

uzaktan soğuk duruyormuşum. Durmuyorum arkadaşlar , öyleyim..

son bir kez gördüm dibimi sonumu mutsuzluğumu 🙃

yaralarım yarı açık bendim zaten tek sanık biliyorum..

bezdum da

BUNU OKUMAK SİZE İYİ GELECEK.. Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse, Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa, O zaman; kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız… İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonrada kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar… Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler. Bunun üzerine; profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler yine hep birlikte; ‘evet doldu’ derler. Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Profesör yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler. Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye. Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar… Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar; ‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır. Tenis topları; Hayatınızdaki önemli şeylerdir. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter. Çakıl taşları ise; Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir. Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi. Kum ise; diğer ufak tefek şeylerdir. şayet kavanoza önce kum doldurursanız; Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi; ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz; Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Sevdiklerinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur…’ Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar; ‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’ Profesör gülerek cevaplar; ‘Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun; Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…’



İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim.Yapabilecegim tek şey; sevilebilecek biri olmak. Gerisi onlara kalmış.. İnsaları ne kadar düşünürsen düşün, onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim. Güven elde edibilmek için yılların gerektiğini,ama yok etmek için saniyelerin yettiğini öğrendim. Önemli olanın hayatındaki eşyaları değil hayatındaki kişilerin olduğunu öğrendim,insanın ancak onbeş dakika çekici olabildiğini, ondan sonra alışıldığını öğrendim.Her ne kadar ince kesersen kes, kestiğinin her zaman iki yüzlü olduğunu öğrendim.Sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini belki onu son görüşün olabileceğini öğrendim. Her ne kadar onu çok düşünsen de,yine de gidebileceğini öğrendim.Kahramanların ,yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun yapanlar olduğunu öğrendim. Gerçek dostun ve gerçek aşkın aramızda uzak mesafeler olsa bile büyümesi gerektiğini öğrendim....

aahh ahh 😏




https://youtu.be/1wVS6jJNV8Y en guzel cevabi vermisler helal


beni vurup yerde bırakma içim bağırdıda ben diyemedim ya

sago #Kaf #kef
