

NARKOZ KAFASİ GİBİ BİR KAFA YOK https://youtu.be/FrMjxzk4UII


COK MU GORDUNUZ...




COK GUZEL BEE

BULAMAZSİNNN BENİM GİBİ SEVENİİ




Öğrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki… Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika. Öğrendim ki… Hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli…
Öğrendim ki… İnsanların başına ne geldiği değil o durumda ne yaptıkları önemli…
Öğrendim ki… Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki… ‘Bittim’ dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.
Öğrendim ki… Sen tepkilerini kontrol edemezsen tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki… Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
Öğrendim ki… Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki…Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki… İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir…
Öğrendim ki… Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
Öğrendim ki… Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Öğrendim ki… Tecrübenin kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok. Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Öğrendim ki… Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.
Öğrendim ki… Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.
Öğrendim ki… Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Öğrendim ki… Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Öğrendim ki… İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Öğrendim ki… Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Öğrendim ki… Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor..




GÜNEŞE YİLDİZLARAAAA

UNUTAMAM SENİİ




BOŞUNA
Sen yoksun
Boşuna yağıyor yağmur
Birlikte ıslanmayacağız ki
Boşuna bu nehir
Çırpınıp pırpırlanması
Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki
Uzar uzar gider
Boşa yorulur yollar
Birlikte yürüyemeyeceğiz ki
Özlemler de ayrılıklar da boşuna
Öyle uzaklardayız
Birlikte ağlayamayacağız ki
Seviyorum seni boşuna
Boşuna yaşıyorum
Yaşamı bölüşemeyeceğiz ki..




“Sen, kum nedir bilmezsin
Deniz görmedin ki
Yum gözlerini zamanı düşün
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir
Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki
Uzat ellerini gökyüzüne,
Ateş bir elinde
Kül bir elindedir
Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir.”


COK GÜZEL SÖYLEMİŞ BEEE

BUNLAR DAHA GUZEL SOLEMİSS

BENİM BU DERDİM....


Enes'in naaşını Diyarbakır'da üç kişi yıkadı. İmam, dayısı ve bordo bereli devre arkadaşı üsteğmen.
Devre arkadaşı, Enes'in kulağına eğildi, “seninle beraber okuduk, beraber eğitim aldık, omuz omuza görev yaptık, ömrümün sonuna kadar hep yanımda olacaksın kardeşim” dedi, sonra da sırasıyla, alnından, ellerinden, ayaklarından öptü. Yıkadılar… Abdestini aldırdılar. Enes her zamanki gibi gülümsüyordu. Her zamanki gibi huzurlu, her zamanki gibi muzip muzip bakıyordu sanki…
Kuruladılar bedenini… Yüzünü sildiler. Gözünden yaş geldi. Bir daha kuruladılar, gene yaş geldi, bir daha kuruladılar, gene… Devre arkadaşı darmadağın oldu, kendini daha fazla tutamadı, onun da gözyaşları boşaldı. İmam, hıçkırarak ağlayan üsteğmenin omzuna elini koydu, merak etme dedi, gözü arkada kaldı sanma sakın, cennetlik alametidir bu, için rahat olsun, bırak gözündeki yaş kalsın, arkadaşınız size cennetin kapısını araladı… Bitirdiler yıkamayı… Devre arkadaşı tekrar eğildi Enes'in kulağına, bekle bizi kardeşim dedi, tekrar sırasıyla alnından, ellerinden, ayaklarından öptü.
Kucakladı. Tabuta yerleştirdi.
Ölüm bile bu kadar güzeldir
Herkese nasip olmaz böyle şehitlik.
Mekânın cennet olsun kardeşim
Diyarbakır Sur ŞEHİDİMİZ




SİGARAYA GELEN ZAMDAN SONRA TİRYAKİLERİN SON DURUMU