
Son günlerde burası dahil tüm sosyal platformlardaki kadınlara bakıyorum da;Sırf takipçi kasmak için bu kadar ileri nasıl gidebilir anlamıyorum.Paylaşılan kişiler görseller ayrı,görsellere eklenen yazılar ayrı rahatsız edici.İnsanlar nasıl olur da pazar tezgahına çıkmış sebzeler gibi kendini sergiliyebiliyor anlamıyorum.Bu durum aslında bi hastalık.Yada ülke genelinin teşhire aç oluşunun bir sonucu.İĞRENÇLİK….

kimsenin kimseyi sevmedigi bir zamandayiz,Herkes tek birseyin pesinde Menfeat….

Vitrin o kadar geniş ki, seçenek o kadar çok ki insanlar sevgi ve aşk hususunda da alışverişe çıkmış gibi davranıyorlar. Değişime verilen ya da iade edilen mallar gibi kalpler de sürekli el değiştiriyor. Bugün hayatını anlattığın, sırrını verdiğin ile ertesi gün selamlaşmıyorlar…Sanırım ben bu çağa ayak uyduramıcam…..

Çiçek açsın diye çabaladığımız şeylerin belki toprağı kurudur,
Belki de yanlış saksıdadır..
Belki tüm çabamız sadece bizi yoruyordur...
Kabullenmek lazım, görüneni görmek lazım....

Bazen neyin kavgasını veriyoruz diye düşünüyorum.
İnsan, en büyük zararı yine insandan görüyor........

Hata biraz da bizde;
Herkesi, her şeye razı olduğumuza alıştırmışız.

Herkes payına düşen rolü oynuyor bu hayatta.
Kostümler farklı, maskeler farklı, makyaj farklı.
Ne arasan var bu senaryonun içinde.
- Sahte mutluluklar!
- Sahte aşklar!
- Sahte gözyaşları!
- Sahte dostluklar!
- Zoraki tebessümler!
- Çaresiz kabullenişler!
❝ Ve değmeyecek birine adanmış hayatlar! ❞
Belki de insanlık tarihinin gişe rekorlarını kıran bir sahtelik.
- Tek ortak noktamız.
Hepimizin oscarlık bir oyuncu oluşu!

Ben şuna
inanıyorum bir sevgi insana her şeyi yaptırabilir
Bir de
sevgisizlik….

“Ehline düşebilmekti meziyet,
ötesi gam ötesi eziyet..”

Baktım ki bu hayatta herkes dürüst,herkes vefalı,herkes namuslu,herkes iyilik abidesi, herkes yalan söylemeyen açtım ellerimi yalvardım.Rabbım sen benı ıslah eyle.Bu kadar meleğin arasına nasıl düştüm ben🤷♂️🤷♂️

Eskiyi özlediğimizden değil,
Yeniye alışamadığımızdan;
Mutlu olamıyoruz..!

Yaşın ilerledikçe önemli olanın seni kimin uzun süredir tanıdığı değil,seni kimin gördüğü,duyduğu,anladığı,desteklediği ve sevdiğiyle alakalı olduğunu anlıyorsun…

Eski Türkiye’de insanlar daha sakindi. Nezaket ve zarafet hakimdi. Yokluk vardı ama açlık yoktu. Cehalet, bu denli örgütlü ve özgüven sahibi olmamıştı. Vasatlık, bayağılık topluma böylesine sirayet etmemişti. Yeni Türkiye, görgüsüz azınlığın çoğunluğa galip geldiği bir yer oldu….

Hepimiz içimizin derinliklerinde bir parça yalnızız ve anlaşılmak için çıldırıyoruz…