
Hakkında Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri SEN
biri de BEN..

Bu güne kadar hiçbir haklı oluşumdan mutlu olmadım. Çünkü her haklı oluşumun özünde; acı, buruk ve kekremsi bir hüzün hikayem vardı. Çünkü haklı olduğum her konuda, haklı olmayıp, mutlu olmak isterdim. Çünkü mutlu olmak, haklı olmaktan her zaman daha güzeldi.

Kitap okumayan, fikirlerle tartışmayı bilmeyen, kırdığını düzeltmeyen, yanlışlarını görmezden gelen, hayvanları sevmeyen, kendinden başkasına yararı olmayan ve kendini her zaman haklı zanneden sığ insanlardan uzak durun. Emin olun daha mutlu olacaksınız.”

Bir yanılgının, binlerce yenilgiden daha keskin olduğunu gördüğünde eve dönmek isteyeceksin ama ev; kapı duvar olacak. Ve sen, bildiğin denizlerde yeniden boğulacaksın. Aşina yüzler el olacak, ve yalnızlığı şah damarında hissedeceksin. Sonra geçecek. Her şey geçer, bilirsin.

Senin rahatsızlık vermemek için sessizce geçtiğin yoldan başkası bağıra çağıra geçince, senin sesin çıkmıyor zannederler. Bu ülkede iyi niyet, halis duygu, kibarlık hiçbir zaman ön planda olmadı, olmayacak. Bu ülke, gürültü çıkartmaların, bağırmaların, rahatsız etmelerin ülkesi.

Öyle olur bazen. En çok kıyamadıkların kıyar, en çok sevdiklerin yaralar.”

İnsanlara dikkat edin, gösterme çabası içinde oldukları her şeyden yoksundurlar. Göze sokulan iyilik, dürüstlük, sevgi... İnsan, özümsediği şeyleri dillendirme ihtiyacı hissetmez. Eğer böyle bir ihtiyaç duyuyorsa, bahsettiği o konudaki eksikliğini telafi etmeye çalışıyordur.

Halil Cibran diyor ki; "Birlikte güldüğün insanı unutabilirsin ama birlikte ağladığın insanı asla unutamazsın." Çünkü insan, en sevdiğinin ve en güvendiğinin yanında güçlü olma ihtiyacı hissetmez ve ağlayabilir sadece. Çünkü insanı insana rapteden, yegane şeydir gözyaşı.


Unutmak en iyi intikamdır.” diyor Borges. Nefret bir histir. Ve bazen bazı insanlar, nefret edilmeyi dahi haketmezler. Bu yüzden görmezden gelmek, nefretten daha çok acı verir karşıdaki insana. Çünkü, onun için yananın artık bir külü dahi kalmaması öldürür, hem de yavaş yavaş.

ve bir gün gelir anlarsınki vazgeçemezdiklerinin hiç biri vazgeçilemeyecek kadar mükemmel degıldir senin yüreğin gereğinden fazla yüklenmiş bir sevgi yazılımıdır sadece kararsız tuttuğunu koparamayan lafının arkasında duramayan sözde cesurlar için özde sevgısını tüketmeye değmez kendı hayatlarını idare edemeyenler duygularının hakimi olamayanlar için ağlama elımden gelen herseyı yaptığın halde yarı yolda yalnız kaldıysan bu karşindakinin yanyana yürümesini beceremediğindendir sana ihtiyacım var dedıgın halde yanınızda olamayan tüm bencilleri silin hayatınızdan silinki öncekilere kapak sonrakilere ders olsun