


Misafirdir insan oğlu
Rüzgar gibi eser geçer hayatın içinden ,
Bazen lodosun getirdiği yağmurlar gibi ağlar
Bazen poyrazın esintisi gibi buz olur , soğur her şeyden
Bazen meltem eser bahar olur yüzü güler mutluluk dolar
Bazen sam yeli eser sıcacık olur sevinç kaplar her yanını
Sonra kara yel olur eser , sonbaharda yaprak döker ve biter .
Mutluluk anlık sevinçler değildir ,
Hayatın içinde olmak ,
Duruşunu düzenini belirlemek ,
Yaşama iradeni koyabilmektir .
Kendi özgürlüğünü yakalayan her insan mutludur.





AŞK:
maşukunun adı söylendimi kalbin yerinden çıkmasın diye
sol göğsüne atmaktır elini ASHAB-I KİRAM gibi...
AŞK:
maşukunu ölüme göndermektir gelmeyeceğini bile bile HZ. MEVLANA gibi...
... ... AŞK:
maşuk için ölüme bile gülerek gitmektir HZ. ŞEMS-i TEBRİZİ gibi...
AŞK:
anneye saygıdır VEYSEL KARANİ gibi...
AŞK:
eğer ALLAH için seviyorsan sevdiğini
eğer ALLAH'IN rızasını arıyorsan sevdiğinde AŞK o zaman AŞK'tır...



:
Hata'nın muhteşemi nasıl olur ben de anlamadım ? Ya da hata kaç kere yapılır ? Kaç kere hoş görülür ? Hata bilerek mi yapılır,yoksa kızmayacak olanın farketmesi ile mi adına HATA'ydı denir ? Bir defa hata yapan hatasını farkettiğinde aynı türden bir hatayı bir daha yapar mı yapmaz mı ? SEVGİ HATAYI AFFEDER Mİ ?
( KÜÇÜK İSKENDER )












MEVLAM ey MEVLAM
Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder
Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder?
Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder?
Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder?
Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder?
Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder?
Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder?
Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder?
Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder?
Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder?
Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder?
Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder?
Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder?
Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder?
Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder?
Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder?
Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder?
Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder?
Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol.
Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi! bizlere yardım et ..merhamet et Amin.
erdem



Kimseye benzemem ama, farklıyım tribine girmem. Görmek istediğin gibi değilim, gösterdiğim gibiyim. Tavrım belli, tarzım belli. Kendimden ödün vermem. Ne
meleğim ne şeytan, ne adam çarparım, ne de sazanım. Sahte sözlere karnım tok, gerçek desen bu alemde yok. Herkes beni ilgilendirmez, Kendimi bilirim. Kimseyi kıyaslamam, kıyaslayanlada işim olmaz. Ne seçme gibi bir lüksüm var, nede sєçilmє gibi ayrıcalığım. Kısacası ben herkes değilim, herkeste ben değil...


Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın.
Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “acaba burda mi” diye kokuyu duyanın gözü seni arasın.
Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın.
Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanin acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar. Unutma, masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter.
Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de. Ama olsun. Kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine bakımına muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olamaz. Sevmek çok güzel. Hele bir de her koşulda sevilmek.
Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur.
Salaş bir restaurant edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bir şey gelmeyeceğini bil. Bir gün belki kapanır ya da yıkılır. Ama sen önünden her geçtiğinde “burda eskiden hep bi yerim vardı” dersin.
Bir hobin olsun. Kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğin. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün. En iyi yaptığın şey olsun. Insanlar şaşırsın. Senin icin çocuk oyuncağı olsun.
Bir şey iste. İmkansız olsun. Peşinden koş. Yorul. Defalarca vazgeç. Defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın. Düşündükçe saç diplerin bile uyuşsun. Her ne ise bu istediğin, aşk da olur iş de. Bağrına taş bas gerekirse. Yeter ki gece yatağına yattığında “ben elimden geleni yaptım” de. Bazen kazanamamış olsan da, yapabileceklerinin ya da bir şeyi delice istemenin limitini görmek de zaferdir.
Vakit ayırdığın bir ailen olsun. Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğin. Pişmanlık kötüdür. Bir daha geri getirmeye gücünün yetmedikleri içinse, iskence. Kıymetini bil. Yarin ne olacağı belli degil. Kalp krizi dediğin bir kaç saniye. Kalp kırma.
Sınırların olsun aşılamayacak. Duvarların olsun yıkılamayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın.
Bir alanın olsun metre karesi dert değil. Kapısını kapattığında gercek sen olabildiğin. Dört duvardan birininin dibine çöküp ağlayabildiğin. Güçsüzlüğünü yaşayabildiğin. Sonra daha güçlü kalkabildiğin. Kaldığın yerden devam edebildiğin. İnsan en Çok kendini özlüyor çünkü.
Bir sevdiğin olsun tabi. Belki hayallerindeki gibi olmaz koşullar ama bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bi başka. Para amaç değil araç olsun mutluluğuna. Olmadığı zaman da elindekini cömertçe paylaşabil. En çok onla gül. Saatlerce muhabbet edebil. Birbirinize ulaşamadığınızda, “başka biriyle mi acaba” diye değil “başına bir şey mi geldi” diye endişelen. İlişkini başkalarıyla kıyaslama. Biri sevdiğini çok söyler, biri daha çok gösterir. Sen de biri eksikse bu seni daha az seviyor demek değildir.Telefon karıştırmakla ömür geçmez. Bir insan bir şey yapmak isterse yapar. Kalbin temizse, sen araştırmadan da karşına çıkar korkma. Sonuna kadar güven. Bir gün kırılırsa kalp yenisini inşa eder.
VE
Kalbini temiz tut. Çevreni de. Unutma yaptığın her iyilik bir gün sana geri döner.


Yola çıkmak önemli bir adımdır.
Ama sadece yola çıkmış olmak yolun sonuna kadar gideceğin anlamına gelmez.
Yolda her zaman bir ara sokak çıkacaktır karşına, çıkmaz sokaklar, geriye dönen sokaklar, bir eve açılan sokaklar… bin türlü sokak çıkacaktır karşına.
... Yola devam etmek güçtür.
Her an geriye dönmek için bahane üreteceksin.
Yolda ilerlemek inanç ister, azim ister,
Ve her yol illaki iyi bir yere ulaştıracak da değildir seni.
Yolun bitiminde pişman olma riskinde vardır.
Yola çıkmak önemli bir adımdır, ama sadece bir ilk adımdır. Macera devam eder.
Ve gene de en güzel yol, sonu bilinmeyen yoldur.





Kırkından sonra bulduysan bir kadını. bil ki, bağını bilmediğin üzümden şarabın var mahzeninde. bakmasını da bilir, sevmesini de.. Ama unutma; İyi şarap, yıllanmış şaraptır. Ve iyi şarabın dibinde tortu olur. Kadehe doldururken nazik ol, Bulandırma geçmişi. Gözleri ışıl ışıl bakar da, arada gölgeler geçerse telaşlanma; yerine kök salmış ağacı başka yere taşısan da, kalır birazı o topraklarda. O kökler, biraz yaralarıdır. Kırkından sonra bir kadın dediklerine değil senin içtenliğine bakar. Aklı sağlam, kalbi ürkektir. İncinmiş yanlarını hatırlatırsan, o aklı; toplar gider kalbini.. Yani anlayacağın, kırkından sonra bir kadına kendinden fazla güven ama genç bir kızdan fazla titre üstüne.. 'İkinci bahar' dediklerinde de inanma!.. O Senin İlk Aşk'ındır, Gerçek bir kadınla...
Robert De Niro



Hayatım boyunca kendimle ilgili olarak uzun açıklamalara girmekten kaçındım. Yani duygularımı bütün açıklığıyla uzun uzun anlatmadım kimseye. Bunu yapmak doğru muydu bilemiyorum ama bu böyle sürdü. İstedim ki bana bu kadar yakın olan insanlar birkaç kelimeyle, birkaç cümleyle, bir bakışla, bir nefes alışımla anlasınlar neler olup bittiğini. Çünkü ben böyle anlayabiliyorum. Eğer sahiden birinin yakınında duruyorsam, bu kadarla da olsa farkına varabiliyorum olup bitenlerin. Yakınlarında olmanın hakkını veriyorum ve bunu onlardan da bekliyorum.




Yola çıkmak önemli bir adımdır.
Ama sadece yola çıkmış olmak yolun sonuna kadar gideceğin anlamına gelmez.
Yolda her zaman bir ara sokak çıkacaktır karşına, çıkmaz sokaklar, geriye dönen sokaklar, bir eve açılan sokaklar… bin türlü sokak çıkacaktır karşına.
... Yola devam etmek güçtür.
Her an geriye dönmek için bahane üreteceksin.
Yolda ilerlemek inanç ister, azim ister,
Ve her yol illaki iyi bir yere ulaştıracak da değildir seni.
Yolun bitiminde pişman olma riskinde vardır.
Yola çıkmak önemli bir adımdır, ama sadece bir ilk adımdır. Macera devam eder.
Ve gene de en güzel yol, sonu bilinmeyen yoldur.
