
Bugün en sevdiğim kimse yok, kendimi de sevmiyorum. Bişeylerin fazlalığı gibi yaşadığımı hissettiğim şu günlerde kimseye tahammülüm yok. Bıkkınlık hissine sebep olan hayatim bugün koskocaman bir ironi. Herkes şaka bir kere. Hayatımsa; baskaları tarafından oynatılan bir kukla. Sahip olduğum tek şey kulaklığımdaki müzik şuan. Yalnız ve kendimi eskimeye yüz tutmuş bir dizi kitabın üzerindeki tozlar gibi hissediyorum. Aslında biraz soğuk gibi biraz da eskimiş. Artık önemi yokmuşçasına unutulmaya yüz tutan.Bir türlü kurtulamadığım ve yoluna sokamadığım olay örgüleri can sıkmaya başladı. Yolunda gitmesi gereken onca seyin arasında hiç değil de bir tanesi elle tutulur kadar gercek olabilseydi keşke.Uzun bir yolculuğa çıkmak istiyorum, kendi adımı bile unutabilecek bir kıvama gelene kadar beni tasiyacak bir otobüs. Hiç birsey bilmeme gerek yok. Umursamadan, bilmeden, sorumluluk duygum olmadan yaşamak istiyorum dünyalık zamanımdan geriye kalan kısmı. Bir ada bile ihtiyacım yok. Tek basıma da olur. Zaten hep tek basıma değil miydim ki .Uzaktan seyre dalıyorum dış dünyayı. Gördüğüm sadece boşlukları dolduran insan kütleleri. Sonra yaşadığım yere, dile, dünyaya, ve diğerlerine ne kadar da yabancı olduğumu fısıldıyorum kendime.Sanki içimde başka bir kişinin yoksunluğundan doğan bir varlık seziyorum kendimde. Bıkmışlık var biraz sanki.