



Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim?
Biz ki bu hasreti,
Semahların seyrinden alıp gelmişiz,
Biz ki onu sitemkar anaların
Kirpiğinden derlemişiz;
Süzülsün de acının derin izler bıraktığı
Gül yanaklardan,
Yere dökülsün istememişiz!

Ben Bir Kördüm
Sen De Çok Şeyler Gördüm
Ve Seni Böyle Sürdüm
Tuzla Balın Arasına...

Ben Bir Sazdım
Türkülerden Kaçamazdım
Ve Seni Böyle Çaldım
Mızrapla Tel Arasına...


Hakikatli dostun muydu,
Can koyduğun ustan mıydı,
Bir uyumaz hasmın mıydı,
"Ooooof" de bunlar olsun muydu?

ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum!
çünkü bu, çünkü bu
seni seviyorumun içine nal salmak demektir
inanmazsın bir taşra kurmuşlar
aynı bize bakıyor
bir yanım asaf halet söylüyor diğer yanım fabrika
bir şiiri birkaç kalemle yazmak lazımdı geliyor bana
bugün bugün yepyeni bir imparatorluk öğreniyorum
ekmeğin ağırlığında
yeni bir imparatorluk
örneğin gül dönüyor bir beygiri tasfiye ediyor şair
arapça akdeniz diyor ben
aynadan dönüyorum sana
aynadan
benden dönmüyor

Ben bu oyunu bozarım! Ama ne zaman!


Bir rüzgarın önünde,
Kaçağım, kuralsızım.
Duyuyor musun anne
Yalnızım çok yalnızım.
Ah, dağılsam dizine,
Uyusam doymaksızın.
Sabah olmasa gece,
Kaçmasam dermansızım.

Ah bebeğim, ah.. .
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca fark edersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
Bir inme gibi
Dolanır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin...

ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

Ömrümü bu rüzgarlara
Savurmamı saymazsak
Bu serseri yağmurlar da
Aklım kalacak

Bana bir haller oldu bilemezsin
Kitaplarımı okullara dağıttım
Dolma kalemlerimi postacıya hediye ettim
Oyuncak arabalarımı çocuklara verdim
Bir sahil kasabasına yerleştim
Artık şiir yazmıyorum
İçimdeki hüzün denizinde balık tutuyorum
Bana bir haller oldu bilemezsin
Adını kalbimin en dibine yazdım silemezsin...

Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...

üşürdü ömrümüz saçakta kuşlar gibi...

Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...

Meltemin bir tadı, ustura ağzı Biri, kız memesi, tılsım, Yağmurun bir damlası süzülmüş küfür, Bir damlası, aşk. Senin uykuların hayın, Düşlerin kardeş. Duyar mısın, anlayıp sızlar mısın ki? Gece, samanyollarında rüzgar çıkıncayadek, Mısralarım kardeş - kardeş çağırır seni...

hele bir ışıklar sönsün bıçak atacagım daha onikiden...

Uçtum ateş üstüne Dağlansın diye sızım, Sorma halim ne olur ? Yoruldum anlamsızım...

Öyle bir küsüp gidişin vardı ki Seni vicdansız, insafsız, kitapsız...

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki; bu yaşlar Utangaç boynunun kolyesi olsun!


Prometheus'tum zincire vurulurken dağlarda, Ciğerimi kartallara yedirdim. Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında, Arslanlara yem oldum, tükendim. Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum, Kerbela çölünde Hüseyin. Zindanlarda Cem Sultan, Sehpalarda Pir Sultan.

Şimdi saat sensizin ertesi,Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın,Avutulmuş çocuklar çoktan sustu! Bir ben kaldım Tenhasında gecenin avutulmamış bir ben...

hangi pencerene çıksam o salya sümük pezevenk suratları, hangi caddene dökülsem o şangur şungur düş kırıkları, bütün bu ezginler, tükenenler, yerlere serilenler, tutunamayanlar sarsmıyormu seni hiç bunca infilak bunca isyan çığlıkları...

...Pencereden baktığımda görüyorum Senin yüzün incir yaprağında,Senin ürkekliğin duvar üstünde yürüyen Bir kedinin kıvraklığında, Aynada dururken görüyorum Kırmızı öpüşün sol yanağımda, Dişimi fırçalarken senin ağzın Serin suların berraklığında...

Rakı devrilmiş masalarda yokluğun Veya benden önce kalkıp gitmişliğin,Gece boyu dolandığım barlarda Sarhoşlara tekrarladığım adın,Balıkçı kahvesinde, çorbacıda, kenarlarda of neyse...Seni vefasız aşklara bırakıyorum Yüzümü kırılan bardaklarda ara!

Seni sevdim Bir kekliğin sesini üzmekten sakınır gibi,Seni sevdim Gururlu dağ çiçeklerini göğsüme takınır gibi, Ben sazımı kıl çadırların boynuna astım da öyle geldim buraya...

Bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla Bir kuş tel tel kirpiklerim kanat olsun Bir kuş çırpınan kalbi dudağımda Bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun.


kış günüdür güller açmaz, dallarda bülbüller ötmez,can arzular elim yetmez! "içerden-içerden ( yar) içerden kes bağrım (yar) içerden’’ işte namus intiharı düşünür kederinden...

Kendini arıyorsun,git.. Aptal bir hayat kur,içinde beni barındırmayan Kalma git.. Dışarısı barut..dışarısı gardiyan! Yine bir tek ben olurum sana parçalanan..

İlk kez hesaplaşıyorum kendimle... Tuhaftır kalemi,kağıdı ve seni onca sevmeme rağmen Sana ilk kez yazıyorum, Şimdi sen yoksun seni düşünmek var...