












Karın kalınlığı kadardı taşınan yük. Omuzları, Hırpalamış ıslatmıştı. Üşütmüyordu hiç bir soguk Üşüten şey alınan nefesti. Sahipsizdi surete yazılan som yazılar, Sürgünde akıtılan göz yaşları kadar anlamlıydı, hissedilmeyen sogukta yalınayak gezmek. Ağaçların üvey evlatları gibi sarkmış kar taneleri Bir uyanışın diğer uyuyuşa yolculuğu gibiydi Tuzla buz teriminin tam ortasında dururken..
