

Bir hasret kadar uzak olsan da bir nefes kadar yakınsın yüreğime. Ömrüme ömür katan yarim.

Eğer bir gün bana dönecek olursan, eski günlerimi getir!

Gözlerinden göğsüme sayısız yıldız akar. Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar.

Rüyalarını gül yapraklarıyla yatağını papatyalarla süsledim, üzerini sevgiyle örtüp tüm kabusları aldım ki en güzel rüyaları sen göresin.

Uyuma! Sabaha kadar kahve içelim, camdan dışarıyı izleyelim. Yağmur sokaklarda yağsın, sen içime yağ.

Kaçmak istedikçe sana yakalanıyorum. Söndürmek istedikçe sana yanıyorum. Yenildim işte! Yine de seviyorum.

Uyuma! Sabaha kadar kahve içelim, camdan dışarıyı izleyelim. Yağmur sokaklarda yağsın, sen içime yağ.

Allah’ım beni öyle bir sonbahar ayazı öldür ki, sevdiğim mezarıma koyacak tek bir gül bile bulamazsın.

İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışarıdan olup biteni? Leyla’nın yüzünü görenler bilir: Mecnun’un kalbine batan dikeni.

Ne kadar zalim olursan ol bu kalp senin için atacak, ister nefret et ister sil beni, hayatında her zaman gölge olacağım.