








Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
'Yandık! 'diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman
Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?
Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?
Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ Câni geziyor dipdiri...
Can vermede mâsûm
Suç başkasınındır da niçin başkası mahkûm?
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...
Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!
Yetmez mi uğradığımız bunca belalar?
Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!
Mehmet Akif

TÜRKİYE'NİN FIKRASI
Şeyhin biri türbe etrafında kurulmuş dergahta kendisine çok yardım eden iyi bir adama el vermiş;
-"Var git sen de kendi dergahını kur, ama şu topal eşekten başka sana verecek bir şeyim yok" demiş.
Adam önde topal eşek arkada az gitmişler uz gitmişler dere tepe derken eşek zaten yaşlı, ölüvermiş...
Adam eşeği gömmüş, başına oturup kara kara düşünürken bir kervanbaşı durup sormuş "Kimin bu mezar, sen ne yapıyorsun?"
-Adam "Çok değerli bir şeyhti, öldü, gömdüm, bırakıp gidemiyorum" deyince kervandakiler hemen bir türbe inşa etmişler, bizim adam da oranın şeyhi olmuş.
Zaman geçmiş, yeni şeyh ve türbe çok çok ünlü olmuş, eski şeyhi de duymuş ziyarete gelmiş.
Yatma saati gelip kalabalık dağılıp yalnız kalınca eski şeyh yeni şeyhe sormuş:
-"Türbede yatan kim?"
-Yeni şeyh "Aman şeyhim sus kimse duymasın, senin verdiğin topal eşek o" deyince eski şeyh kahkahayı basmış:
"Benim türbedeki de onun anası...!"
😲🤣🤣🤣🤣 Iyi akşamlar







*BU HAFTA SONU:*
- Kuşlar yem yerken korkup kaçmasınlar diye yolunu değiştirenlere,
- Elindeki çöpü çöp kutusu bulana kadar elinde gezdirenlere,
*- Tanımadığı insanlara nezaket gösterenlere,*
- Bağışlamayı ve özür dilemeyi bilenlere,
*- Yüzünden tebessümü eksik etmeyenlere,*
- Sürekli kendinden bahsetmeyenlere,
- Başkalarının adına utananlara,
- Her şeyi bilmeyenlere,
*- Haddini bilenlere,*
- Her konuda ahkâm kesmeyenlere,
- Her konuda haklı çıkmaya çalışmayanlara,
*- Ben mi kurtaracağım bu dünyayı demeyenlere,*
*- Nerede konuşulacağını bilenlere,*
*- Nerede susulacağını bilenlere,*
*- Yetimin, öksüzün gözyaşını silenlere,*
- İçindeki fıtrat tohumunu yeşertenlere,
*- Nefsinin değil vicdanının sesini dinleyenlere,*
- İlahi adaletten ayrılmayanlara,
*- Zalime kılıç, mazluma kalkan olanlara,*
- İnsan olarak geldiği dünyadan insan olarak gidenlere,
*- sevgiyi yayanlara,*
- Hırs ile gözü kör olmayanlara,
*- Özüyle sözüyle bir olanlara, *
- Fakir fukarayı gözetenlere,
- Fıtrattan sapmayanlara,
- Hakk ile batılı birbirine karıştırmayanlara,
- Kimseler değil, *Allah ne der* diyenlere,
*- İyilik yapmaktan,yaptığı iyiliği gizliyenlere ve iyilik söylemekten bıkmayanlara,*
*- Yalnız Hakka boyun eğenlere,*
*- Hakkı ve Sabrı tavsiye edenlere,*
- Kulluğu ve şükrü hayatının esasına yerleştirenlere,
*- Gönlü temiz insanlara*
*SELAM OLSUN...* iyi geceler








Böyle mi olmaliydı? Yazık 😥
83 yaşında!..
İşte bu nine,önceki gün yorgun kalbi bedenini taşıyamayınca hayata veda etti...
Nerde öldü biliyor musun?..
Pazar yeri girişindeki bir köşede...
Bir umutla gelmişti oraya...
Yaptığı üç beş kalıp zeytinyağı sabunu...
İki litre zeytinyağını satmak için gelmişti...
Ama satamadı...
Öldü!...
Senin yüzünden öldü...
Benim yüzümden öldü..
Bizim yüzümüzden öldü...
Bu yaştaki insanlar evine ekmek götürecek diye hâlâ çalıştırılıyorsa, biz niye vergi veriyoruz.
Toplanan o kadar vergi nereye gidiyor?
Tam da bir kenara çekilip son günlerini sıcak evinin içinde, torunlarıyla birlikte geçireceği zamanda öldü..
😪😪😪

