T C
T C, 47

Tam göğsünün ortasında bir yerin

acıyacak. Evinin seni içine

sığdıramayacak kadar dar olduğunu

fark edeceksin. Sokağa fırlayacaksın.

Sokaklar da dar gelecek, tıpkı

vücudunun yüreğine dar geldiği gibi.

Ne denizin mavisi açıcak içini, ne pırıl

pırıl gökyüzü. Kendini taşıyamayacak

kadar çok büyüyecek, bir yandan da

kaybolacak kadar küçüleceksin. Birileri

sana bir şeyler anlatıcak durmadan.

"Önemli olan sağlık..." "Yaşamak

güzel." "Boş ver, her şey unutulur."

Sen hiçbirini duymayacksın.

Gözyaşlarından etrafı göremez hale

geliceksin. Ondan ölmesini isteyecek

kadar nefret edicek, az sonra

kollarında ölmek isteyecek kadar çok

seviceksin. Hep ondan bahsetmek

isteyeceksin. "Ölüme çare bulundu" ya

da "yarın kıyamet kopacakmış”

deseler başını kaldırıp ”ne dedin?"

diye sormayacaksın. Yalnız kalmak

isteyeceksin. Hem de kalabalıkların

arasında kaybolmak. İkisi de

yetmeyecek. Geçmişi düşüneceksin.

Neredeyse dakika dakika... Ama

kötüleri atlayarak… Onunla geçtiğin

yerlerden geçmek isteyeceksin.

Gittiğin yerlere gitmek… Bu sana hiç

iyi gelmeyecek. Ama bile bile

yapacaksın. Biri sana içindeki acıyı

söküp atabileceğini söylese,

kaçacaksın. Aslında kurtulmak

istediğin halde, o acıyı yaşamak için

direneceksin. Hayatının geri kalanını

onu düşünerek geçirmek isteyeceksin.

Aksini iddia edenlerden nefret

edeceksin. Herkesi ona benzetip,

kimseyi onun yerine koyamayacaksın.

Hiçbir şey oyalamayacak seni. İlaçlara

sığınacaksın. Birkaç saat kafanı

bulandıran ama asla onu

unutturmayan... Sadece bir müddet

buzlu camın arkasından seyrettiren…

Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi

gelecek. Boğazın düğümlenecek,

dinleyemeyeceksin. Uyumak zor,

uyanmak kolay olacak. Sabahı iple

çekeceksin. Bazen de "hiç güneş

doğmasa" diyeceksin. Ne geceler

rahatlatacak seni ne gündüzler.

Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin.; Belki

çivi çiviyi söker diye can havliyle

önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.

Nafile... Düşüncesi bile tahammül

edilmez gelecek. Rüyalar göreceksin,

gerçek olmasını istediğin. Her

sıçrayarak uyandığında onun adını

söylediğini fark edeceksin. Telefonun

çalmasını bekleyeceksin

aramayacağını bile bile. Her

çaldığında yüreğin ağzına gelecek.

Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla.

Yüreğin burkulacak. Canın yanacak.

Bir daha sevmemeye yemin

edeceksin. Hayata dair hiçbir şey

yapmak gelmeyecek içinden. Onun

sesini bir kez daha duymak için yanıp

tutuşacaksın. Defalarca aradığı

günlerin kıymetini bilmediğin için

kendinden nefret edeceksin.

Yaşadığın şehri terk etmek

isteyeceksin, onunla hiçbir anının

olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek.

Ama bir umut... Onunla bir gün bir

yerde karşılaşma umudu... Bu umut

seni gitmekten alıkoyacak. Gel gitler

içinde yaşayacaksın. Buna yaşamak

denirse. Razı mısın bütün bunlara?

Hazır mısın sonunda ölüp ölüp

dirilmeye?

Acerca de
  • Gelatinas (Juego favorito)
Fotos