ner'de senin sahin?"
Yaşlı çocuk sakin
Sen güzel gör öyle, bence hepsi çirkin
"Tek ayak üstü yüzün üstü yalan", der o pişkin
Benim karnım yalanlara pek tok ve şişkin
Kin tarlası sevgi vermez kin oldukça ekinin