
Günaydın hayırlı sabahlar hayırlı işler arkadaşlar

İyi akşamlar arkadaşlar her şey gönlünüzce olsun

İyi akşamlar arkadaşlar her şey gönlünüzce olsun

İyi akşamlar arkadaşlar


Musmutlu pazarlar arkadaşlar

Günaydın hayırlı sabahlar hayırlı haftalar kesseniz bereketli ömrünüz uzun olsun âmin

Hayırlı pazarlar arkadaşlar

https://youtu.be/fT3mwvYnE9g Kolay gelsin arkadaşlar her şey gönlünüzce olsun


Günaydın hayırlı haftalar arkadaşlar

Kolay gelsin arkadaşlar

Günaydın hayırlı sabahlar kesseniz bereketli ömrünüz uzun olsun âmin

Türkiye'nin ABD Seattle Fahri Konsolosu olan Sayın J. F. Gökçen'in "Türk olmak nasıl bir duygudur?" konulu yazısı...
Türk Olmak...
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir.
Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak;
Kıbrıs'ta,
Hocali'da,
Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp
karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak;
Faşist olmaktır,
Vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında...
Demokrat ve cağdaş olmaktır vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde...
Türk olmak, lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır,
Ataların bir çok asır önce Viyana'yi kuşattiği için hoş görülmemektir
Sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığı için.
Türk olmak;
Selanik'te Pontus Anıtı'nın,
Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve
Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
Üç kıtadan dönüp,
Bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır.
Türk olmak;
Arabaya koşulan ilk atın vatanında,
Ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,
Yazının bulunduğu,
Paranın icat edildiği
Her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
Kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak;
Truva'dan bu yana,
Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda,
Bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,
Bir haftalık hafiza ile yaşamaktır.
Doğu Roma'yı da, Batı Roma'yı da yıkıp,
Yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır, Türk olmak.
Türk olmak;
- Mostar'da köprüdür,
- Kerkük'te kaledir,
- İstanbul'da Kızkulesi'dir,
- Anadolu'da buğdaydır,
- Çukurova'da pamuktur,
- Ege'de tütün,
- Karadeniz'de fındık,
- Trakya'da ayçiçeğidir.
Türk olmak;
- Çanakkale'de ölmektir.
- Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir,
- Onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
- Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.
- Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
- Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
- Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
Türk olmak;
- Harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,
- Tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak;
- Askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,
- Belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak;
- Annenin, şehit oğlunun ardından; 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan icin göndereceğim.' demesidir.
- Babanin gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken 'Vatan sağolsun!' demesidir.
Türk olmak;
Her hükümetin
- Enkaz devraldığı, ama
- Ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak;
- Ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.
- Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
- Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak;
- Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
- Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak;
- Milli maçta ağlamaktır.
- Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.
Türk olmak;
- Aşkını ölesiye sevmektir.
- Aşkı için ölmektir,
- öldürmektir.
- Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.
- En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
- Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
Türk olmak;
- Yunus'u bilmektir,
- Aşık Veysel'i sevmektir.
- Mevlana'yi, Haci Bektaş-i Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi, tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak;
- Saz çaldığında,
- Ney üflendiğinde,
- Kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,
- Yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir,
- Bir de Yemen Türküsü'nde...
- Hayatın sana verdiklerine 'Nasip',
- Vermediklerine 'Kısmet'demektir.
- Her işin 'Hayırlısına'inanmaktır ve
- Ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak;
- Asya'da "Batılı",
- Avrupa'da "Doğulu" diye tepki görmektir.
- Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir.
- Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak;
- En zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak,
- En dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Türk olmak;
- Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek,
- Her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak;
Medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir!
Zor iştir Türk olmak...

Günaydın Hayırlı sabahlar hayırlı işler kesseniz bereketli ömrünüz uzun cumanız mübarek olsun âmin


Günaydın hayırlı sabahlar arkadaşlar

KAÇ TAKİPÇİN VAR SENİN?
Geçen gün :
“Kaç takipçin var?” diye sordum, sosyal medya fenomeni bir arkadaşa.
-“Çok” dedi, uçuk rakamlardan sözetti. Nabzımı yoklamak için :
-“Senin de çoktur” deyip gözlerimin içine baktı.
-“Yok" dedim,
-"Benim senin kadar çok takipçim yok. Hepi topu *sekiz* tane.”
Merakını gidermek için daha o sormadan saymaya başladım:
Birinci ve en büyük takipçim *Allah’tır* . Uykuda bile takip eder beni. O’ndan gizli kalmak mümkün değildir. O yazmadan diğer takipçilerin hiçbiri kalem oynatamaz. İyi hareketlerimde gönlüme genişlik verir, yanlış yaptığımda ise göğüs kafeslerimi adeta birbirine geçirircesine sıktıkça sıkar beni.
Eğri veya doğru yolda olduğumu çoğu zaman,
O’nun bu hareketiyle anlarım.
Sonraki iki takipçim ise *Kirameyn Katipleri’dir.*
İyi kötü, hayır veya şer ne yapsam anında kayda geçerler.
Alim unutur kalem unutmaz deyip cızır cızır yazmaya devam ederler.
Dördüncü takipçim *şeytandır* . Ve takipçilerin en tehlikelisi.
Hayırla hiç işi olmaz. Allar pullar, acuzeyi dilber, zehiri bana ab-ı hayat gösterir. Tuzakları örümcek ağı gibi zayıf olsa da, insanı çok rahat kandıran müthiş bir yeteneğe sahiptir.
Beşinci takipçim *nefsimdir* .
Tıpkı boynu bükük, masum yüzlü bir dilenciye benzer. Aç gözlüdür, doymak nedir bilmez.
Gözleri fellik fellik devamlı arayış içindedir.
Her şeyin “kendi hakkı” olduğunu söyler durur. Dırdırından kurtulmak mümkün değildir. Sadece açlıkla terbiye edebilirim onu. Dizginlerini bırakıversem inanın beni uçurumdan aşağı yuvarlar da “Tüh, adamcağıza yazık oldu!” bile demez. Şeytandan sonra gelen en yaman takipçim de işte budur.
Altıncı sıradaki takipçim ise *rızkımdır* .
Şimdiye kadar bir vefasızlığını görmedim ama nedense ben onu hiç beğenmem, hep değersiz ve küçük görürüm. Başkalarının rızkı bana daha tatlı ve büyük görünür. Devamlı ben onun peşinden koşarım fakat o bunu kabul etmez, hayır ben senin peşinden koşuyorum diye benimle inatlaşır. Kimbilir belki de o haklıdır. Çünkü bir keresinde uçağa bindiğimde, hostesler gökyüzünde bunu getirip önüme koymuşlardı, “Al bu da senin rızkın!” demişlerdi.
Şaka değil, yedinci takipçim de bela ve musibetlerimdir. *Doğduğum* günden beri hiç yalnız bırakmadılar beni. Bazen rüzgar gibi okşar geçerler, çoğu zaman da arsız bir misafir gibi oturdukları yerden bir türlü kalkmak bilmezler. Tahammülleri çok zordur, hiç rahat vermezler insana. Biri kalkmadan daha öbürü kapıyı çalmaya başlar. Yalnız itiraf etmek gerekirse, her gelen bela mutlaka geride benim için hayırlı bir şeyler bırakıp öyle gider. Ancak onlar gittikten sonra eyvah derim fakat o zaman da zaten iş işten geçmiş olur. Bu da benim yüz karası aceleciliğim işte.
Sekizinci ve son takipçim ise *ölümdür* . Her an yanında taşıdığı mutlaka bir bahanesi vardır. Trafik ve iş kazaları, kalp spazmı, nefes yetmezliği, doğal afetler, savaş ve terör eylemleri, yaşlılık ve hastalık onun en çok kullandığı bahanelerdendir. Ben onu unutsam o beni unutmaz, ense kökümde dolaşır durur.
Bütün takipçilerimin hepsi bu kadar.
Aslında bir tane daha var. O da, sizler beni mezarlıkta bırakıp gittikten sonra benimle kalacak olan *salih amellerim.*
“Benim gerçek dostum işte bu!..” desem, inşallah bana kırılmazsınız.!

https://youtu.be/5DvQd7dBysQ İyi akşamlar arkadaşlar

Kolay gelsin arkadaşlar

Fotoğraftaki kişinin ismi Kadir , Mersedes Kadir. Akli dengesi yerinde değil ve bütün gün üstünde dolaştığı önünde Mercedes arması olan sopayı Mersedes'i zannederek yaşıyor.
Buraya kadar tamam. Anlatmaya bayıldığım kısmı bundan sonra başlıyor.. Koskoca bir şehir , Kadir'in Mersedes hayalini her şeyiyle sahiplenmiş durumda.. Kadir trafik ışıklarında duruyor, arabasını park ediyor, diğer arabalar trafikte ona yol veriyor, ona göre parkediyor. Bütün şehir o "Mersedes"in farkında!
Kadir sopasını Mercedes servisine götürüyor, ustalar bütün ciddiyetleriyle arızaları anlatıyor, bir usta sopaya teyp takıyor, diğeri aynasını, armasını yeniliyor..
Sıkı durun; trafik polisleri yanlış yere park ettiğinde ya da 'çok hızlı gittiğinde' Kadir'e ceza yazıyorlar, zamanı geldiğinde muayeneye gönderiyorlar! Bir koca şehir, Malatya, Kadir'in hikayesini onunla birlikte yaşıyor.
Bir 'deli'nin sopasına göre yaşayan şehirlerin, sopayla, sapanla, satırla birbirlerini kovalayan şehirlere dönüşmesini gördükçe bu hikaye çok hoş gelir insanın kulağına..
Kadir'in başka bir hikayesi de hayli komiktir.
Kadir bir gün arabasını servise götürmüş ve sorunlarını söylemiş. Usta almış arabasını ve "2 gün sonra gel" demiş. Kadir 2 gün sonra gelmiş. Usta arabanın daha olmadığını söylemiş. Kadir ertesi gün gitmiş. Usta yine olmadığını söylemiş. Kadir ertesi gün yine gitmiş.
Usta arabanın hâlâ olmadığını söyleyince "YETER ARTIK YA VERİN ARABAMI KAÇ GÜNDÜR YÜRÜYEREK GİDİYORUM EVE" demiş..

Günaydın hayırlı sabahlar arkadaşlar


Mutlu pazarlar arkadaşlar herkese kolay gelsin

Günaydın hayırlı sabahlar arkadaşlar

Günaydın hayırlı haftalar arkadaşlar

İyi akşamlar arkadaşlar

Atamız Nurlar içinde uyusun inşallah

İyi akşamlar arkadaşlar

Kolay gelsin arkadaşlar

Cumanız mübarek olsun Allah tekrarını göstersin arkadaşlar âmin

Herkese iyi geceler arkadaşlar


https://youtu.be/VrCzR_JD79Q Kuşadası şarkı yarışması cem Karaca birinci olmuştu o yarışmada seyircilerin arasında rahmetli annemle ben de vardım benim için çok güzel bir anı idi Belki sizde beğenirsiniz arkadaş

Kolay gelsin arkadaşlar kesenize bereketli ömürler uzun olsun âmin

Erkeklerin melek olduğunun kanıtı:
Bir gün ormancının biri, dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken baltasını suya düşürür.
- "Aman tanrım" diye bağırdığında bir peri belirir ve "Ne diye bağırıyorsun?" der.
Ormancı baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler.
Peri suya dalar ve elinde bir altın balta ile tekrar belirir.
''Baltan bu muydu ?" diye sorar.
Ormancı "hayır" diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?"
Ormancı yine "hayır" diye cevaplar.
Peri suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu?"
Ormancı "evet" der.
Ormancının dürüstlüğü perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir.
Ormancı mutlu bir şekilde evine döner.
Bir zaman sonra ormancı eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı suya düşer.
Ormancı "aman tanrım" diye bağırır.
Peri yine belirir ve sorar: "Ne diye bağırıyorsun ?"
Ormancı "karım suya düştü" der.
Peri suya dalar ve Jennifer Lopez ile birlikte geri döner.
"Senin karın bu mu?" diye sorar.
Ormancı "evet" der.
Peri sinirlenmiştir, "Yalan söylüyorsun, gerçek bu değil" der.
Ormancı "özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim, bu sefer CatherineZeta-Jones ile geri dönecektin, ona da hayır deseydim karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin.
Oysa ben fakir bir adamım ve üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez'e evet dememin sebebi budur.."
Bu hikâyeden alınacak ders:
Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi ve saygın bir nedeni vardır ve bu başkalarının yararı içindir. Kendileri için bir şey istiyorlarsa ekmek çarpsındır.. :)

Günaydın arkadaşlar herkese güzel bir gün diliyorum

İmparatoru Atilla’nın torunları macar parlamentosunda Osman Paşa marşını okuyorlar herkese kolay gelsin arkadaşlar

https://youtu.be/ZOJub2G6rbk Günaydın hayırlı sabahlar hayırlı cumalar kesseniz bereketli Ömrünüz uzun olsun