Mert
Mert, 43

öylesine bir adam

Gölgeyi kendisine rakip sayacak kadar öylesine

概要
  • ピシュティ (お気に入りのゲーム)
写真
  • Mert

    Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim

    Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.

    Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim

    Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

    Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu

    Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu

    Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu

    Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

    Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,

    Saçlarına hasreti tanımayan hallerim,

    Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim

    Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

    Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,

    Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,

    Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,

    Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

    Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.

    Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.

    Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.

    Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

    Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,

    Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,

    Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,

    Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış.

    Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,

    Sanki her noksanımı mecburum itirafa,

    Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa

    Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

    Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,

    Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,

    Kelime-i şahadet getirmem için gerek,

    Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.

  • Mert

    Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez; Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez. İçeride bir has oda, yeri samur döşeli; Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez. Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada, Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez. Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün? Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez. Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi; Usta kaptan klavuza varılmadan geçilmez. Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhava; Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez. Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi; İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!