
Hakkımda ilgi çekici bir şey yok. Özel mesaj yazma kredim yok. Yazarsanız cevap veremiyorum. Nezaketsiz sanmayın. Öylesine takılıyorum işte.

Hadi oynayalım

Karşılığını veremeyecek birine bir iyilik yapmadıkça, mükemmel bir gün yaşamış sayılmazsınız.
John Wooden


Bir kişinin 2 gün bekletip gelip hamle yapmasından sonra bunu demesi. Bu jenerasyon hep böyle mi? Bize cevap bile yazamaycak kadar 35 kredi veren sistem kadınlara her gün sanırım 1 milyon kredi veriyor



Güzel anların kıymetini bilmiyoruz, ta ki hatıra oldukları ana kadar!


Başkalarının hatalarından ders alın. İnsan bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.



Ne vardı?


Çok şey vardı anlatılacak,
O yüzden sustum.
Birini söylesem diğeri yarım kalacaktı …
Sen duydun mu sustuklarımı?


Çekici olmayan bir insanla birlikteyken sessizlik olduğunda sıkıcı olan karşınızdakidir. Çekici bir insanla birlikteyken sessizlik olduğunda ise sıkıcı olanın siz olduğunuza emin olabilirsiniz.
Alain de Botton


Öyle yani


Kahve içerek güne başlamak size nasıl hissettirir?
Starbucks'ta sıra beklerken gelen "nekadar da zengin ve elitim aman yarabbim resmen sıradayım ve param var!!" Hissi vardır, kağıt bardak ile verilen kahve oturacak yer ararken soğuyunca genelde geçer o his.
Buz gibi kahveniz elinizde, buz gibi görgüsüzlüğünüz ile yüzleşirken bulursunuz kendinizi..
Aynı hissi uçak merdivenlerinden çıkarken de hissedersiniz, o merdivenleri çıkarken tek tek rüzgar yüzünüze vururken kulağınıza uçağın motor sesi ile zengin ve önemli birisiniz gibi gelir. Ama iç hatlar uçağında 'ne alırsınız ?' diye soran hostese, çaya on lira vermemek için "yok ben birşey almayım "diye gözlerinizi kaçırdığınız zaman geçer yine o his..
Arkadaşın biri bu hissi iPhone telefonunu kılıfız kullandığı zaman hissettiğini söylemişti. Bizlerin çizilse üç gün ulusal yas ilan edilmesini beklediğimiz alete o "iPhone ne ya? kırılırsa yenisini alırım!" yiğitliği ile meydan okuyordu. Gerçi aldığı telefon 58845 taksitliydi ve her taksit zamanında "ne kadar zengin ve umursamazım bebişim" hissi gidiyordu ama olsundu 😄..
Birde konuşurken "almak" yerine "aldırmak" "yapmak" yerine "yaptırmak" fiilerini kullandığınız zaman gelir o his, yani düşünsenize salçalı makarnayı yapmak ile karidesli makarna yaptırmak aynı şey olabilir mi? Basit bir salatayı bile yağ -tuz-limon ile yersen fakir, içine ton balığı ve balzamik sirke katarsan zengin hissedersin böyledir bu yeni düzende. Tarlada yanan ile denizde yanan bir mi allasen?
Kendini değerli hissetmek çok önemli şey bunu kimse inkar edemez. Bu konuda herkes hemfikir
ama değerin para ile ölçüldüğü ve metalaştırıldığı bir zaman dilimine doğumumuz denk gelince, ister istemez günümüzde değerli hissedebilmek eşittir çok para harcamak ile eşanlamlı oldu..
3000 liralık koltuk takımı alınca değerli, 5000 liralık alınca daha değerli, 10000 liralık alınca prenses han hazretleri hissetmemiz hep bundandır.
Rakam yükseldikçe kendimizi daha iyi değerli hissediyoruz, rakam düştükçe de ha Allah'ın belası ha biz!
Adidas ve diğer marka ayakkabı şirketleri de bunun farkında. İsmini hatırlamadığım ve Google 'a sormaya erindiğim aşırı yetkili bir abi:"fiyatlar ile alakalı bir sıkıntımız yok, fiyatını ne koyarsak koyalım satılacağından eminiz" demişti bir ekonomi dergisinde, haklıydı da..
Sanki birileri kukla iplerinin kancalarını beyin nöronlarımızın arasına tutturmuş da ne tarafa gitmemizi istiyorlarsa o tarafa sürükleniyoruz gibi değil mi ya ?
Aklımıza; Coca cola deyince ramazan, derin dondurucu deyince kurban bayramı gelmesi de hep kanca ile çektikleri yere gitme eğilimimizden mütevellit gibi sanki.
E biz ne yapalım o zaman ?
(Resimdeki ben değilim tabi, internetten kahve içen bir resim arayınca çıktı. Dikkat şeysi 😀 )



“ İnsanları tanıdığımdan beri, hayvanları severim. “
Schopenhauer




Günümüzde Çocuklara ev çiz desen sizce hangisini çizerler?




Sabah gözünü açtığın an başlar gün yaralanmaları
Yatağından kalktığın an
Çayını içtiğin
Gazeteye göz attığın
Telefona baktığın
Sokağa çıktığın
Çarşıda biriyle selamlaştığın
Yada suskunluğa saklandığın
Hayatın saydamına dokunduğun an başlar
.
Murathan Mungan


Bu günlerde evdeki halim

Thats the way

Satranç iyidir


Fazıl Say - Genco Erkal / Yaşamaya Dair
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğen son ajans haberlerini
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
“Yaşadım” diyebilmen için...
Nazım Hikmet

Arzu ettiğin şeyler, beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir.
