
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek ...Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... NAZIM HİKMET

"Otobüsün sol camından manzarayı seyrederken,
Sağ camından kaçırdıklarımızdan ibarettir hayat..."

Sezen Aksu'nun "her şey bir anda anlamsız gelecek" dediği dönemdeyim.

Bir ben kaldım ,ortasında kavganın bir de karanfil yürekli çocuklar

''Deli kadınlar iyidir... Onları çok severim. Çünkü ne kahkahaları tutsak, ne gözyaşları sınırlı, ne arzuları mahpus, ne öfkeleri prangalıdır...

Sevilmek kimin hakkıydı biliyor musun?
-Leyla'sına mektubu ulaşsın diye 25 kuruşluk posta pulu için hamallık yapan Ahmet Arif'in.



❤️ALLAH❤️

"Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın."

"İnsanların maddi durumları veya sahip oldukları şeyler bugüne kadar hiç ilgimi çekmedi. Ben daha çok oturup kalkmasını bilmesine, kültür seviyesine, nezaketli olmasına, vicdanına ve merhametine dikkat ediyorum. Efendilik ve iyi niyet beni o kadar etkiliyor ki.."

''Yoğun bakımdan yaşama geri dönmüş gibi,ruhum yeniden bir şeylerin canlılığını tatmak istiyordu bedenimde,suyun vücudumdan akışını acılarımın yok olusuna benzettim.Kuş olup ucmak gibi,nefes alıp vermek gibi.''

Sezen Aksu'nun "her şey bir anda anlamsız gelecek" dediği dönemdeyim.

Allahın bahşettiği en güzel aksesuardır vicdan. Takın onu yüreğinize...

İçinde bastıramadığın hisler var biliyorum. Bazen geçsin diye dua ediyorsun, bazen içinde kalmasını istiyorsun. Dolup taşsan da bastıramadığın o hislerin seni sen yapıyor, biliyorsun. Ve seni öldürmeyen her acı, daha da güçlendiriyor. Hissediyorsun.

Hiç nefret ede ede sevdiniz mi?

Gece, yıldızlı örtüsünü gökyüzüne serer sermez hatıra, yorulmuş zihinlere ferahlık ve sevinçten ibaret bir neşe hissi geliyor...

Sırtımda tükenmişlik hissi var, bu hissi taşımaktan yoruldum.'

Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyledi.

"insan insana İyi gelmeli,gelmeyecekse hiç gelmemeli."

Mutlu uyumak lazım azizim.. Madem uyku yarı ölüm halidir, O halde mutlu ölmek lazım; Her gece...

Bana yeniden yaşamam, insanların arasına karışmam gerektiği söyleniyor!... Peki ama, kırık dal nasıl meyve taşıyabilir? Rüzgarların kopardığı ve tozların içinde sürüklediği yaprak nasıl yeniden yeşerebilir? Peki, bu genç yaşta bunca keder niye? Ne bileyim! Böyle yaşamak belki de kaderimde vardı... Yükü taşımadan bezmek, koşmadan nefes nefese kalmak...

Özgürlüklerini savunamayanların ödedikleri bedel ağırdır. Özgürlük, değerli olduğu ölçüde kırılgandır da...

"Hani bazı anlar olur ya, insana kendi bile fazla gelir. Kimseyi görmek, konuşmak istemez. Kimseye tahammül edemez. Oysaki tüm canlıları, insanlar da dahil seviyordur. Fakat hayat öyle şeyler yaşatır, öyle boşluklarda bırakır ki insanı, an gelir o çok sevdiğimiz insanlara bile tahammül edemez oluruz."

Keşke nedir Olric?
Hatalarımız efendimiz.
Çok mu hata yaptık?
Keşke diyecek kadar efendimiz.

Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boş yere mağaramdan çıkarma beni.Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna...

Evlilikte mutluluk tam bir piyangodur. İki taraf birbirlerinin huylarını ne denli yakından bilirlerse bilsinler, zevkleri birbirlerine ne denli uygun olursa olsun, bu onların mutlu olma şanslarına hiçbir şey katmaz. Nasılsa sonradan kişilikleri yüzde yüz olarak gelişmeye başlayacağı için paylarına düşen hır gürden kaçınamayacaklardır. Bu yüzden ömrünü birlikte geçireceğin insanın kusurlarını ne kadar az bilirsen o kadar iyi!

Söz gelişi, iyi huylu bir insan olduğuma kalıbımı basamam. Biraz aşırı dik kafalıyım. Oysa biraz daha yumuşak olabilmek gerek. Çevremdekilerin aptallıklarını ve kötülüklerini gerektiği kadar çabuk unutamıyorum. Ne de bana karşı işledikleri kusurları. Yaradılışım belki de biraz kinci denebilir. Birinden sıtkım sıyrıldı mı, temelli sıyrılıyor artık.

Bir insan kibirli olmadan da gururlu olabilir. Gurur insanın kendisiyle ilgili, kibirse başkalarının bizimle ilgili görüşleriyle alakalıdır.

"Duymadığını zannederek sesimin çıktığı kadar ardından bağırdım.
Bu son kozumdu, umutsuz bir seslenişti.
Vız geliyordu sana,
Umursayamıyordun, ilgilenmiyorsun artık benimle.
Altüst olmuştum, kalabalığa karıştım.
-Bu düşten iki saat sonra mektupların ve çiçeklerin geldi.
Yüreğime su serpen güzel avuntular ..."

Ah, Milena Ah! Üstümdeki paltoyu dahi taşımaya üşenirken ben, bu dünyanın yükünü sırtımda nasıl taşıyayım?

"Çok tuhaftı!
Ağlayamadım ; Ruhum paramparça olmuştu."

Güneşin sana gelmesini istiyorsan!...
Gölgeden çık!...


Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?Herkes bağırırken şiirler okumak mı?Susmak mı sözün bittiği yerde? Kusmak mı sindirebildiklerinizi?Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt?Sondan saymaya başladım adları-böyle hoşuma gidiyor-beğenmeseler de seviyorum ellerimi,hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.İtiraf ediyorum…Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok.Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu?Çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!