Payiz
Payiz, 32

dikkat ♈️

About
  • Jellies (Favorite Game)
Photos
  • Payiz
  • Payiz

    şu okullardaki güvenlik nasıl sağlanmalı ! halk çözümü xray cihazı boydan Turnikeyi akıl edip söylerken üç maymunu oynamak sadece polisimise yük bindirmekmi çözüm anlaşılan o ki her veli çocuğunun can güvenliğini sağlamalı ona göre bu artan sıkıntı bence psikolojik değil bunun altında başka bir şey yatıyor bu planı bir çocuk yapamaz bu kadar soğuk kanlı olamaz . onun için dikkat etmekte fayda var . ateş düştüğü yeri yakıyor

  • Payiz
  • Payiz
  • Payiz
  • Payiz

    İiiyi Geceler

  • Payiz
  • Payiz
  • Payiz
  • Payiz

    Edebin ve Emeklerin Gölgesinde: Bir Tuvalin Bedeli

    Zamanın birinde, toprağın nasırıyla elleri sertleşmiş ama yüreği evlat sevgisiyle yumuşacık bir baba vardı. Varını yoğunu, tek umudu olan oğlunun okuyup "büyük adam" olmasına adamıştı. Bir gün tuttu oğlunun elinden, köyün tozlu yollarını geride bırakıp İzmir’e getirdi. Onu okuluna yazdırdı, sıcak bir yurda yerleştirdi ve dualarla köyüne, yalnızlığına geri döndü.

    Zaman aktı; mektuplar ise zamanla yön değiştirdi. Köye ulaşan zarflar artık hal hatır sormuyor, sadece para istiyordu. Yaşlı adam hiç ikiletmedi; ahırdaki son ineğini, tarladaki son mahsulünü sattı, evladı okusun diye İzmir’e gönderdi. Ancak bir süre sonra mektuplar bıçak gibi kesildi. Haftalar aylara karıştı, haber çıkmadı. İçindeki babalık korkusuna yenik düşen adam, elinde kalan son hayvanı da satıp cebine koydu ve bir otobüs camından İzmir’in yabancı ışıklarına bakarak yola koyuldu.

    İzmir’e varır varmaz ilk durağı okul oldu. Fakat idareden aldığı cevap bir tokat gibi yüzünde patladı: Oğlu bir yıldan uzun süredir okula uğramamıştı.

    Dehşet içinde yurda koştu; orada da yoktu. İzini sürmek için arkadaş kapılarını çaldı, aradı, taradı... Nihayet onu Bayraklı’nın tenha, gözden uzak bir sokağındaki harabe bir otelde buldu. Resepsiyondaki görevli, adamın elindeki fotoğrafa bakıp derin bir iç çekti:

    — "Bey baba," dedi, "senin oğlan burada bir ressamla tanıştı. Gönderdiğin tüm paraları ona resim dersi almak için verdi. İlk zamanlar oda kirasını ödüyordu ama epeydir parası bitti. Haline acıdığımızdan sokağa atamadık..."

    Yaşlı adam, yüreğinde büyüyen o ağır taşla oğlunun birikmiş borcunu ödedi ve merdivenleri ağır ağır tırmandı. Kapıyı açtığında karşılaştığı manzara bir babanın en büyük yangınıydı: Duvarları küf kokan, rutubetli ve böceklerin gezindiği karanlık bir oda... Yatakta ise hastalıktan erimiş, bitkin bir delikanlı.

    Gözlerinden süzülen yaşlarla oğluna sarıldı yaşlı adam. Kırgınlıkla, ağlayarak sordu:

    — "Ben seni okulda bilirdim oğlum... Söyle, nerededir sana gönderdiğim o kadar emek, o kadar para?"

    Hasta oğul, yatağında doğrulmaya çalıştı. Kurumuş dudaklarıyla, odanın köşesinde duran, üzeri örtülü şövaleyi işaret etti:

    — "Baba..." dedi sesi titreyerek, "senin paran da benim bütün emeğim de işte o tuvalin içindedir."

    Şövalenin üzerindeki örtü sıyrıldığında, o karanlık ve sefil odayı muazzam bir ışık kapladı. Tuvalde; gün batımının tüm zarafetiyle resmedilmiş, denizi ve martılarıyla büyüleyici bir İzmir Pasaport İskelesi duruyordu.

    Bir yanda satılan son hayvanlar, dökülen alın terleri... Diğer yanda ise o terle beslenip tuvale kazınmış tutkulu bir sanat. Baba ile oğul, küflü bir otel odasında, bir tuvalin gölgesinde sessizce birbirlerine baktılar.

    Payiz
  • Payiz
  • Payiz
  • Payiz
  • Payiz