
Ünlü astronom Carl Sagan’ın “Milyarlarca ve Milyarlarca” isimli kitabından, benim en sevdiğim dizeleri olan; “Bizler, içinde dünyada yaşayan insan sayısından daha fazla galaksi olan uçsuz bucaksız bir evrende, evrenin önemsiz bir köşesine sıkışmış bir galaksinin, sıradan bir güneşin etrafında dönen, mütevazi bir gezegende yaşayan canlılarız…” satırlarını her okuduğumda kendimi çölde bir kum tanesi olarak hissetmekten alıkoyamıyorum. Hayatımın büyük bir bölümünü kapsayan önemsiz şeylere harcadığım zamana ya da zamansızlığıma yakındığım bu hissiyatımı, izlediğim bir filmden veya dinlediğim bir konuşmacıdan daha çok okuduğum bir kitabın bana hissettirdiğini inkar edemem. Bu kadar sıradan insanlar arasından sıyrılıp, farklılaşmayı başaran bireylerin ilham kaynaklarının da kendine ihtiyacı olan hissiyatı veren kitapları okumalarının olduğunun kanısına vardım.