
Zindanlar karanlık olsada,
Umutlar her zaman Aydınlıktır.
Hayat ne kadar ACIMASIZ olsada Acıyı unutturan Sevdiklerinin varlığıdır.

Welcome to 2021


Aklının almadığı hayallerle değil, kafanın basmadığı gerçeklerle yaşıyorum.


Kalp midir insana sev diyen, yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?🤔



Hem Masum Hem Galip
Annesi onu doğururken ölmüştü. Doğum günü annesinin ölüm günüydü. Ama o bunu hic böyle bilmedi. Annesi için doğumdan bir kaç gün sonra hastalanıp öldü demişlerdi. Elbet doğruyu bir gün öğrenecekti ama kendisi öğrenmeliydi bu tuhaf durumun gerçeğini. Kimse bunu söyleyecek kadar cesaretli değildi babası bile. Annnesinin ölümüne neden olan ama bir o kadar da suçsuz bir bebegin ismi Masum konmalıydı. Ebe hemşirenin önerisi çok güzeldi ama babası bu dünyaya bu kadar kaybetmiş olarak gelen evladının adını da galip koymak istedi. İkisi de oldu. Masum Galip ti bu güzel bebeğin ismi. Anaokulunda herkes annesinin resmini çizsin dediklerin de başı önüne eğilmiş bir çiçek çizdi. Babasıyla her sene bir çok kez ziyaret ettiklerinde mezarlığı çiçek koyuyorlardı toprağın üstüne. Bir çiçekten başka ne olabilirdi ki annesi. Başı öndeydi çiçeğin çünkü biliyorduki annesi onu göremediği icin çok üzgündü. Kendime üzülmüyorum ogretmenim anneme cok üzülüyorum . Çünkü beni göremediği için çok üzülüyordur demişti resmi yorumlamasını isteyen öğretmenine. Öğretmen durumu anladığında çok geçti ve dur devam etme bile diyememişti. Hayata bir sıfır mağlup başlamıştı Masum Galip aslında ama öğretmenini aglatmıştı da. Karnesini aldığı gün çok mutluydu . Babasına babannesine ve dedesine götürecekti karnesini. Eve giden Yol biraz uzun du ve yolda kendi yaşıtı bir çocuğun ayakkabıcılık yaptığını gördü. Yanına gitti. Sen neden okula gitmiyorsun deyince benim annem çok hasta babamda yok ben çok küçükken ölmüş çalışmam gerek deyince karnesini ona verdi. Bunu annene ver götür dedi. Çocuk şaşkındı ama bu benim karnem degil ki annem anlar zaten deyince. Sen götür mutlaka dedi. Tamam diyerek uzaklaştı ayakkabıcı çocuk. Masum galip ise eve karnesiz gitti. Babası nerde karnen sen bana yalanmı söylüyorsun derslerinde iyi olmadığınımı saklıyorsun ne demek karne getirmemek diyerek Masum olan Masum Galipi dövdü. Masumdu ama sustu. Galip Sonunda yine mağluptu ama mutluydu . Ayakkabıcı çocuk karneyi annesine götürdüğünde annesinin gözleri dolmuştu. Ne karnedeki isme ne notlara baktı. Biliyorum sana bunu bir öğretmen vermedi ama bunu bana getiren sensin dedi ve bir kaç saat sonra vefat etmişti.
Masum Galip tüm zorluklara rağmen müthiş bir eğitim hayatı yaşadı. Üniversite sınavına gireceği gün cok heyecanlıydıi. Tam sınava gidecekken babasının kalp krizi geçirdiği haberini aldı. Tüm arkadaşları sinavdayken o babasının başında hastanedeydi. Sınava girememiş ve tum emekleri bosa gitmişti. Doktor olmayı cok istiyordu . Ama o an olmak istediği doktorları izliyordu. O gün babasını kaybetti Masum galip. Elinde ne sevdikleri nede hayalleri kalmıştı. Babasıyla oturduğu ev ve bir miktar para hiç onemesemeyecegi kadar anlamsızdı. Ama cok önemsediği bir şey vardı. Aşk. Çok aşıktı çok istiyordu. İlkokul aşkı Merve belki doktor olma hırsını başarılı olma arzusunun en önemli kamçılayıcısıydı.. İlkokulda soz vermişlerdi ne olursa olsun üniversite sınavına girdiklerinden 1 hafta sonra parkin girişinde buluşacaklardı. Elleri titriyordu heyecandan. Babasının üzüntüsü sınavı kaçırmış olmanın ağırlığı kalbini hala yakarken bir an yüzü gulumsemisti onu düşününce. Geldi Merve sözünü tuttu. Oda unutmamıştı. Ama tek değildi. Elini uzattı o diğer kişide. Ben Berke dedi. Merve'nin nişanlısı. Dünya durdu. Sustu. Hayatının en zor 1 saatini geçirdi. Kaçamadi uzaklaşamadi ordan. Ayak bağları çözüldü. Galipin adı dışında hic kazanma durumu yoktu . Çiçek annem diyerek ağladı. Canım babam diyerek koşmaya başladı. Mezarlığa koştu annesine babasına çiçeklerine koştu. Toprağın üstüne bayılmıştı mezarlıkta. Kendine geldi ve garip bir şey farketti. Tam 18 km koşmuştu. Duşünmeyerek ve ağlayarak. Forestgump filmi geldi aklina. Neden olmasin dedi ve şehrin Spor kulübüne gitti. Beğenildi Masum Galip ve koşmaya yarışmaya başladı. Çok başarılıydı. Seçmelerde rekorlar kırıyor muthis bir ümit vaadediyordu. Olimpiyatlara katılacak kadar iyi bir duruma gelmişti. Bu son bir yarıştı ve favoriydi. Bu yarisi kazanan olimpiyata gidecekti. Öndeydi galip. Hep kaybeden hem mağlup olan galip. Büyük fark atmıştı rakiplerine. Son 50 m ydi. Alkışlar tezaruhatlar kulaklarındaydi. Tam o an yanda bir kadın la garip bir biçimde göz göze geldi. Annesine ne kadar da benziyordu. Ellerinde çiçekler vardı Galip'e doğru tam atarken teyze bir anda düştü. Galip durdu. Kadına doğru yöneldi ve onunla ilgilenmeye başladı. Bir yandan annem , annem diyerek ağlıyor bir yandan kadına spor eğitimi sırasında öğrendiği ilk yardımı yapıyordu. Annesi değildi ama bu annem diyordu ağlaya ağlaya. Galip cok zaman kaybetmişti yarışmada. Galip bu yarışmada mağlup oldu ve olimpiyatlara gidemedi. Kadını ise hayata döndürdü . Galip hayatında hep mağlup oldu ama hep adı gibi galip ti aslında. O kaybederken birileri kazandı , o gün mağlup olmuş gibi görünen Galip aslında hep kazanandı. O çiçek anneden muthis bir tohum ekilmisti dünyaya.
Hepimizin hayatta mağlubiyetleri yenilgileri var. Ama bu hikayedeki gibi belkide sandığımız gibi degil hic bir sey. Belki de her mağlubiyet her yenilgi bize bir şeyler kazandırdı ve su an belkide varsak iyisek seviyor ve seviliyorsak o mağlubiyetlere borçluyuz.



Ne Hayatı Önemse ÇıLgınca, Ne De Hafife Al AptaLca ..! Onursuz BirLikteLikLer Yerine, OnurLu Bir YaLnızLık Yaşa...!!!'


Kardan adamın krallığı güneş çıkıncaya kadardır
