
“Birine hasret kalmak, yüreği öyle güzel olgunlaştırıyor ki. Birini severken büyüyorsun, onun hasretiyle olgunlaşıyorsun.”

Aşktan soyununca, neyi giyinmeye kalksak örtemedik ruhumuzun çıplaklığını!
Aklımızın, kalbi “ne hali varsa görsün”e terk ettiği andır aşk. Yalnız yürünemeyecek bu yolda, elimize bir el, gözümüze bir bakış düşüşüdür. Kendimizi tarife zorlandığımız ve ‘ben’ demekten yorulduğumuzdan dolayı, ‘biz’ diyebileceğimiz birini bulmaya çalışmaktır.
Aşktır, gönüllü düşkünlüğümüzün tek sebebi. Belki de düşmelerin en güzelidir.
Bulutun payına yağmur, yaprağın payına rüzgâr, insanın payına hasret; sevilenin payına aşk düştü. Terk edilen içinse aşk, düştü!

Bir yerlerde hiç bilmediğim güneşler batıyor. Ve orada tüm renkler koştura koştura siyahlar...
