
İnsanların kıyafetleriyle ilgilenmiyorum...
Zengin ya da fakir oluşlarıyla da...
Açık mı, kapalı mı bana ne ne yemiş
Ne giymiş, ne takmış, umurumda değil.
yüreği güzel insanlar lazım...
Yüzlerimizden gülümsemenin
Kalplerimizden sevginin
yaşamımızda sevdiklerinizin eksik olmadığı
Güzelliklerle dolu ömrümüz olsun

Rahmetli babanem üç kış bizim evde kalmıştı. Evi çok soğuk oluyor, bizim ev kaloriferli diye bize getiriyordum ama hep evine gideceğim diye tutturuyordu sabahları. Alzeimer başlamıştı artık. Gerçi normaldi 90 lı yaşlardaydı. Bizde kaldığında yazdığım içimden dökülen satırlardı alttakiler. Belki birilerinin yüreğine dokunur diye paylaşmak istedim Hande hanımcım😍
Siz hiç 90 yaşında oldunuz mu ?
Ben babanem yanımdayken oluyorum çokça...Bazen imreniyorum ona nerdeyse bı asır geçirdi ,biz o kadar yaşıyacak mıyız diye...İçim cız ediyor bazı anlarda onun vazgeçmişliğini hissettiğimde...Yanımızda oldukları sürece yaşlı berekettir...Aynı anda sabırdır,anlayıştır,muhabbettir,sevgidir,çokça da empatidir...Şöyle ki :)/
Sabır 🙂 Bazen üst üste gelen şikayetlere tebessüm etmektir.
" O eski şarkıcïlar,programlar yok mu artïk ,tabi herkesin elinde telefon,kimse televizyon seyretmiyor diye programları geçiştiriyorlar !
"Bu terlikler benim değil !! "
"Bastonunumu değiştirmişler !! " sözlerine destek verip onunla birlikte tatlılïkla şikayet etmektir.püf nokta çok gaz verip öfkesini artırmayın aman aman 🙂
Hiç sevmediğiniz halde birlikte o severek izliyor diye Recep İvedik izlemektir 🙂
Anlayış : ☺️Her gün istikrarlı olarak sorsa da yeni dünürleri üç kuşak öncesine kadar tarif etmektir ! Eğer eşref saati geldiyse konuyu ustaca kaydïrıp onu kedi videolarıyla güldürüp yumuşatmaktır 🙂
Muhabbet 🙂 Her akşam, yemekte ev ahalisi toplaşırken geçen senelerde Amerika'ya gidip gelen Kaan'a " ne zaman geldin sen,biz senle görüşmüş müydük " sorularını sormasına, selamlaşmasına kahkahayla eşlik etmektir 🙂
Elimize telefon,tablet aldığımızda yüzünün asıldığını farkedip suçluluk duymaktır.Faceye onunla girip fotolara onunla bakıp dedikoduları onunla yapmaktır, yazïları ona okuyup arada fikrini almaktır.Onun hâlâ önemli olduğunu farkettirmek,sohbete katmaktır 🙂
( Bugün çok sıkıldı akşamüstü... " Otur otur nereye kadar bakalım " dedi. Hadi o zaman takla atalım değişiklik yapalım " dedim, " yoook o zaman tam bir değişiklik olur atmayalım kalsın böyle iyi " dedi,patladı gülerken :)))
Gece yatırırken “ hadi babane iyi geceleeeer, öpsün seni yedi cüceleeer “dedim geçen gece.. “Aaa sakın ha, gelmesin öpmesin cüce müce , korkarım ben “ dedi .. Gülüşe gülüşe yattık 😄🙃😄😋
Sevgi 🙂 Bazen mutsuz oturup boş boş bakıyorsa uzaklara,yaşının yorulmuşluğu,bıkkınlığı çöktüyse üstüne,başınızı omzuna koyup yanında hissettirmektir kendinizi...Eski anıları deşip hüzünleri veya mutlu anları anıp eskiye özlemine ortak olmaktır.Onlarda, gelecek ve bugün yok,torbaları geçmişle dolu tıka basa 😞
Hiç 90 oldunuz mu ??
Belki çook,belki birkaç nefesimiz daha var.yüreğinize birer fiske daha sabır,anlayïş,muhabbet,sevgi koyun ... Yiyip bitiren kin ve öfkelerinizi törpüleyin...Kaç yağmurumuz,kaç cemremiz,kaç yazımız kaldı bilinmez ki !!! (alıntı....)

“Bir dostu olmalı insanın,
Gözle değil,
Gönülden seven…
Yanında olmasa bile,
Neşesini, kederini hisseden…
Yüklerini hafifleten,
Yangınlarını serinleten…
Doğrularını besleyen,
Yanlışlarını gösteren…
Her koşulda yüzünü güldüren…
Başarısında ve mutluluğunda
Sözüyle değil, özüyle sevinen
Acı günlerin tesellisi,
Tatlı günlerin şerbeti,
İyilik, güzellik abidesi,
Candan, içten,
Vefalı bir dostu olmalı insanın,
Yıllar geçsede eskimeyen,
Eskitmeyen…
Eksiltmeyen.🙏🙏🙏🙏

Sadeleşiyor muyum ne?
Kırkı devirmiş yüreğimle
Çentikler atıyorum beni üzenlerin üzerine.
Teşekkürüyse borç bilirim zor günde yanımda yürüyenlere.
Sadece bir dost sade bir kahve
Yetiyor günümün iyi geçmesine..
Şekeri bıraktım, tuzu azalttım.
Kıyafetlerim sayılı,
Takı takmadan da güzel olabileceğimin farkına vardım.
Saçımdaki alaycı beyazları takmıyorum artık kafama.
Olgunluğun asaletini keşfettim galiba.
Zamanla yarışı bıraktım dostlarım Kalabalığın yorgunluğunu yalnızlığın huzuruna sattım.
Kendine gerekmiş insan aslında,
Dünde bıraktım yarının endişesini.
Kendine yetmekmiş mutluluk.
Şimdi tek başıma dinliyorum zamanın sesini...!

Böyle günlerde daha iyi anlıyor insan;
Yarının telaşıyla yaşayan bir kelebeğin korkularını ,
Doğduğu için pişmanlığını
Her şeye rağmen
Yinede yaşama isteğini
Ve ölmemek için gayretini..
Oysa o da biliyor bizim bildiğimiz gerçeği ,
Bir gün öleceğimizi ...
Ama yine de her şeye rağmen yaşamak güzel ...
Çünkü
İster kelebek ol ister insan
Doğan her canlı gibi işte.
Hepimizde de var yaşama isteği doğuştan gelen...
Dayan kelebeğim ,
Bu günleri de atlatırsak yarınlar bizim...!!! 🙏🏼 😷 🐛🦋 ☀️🌈 🌎

mutluluk denilen şey, anlardan oluşan, hayattan keyif alma sanatıdır, yoksa kimse 7/24 zaten mutlu olamaz, çok köşeli sorunları olanları hariç tutarak konuşuyorum, evlilikte mutlu olmak biraz da bizim elimizde, biz kadınlar olarak hep istiyoruz ki çok romantik olsun, ev işlerine yardım etsin, iyi para kazansın, sürekli iltifat etsin, hediyeler alsın vs vs, keşke olsa kim istemez ama hayat pretty woman filmi değil maalesef, hayatın iyi yanlarını görerek mutlu olmayı tercih edersek ben kendi adıma bunu yapıyorum .Yoksa hic kimse beyaz atlı prens filan değil. Günaydın yeni güne 🙏

SÖYLÜYORUM SÖYLÜYORUM ANLATAMIYORUM SEVGİLİ GÜNÜ FELAN DEĞİL AKLINIZA GELDİKÇE HAH BİDAHA DEYİVERİN GARİ...
Şekermiş, tansiyonnuş, başağrısıymış, halsizlikmiş! Bir çok hastalığın tek sebebi var biliyor musunuz? Mutsuzluk, sevgisizlik, bastırılmışlık!
Çevrenizdeki insanlara çare aramadan önce onları seviverin
Mutlu ediverin
Gönüllerini alıverin
Hediyeleşiverin💐
Sarılıverin
Dinleyiverin
Elini tutuverin
Başını okşayıverin
Ben yanındayım deyiverin
Seni seviyorum deyiverin
Bir bardak çay ikram ediverin ☕
Bir tane papatya veriverin🌼
Taktir ediverin👍
Teşekkür ediverin
Ne kaybedersiniz?
Elinize mi yapışır?
Diliniz mi kurur?
Ölür müsünüz?
Kıyamet mi kopar?
Şu kalplerde ne zaman sevgi yeşerecek?
Ne zaman insanların gözyaşları soğuyacak?
Kör ölünce mi badem gözlü olacak?
Hala varken, hala yaşayıp nefes alıyorken neden güzelleştirmiyoruz hayatı neden?
Odun gibi dillerle yaraladığımız yüreklerin hesabı sorulmaz mı? Rabbimizin nazargahı olan kalplerde ki hüzünlerin cezası olmaz mı?
Ana, baba, eş, çocuk , kardeş, arkadaş, komşu, akraba tüm bunların hakkı ne olacak?
Ölüm var ölümmmm!
Artık bi kendimize geliversek
Artık bi yalan dünyanın süsüne yüzümüzü dönüversek!
Olmaz mı?
bunun adi insan gercekten insan🙏🙏

Varmı gülen gözlerin,
Sevgiyle çarpan yüreğin?
Sağlığın yerinde mi?
Sevdiklerin seninle mi?
Dünyanın en mutlu kişisi sensin,
Kıymetini bilesin...
Mutlu sabahlar olsun sevgili dostlar ❄🏚⛄🙂



Tutmayi bilmeli insan




Biz ergen falan olmadık hiç, şimdikiler gibi ergen tribi de bilmezdik tabi..
Bizim ergenliğimiz anamızın bir terliğine bakardı. Anında fabrika ayarlarımıza dönerdik.. Anamızdan ne dayaklar yedik, hele de süpürge...🤣 Huhuuww aramızda ara sıra anasından dayak yiyip bugün piskopat olan var mı?🤔
Hijyen kelimesi ile 20 yaşında tanıştım mis gibi temizlik demek varken...😒 Çocukluğunda her içtiği su bardağını mutfak tezgahına korkusuzca dizen var mı aramızda..?😏
Tahta divanın altındaki sepet giysilerimiz için yeterdi. Dolap dolap kıyafetimiz de yoktu🤷. sokak sokak gezerdik...Boş arsalarda ateş yakar, içine patates atardık. istediğimiz arkadaşa gider, evinde otururduk, izin almak gereksizdi, korkusuzduk...
Kimse bize tecavüz etmez, yada organlarımızı almaya kalkmazdı. 🤨bazılarımız sınıfta kalırdı. hiç birinin ailesi apar topar doktora götürüp bir dünya psikoloji raporu almazdı... 😷
Koşup oynamaktan her yerimiz yara bere olurdu, dişlerimiz kırık, ellerimiz pisti... O pis ellerimizle yağlı, yada salçalı ekmek yerdik. 😃Bazen de domates, üstümüze fışkırta fışkırta, titiz annelerimiz buna bile izin verirdi... 😂
Dünya öyle büyüktü ki dolaşdolaş bitiremezdik.
Cep telefonu, marka ayakkabı, rengarenk oyuncaklar ve bilgisayarlarımız yoktu.🚶♀️
Mahalle bakkalımızı dünyanın en zengin insanı sanırdık...Özgür büyürdük, kimse kıyıda köşede şunu yap, şunu söyle demezdi... 😒
En büyük baskı, annelerimizin kaşının gözünün oynamasıydı.. 🙄Savaş nedir, insanlar kaça ayrılır bilmezdik. Mahallenin hayvanları hep arkadaşımızdı.. Fazla birşeyimiz yoktu, ama....
Biz öyle mutlu çocuklardık ki...😔
Çocukluğunu özleyenlere gelsin...😇 alıntılar....

Sade huzur


KERTENKELE
Japon mimarlardan biri evini baştan aşağı yeniliyordu. Tamirat esnasında söktüğü kapılardan birinin duvarla irtibatlı bölümünde, iç kısımda, iki tahta arasında sıkışıp kalmış bir kertenkele gördü. Biraz daha dikkatle bakınca kertenkelenin canlı olduğunu fark etti.
Onu oradan kurtarmaya çalışırken bu kez kertenkelenin bir ayağından duvara çivilenmiş olduğunu gördü.
"On yıl önce yapılan eve kapısı takılırken dışardan çakılan bir çivi, o an kapıyla duvar arasında bulunan kertenkelenin ayağına isabet etmiş olmalı" diye düşündü japon mimar.
Peki nasıl olmuştu da bu kertenkele, bir santim bile kıpırdayamadığı bu karanlık duvar boşluğunda on yıldır canlı kalmayı başarmıştı?
Mimar, tamirat işlerini bir kenara bırakarak kertenkeleyi izlemeye başladı Bu kertenkelenin sadece havayla beslenmediğine göre, bunca yıl yaşamını nasıl sürdürebildiğini merak ediyordu
Bir süre sonra duvar boşluğunda bir hareket oldu Japon mimar, nereden çıktığını fark etmediği başka bir kertenkelenin geldiğini gördü. Gelen kertenkele, yerinden kıpırdamayacak halde olana ağzından yiyecek taşıyordu. Bu kertenkele diğerinin belki annesiydi, belki eşi, belki de arkadaşı.
Kim bilir?
Ama bilinen bir şey var ki aralarındaki güçlü sevgi, birinin bıkıp usanmadan diğerini hayatta tutabilmek için ona yiyecek taşımasına neden olmuştu
Hayat şartlarının bir şekilde sevgiyi ve sevmeyi unutturduğu menfaat için selam verenlerin çoğaldığı kardeşin kardeşi dolandırdığı bu zamanda insanların arasında böylesi bir sevgiye rastlamak o kadar zor ki...
Allah kimseyi bir başkasına muhtaç etmesin! Ama öyleki herkese yanıbaşında onu böylesi seven birini nasip etsin. Amin...

Gittikçe güzelleşiyorum
Gülüşümü acılardan aldım.
Sakinliğimi sancılardan
Aydınlığımı karanlıklardan
Ve yalnızlığımı en çok güvendiğim insanlardan
Ve gücümü beni ayakta tutan değer yargılarımdan
Ve olgunluğumu yolun yorgunluğundan.
Gittikçe güzelleşiyorum
Ve tebessümlerim daha da anlam kazanıyor.
Günaydın hayat....

Lüks bir hayat istemiyorum.
Yaş ilerledikçe olanla yetinmeyi öğrendim hayattan.
Az yiyip, çok su içiyorum.
Gereği kadar çıkıyorum dışarıya.
Bahçedeki güllerle konuşmaya başladığımdan bu yana,
Çok kalabalık eden insanlardan da sıkılmaya başladım.
O yüzden kendimle kalmak gibi isteklerim var.
Heveslerimi, arzularımı bir tarafa bırakalı çok oldu.
Kitap okumak gibi,
Daha günlük şeyler yapmayı seviyorum.
Saçlarımı kesip, ağırlığından kurtulmak gibi çılgın fikirler geliyor arada aklıma,
Sonra vaz geçiyorum.
Artık eskisi gibi güçlü olmadığımın farkındayım.
Rüzgar esse kırılıyorum,
Yağmur yağsa üşümeye başlıyorum.
O yüzden de ,
Daha derin bakıyorum denizin dibine.
Gökyüzünü koşar adımla izliyorum.
Güneşe el sallıyorum arada bir.
Beyaz orkideler kurutuyorum yastığımın kenarında.
Güzel koksun istiyorum bütün sabahlar.
Çok sık olmasa da,
Gülümse diyorum kendime
Sadece gülümse..
Bırak onları
Resmini çeksinler..





“Bir turna olsam yollara vursam
Uçabilsem kendi semalarıma
Bir seher vakti sılaya varsam
Selam versem ah sıra dağlarına...”
Herkesin özlemini çektiği herkese, her yere, her şeye kavuşması dikeği ile...
GÜNAYDIN...


insan olmak.....




Net..



Öyle insanlar
vardır ki, binlerce kelime
konuşsanız bile
sizi anlamazlar...
Ve öyle dostlar vardır ki; tek kelime
konuşmasanız bile
sizi anlarlar..!
Anlaşılmayacak
insan yoktur..
Anlamak istemeyen insanlar çoktur
Anlaşmak samimiyet ister
Anlaşılmak, alçak gönüllülük gerektirir.
Anlaşmak, karşımızdaki
insanı tanımaya özen
göstermekle başlar.
Sağlıklı arkadaşlıklar, hoşgörüyü esas alan,
anlaşma yoluyla, her iki
tarafında razı olacağı
yapıcı çözümler üretmeye
çalışan insanlarla kurulur.
Anlamak, karşımızdakiinsanın söylediklerine
önem vermekle olur..
Anlaşılmak, karşımızdaki
insanın, insanî değerlere,
ne derece önem verdiğine
bağlıdır.
Yüce Rabbim, iyi insanları iyi insanlarla karşılaştırsın..
İyilikten, doğruluktan
ve güzelliklerden yana insanların çoğalması
dilekleriyle....


Ne zamanki insanoğlu ev üstüne kat kat evler yaptı işte o vakit bozuldu dengeler.
Evler yükseldikçe kibir de yükseldi. Kapılar yakınlaştıkça insanlar uzaklaştı.
Uzansan ziline dokunacagın komşular uzaktaki bir dostun kadar dokunamıyor artık yüreğine.
Selamsız sabahsız geçip gidiyor yorgun bedenler yanımızdan..
Oysa eskiden evler alçak insanlar alçak gönüllü idi. Kapılar değil gönüller yakındı ve dokunuyordu insanlar birbirlerinin yüreklerine.
"Kapının ardı gurbet" derdi büyüklerimiz.
Şimdilerde herkes gurbette !!!!!