Yekta
Yekta, 42

rejisörler senden yana

mevsimler ve uçan halılar

son sahne sarhoşuyuz belki de hala

o filmin sonunda ağlayacaktık galiba

gözümüze dünya kaçtı

beyazıtta

ne meydandı ama

elektrik kokuyor her yanımız

insan hakları mı diyorduk

beş heceli başka bir şey mi yoksa

anne bir on iki eylül yarasıdır

merkez sağ bahsini çokça söylemiştik

gözlerinden geçiyoruz

guantanamonun kapısı açık kalmış yine

emperyalizm de kahrolmadı

bir sigaran var mı?

çünkü bir sigara serbestledikçe beş vakit piyasa

holosko artı bir miktar para

dünya değiştirilebilir biraz sıkı tutunca

mezar geceleri, dört kollular

iyi bilecek olanlar asla


eksik pansumanlara razıdır ikna odalarında

son kez yüksek sesle batının ilmini mutlaka

sigarayı yakınca otobüsün gelmesi

ontolojik bir sorun değildir ayrıca

holosko artı bir miktar yara

statükoya armağan olacaktır varlığım

bakışları kapital, iyi halden marksist

kerbela görüce zülfikarı susan gönüllere deva

her şeyi devletten beklemek uzunca bir kış gibi

yakacak içimizi tevhid-i tedrisatın ateşi

söz, kıymetli bir mayındır

meclisten içeridedir

şubatlar çok sert geçer

senetler ve de aşklar

merhem olunuyorsa

ve salyangoza sürekli zam yapılıyorsa

mahallemiz işgal altındaysa

burada yabancıları sevmezler

evet evet tam olarak burada

ceo olmak istemiyorum diye uyanılan kabuslarda

hangi sosyolojik yaraya varılır bilmem

uçan halılarda yerimiz yok, anladık

ve babaannesi baş örtülü adamlar

memleket meselesidir hala

tab edilmemiş yaslardan geçiyoruz kaç zamandır

adettir çünkü yazıldığı gibi ölünür burada

işık şiirden yükselirse

yanık kokuları yusufiyedir

doğudan gelenlerin hepsi bize hatıra

bir ölünün ardından bakakalmak gibiyiz

bazı ikindiler hep böyledir, sen bize aldırma

adımızı tahtaya yazıyorlar, pek konuşmuyoruz oysa

yine de çok yakışıyoruz tahtaya

bazı ikindiler hep böyledir

yazıldığı gibi ölünür, sen bize bakma

gösterdiğin yolda hiç durmadan yürüyeceğime

holosko artı bir miktar para

yaralı serçeleri manşete taşımıyor dünya

dünya bunu hep yapıyor

çirkin kurbağalar öpmekten yorgunuz sanma

misafirliğin zekatı ayakta beklemek

dünyaya tabiyiz her gün

bekleme odaları kadar gergin

karateciler nedense hep yeşil kuşak

seksen sonrasıyız dedik ya en fazla nakarata eşlik ederiz

burada konuyu değiştirmek isterdim aslında

yağmurda bazen mecaz da ıslanır

iyi ki bir metin yükseliniz var lan diyenlerden geçtim

geçtim dünya üzerinden

lapa pilava da risotto diyorlar ısrarla

tamam lan siz haklısınız, şiir rönesanstan büyüktür

şiir ve rönesans aynı cümlelerde hep biraz eksik

son teklifimdir dünyaya

uslu çocuklar çarmıha

holosko artı bir miktar yara

çirkin kurbağalar öpmekten yorgunuz sanma

romancılara bayılan baş örtülü kızların

hayır hayır bu şarkı bizim değildir

bu kemancılar ve bu beşinci sınıf artistlik acılar

nükleer silahlarla şiir de yazılmaz

tek kişilik acılarla kaplıdır çünkü uçurtmalarımız

jilet bağlanmıştır telaşımıza henüz erkenden

çocukluk denmez ya buna, olsa olsa kundaklama

şimdi ölebiliriz aslında bir proleter gibi

dikeriz gözlerimizi belki hayata

uhudun okçularından rol çalıyor nasılsa dünya

o filmin sonunda ağlayacaktık galiba

Über uns
  • Pishti (Lieblingsspiel)
Fotos