Ali
Ali, 40

Dünya ile ilişkisi yok...!!!

À propos
  • Pishti (Jeu préféré)
Photos
  • Ali

    Aşıkken de tam yaşamalısın, ağla, üzül, berduş ol...

    Zaman olur ruhun kanatlanır ve bir zaman olur yüreğin büzüşür üzüntüden. Nasıl gerekiyorsa öyle yaşa. Bırak karşındaki sana yalanlar söylesin, oyunlar oynasın; bu senin sorunun değil ki...

    O eksik kalsın, sen tam yaşa... Aşık olma, aşk ol !

    Peki sizce aşk mı? Aşık olmak mı gerek ?

  • Ali

    Aşıkken de tam yaşamalısın, ağla, üzül, berduş ol...

    Zaman olur ruhun kanatlanır ve bir zaman olur yüreğin büzüşür üzüntüden. Nasıl gerekiyorsa öyle yaşa. Bırak karşındaki sana yalanlar söylesin, oyunlar oynasın; bu senin sorunun değil ki...

    O eksik kalsın, sen tam yaşa... Aşık olma, aşk ol !

    Peki sizce aşk mı? Aşık olmak mı gerek ?

  • Ali

    Bazı kadınlar yakalanamaz, durdurulamaz ve kimseye ait olamazlar, onlar zaten kendilerine bile ait değildirler... O kadınlara yalnızca yakın durulabilir, yakalanıp durdurursan, kendine ait kılarsan... Ölüverirler. Çünkü onlar kuş gibidirler...Ya siz?

  • Ali

    Her kadın özünde bir melek'tir. Bir erkeğin hayatındaki kadının melek veya şeytan olması onu seven erkeğin elindedir. Kadınına cenneti sunan melek ile yaşar, cehennemi sunan şeytan ile yaşar.Kadından meleklik bekliyorsan, cenneti sunacaksın.Peki siz ne düşünüyorsunuz bu konuda ?

  • Ali

    insanların giyim konusunda ki rahatsızlığının din ile en ufak bir alakası yoktur.Sorun ne biliyor musunuz?

    Sadece sahip olma isteği, asla sahip olamayacağı gerçeği, aşağılık duygusu ve şerefsizlik içinde şiddet....!!!

  • Ali

    Keşkelerin bir ömür peşinden gelmesin.

    Gülüşün mü çirkin?

    Kahkaha at.

    Kilolu musun?

    Dans et.

    Ayakların mı büyük?

    Bacak bacak üstüne at.

    Sesin mi kötü?

    Şarkılar söyle.

    Selilütin mi var?

    Mini giy.

    Kolların mı tüylü?

    Kısa kollu giy.

    Gözlerin mi şaşı?

    Gözlerinin içine bak.

    Boyun mu kısa?

    Topuksuz giy...

    Bunları sakın dert etme, utanma, sıkılma.

    Hayatı kendine zindan etme.

    Başkası olmak için uğraşma, sadece kendin ol.

    Mutluluğu ancak böyle yakalayabilirsin.

    Unutma ki; seni sevmek isteyen,

    bunlara rağmen seni sevecektir.

    Sevmek istemeyen için zaten

    ne yapsan sonuç vermeyecek,

    hayal kırıklığı ise sana hediyesi olacaktır.

    Seni sevmeyen birisi için harcadığın zamanlar,

    pişman olacağın zamanlardır.

    Zamanını kendine ve seni sevenlere ayır ki

    Keşkelerin bir ömür peşinden gelmesin.

    Unutma ki;

    Olmadığın birisi gibi görünerek kazandığını,

    olmadık bir zamanda kaybedersin...!!!

  • Ali

    Artık hiçbir şey eskisi gibi değil.

    Ben de öyle.

    Çok dikkat etmiyorum uzun süredir kendime.

    Kılığıma kıyafetime...

    Çorapsız da basıyorum artık yere.

    Eskisi gibi de korkutmuyor beni ne grip ne nezle.

    Nane limonun iyi gelmediği daha büyük sıkıntılarım var herkes gibi benim de.

    Takılmıyorum artık şu her kış ve bahar şişen bademciklerime.

    Çok sıcak ya da soğuk şeyler yiyip içmem, hepsi hepsi birkaç gün gene.

    Olur biter

    Geçer gider.

    Ama canımı yaka yaka yutkunduğum şeyler var.

    Olup bitmeyen,

    Geçip gitmeyen.

    Zaman zaman yine uykusuzluk çekiyorum ama...

    Çok da takılmıyorum artık bu uyku konusuna,

    Uyuyunca geçmeyen şeylerin olduğunu anladığımdan bu yana...!!!

  • Ali

    Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı. Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım. Hatta Babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi. Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.....

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı. Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani. Cafelerde, alışveriş merkezlerinde buluşmazdık. Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya,zıplaya yürüyerek gelirdik.

    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi. Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık. Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi. Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik. Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar,hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik. Kısacası evine gidip gelen (...ki;sadece çişi gelen giderdi evine)elinde mutlaka yiyecekle dönerdi. Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi. Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.

    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi. Düşünce kaldırırlar, kavga! edince barıştırırlardı bizi... Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı. Sonra kavgalarımız da öyle sallama, satır ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık. Pirilli oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık. Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim. Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem. Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri. Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok. Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar... Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

    Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu. Ben kapılarında 'vale'lerin, 'bady'lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir. Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksitini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana. Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar? Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk. İyi de neden böyle olduk ? Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?.. 'Her toplum hak ettiği gibi yönetilir'derler ya, hak ettiği gibi de yaşar diyelim mi?

  • Ali

    Her kadın özünde bir melek'tir. Bir erkeğin hayatındaki kadının melek veya şeytan olması onu seven erkeğin elindedir. Kadınına cenneti sunan melek ile yaşar, cehennemi sunan şeytan ile yaşar...!!!

    Kadından meleklik bekliyorsan, cenneti sunacaksın....

  • Ali

    Akvaryuma iki balık koyarsanız onlar zaten sevgili olur, önemli olan okyanusta karşılaşabilmek...!!!

  • Ali

    Konuşmam yetmiyormuş gibi düşünmeye de başladım. En kötüsü buydu. Çoğu insanlar gibi düşünmeden konuşsaydım kimse bir şey demeyecekti ama ben düşündüğümü söylemeye kalktım...!!!

  • Ali

    "Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;

    Hastayken yatağa girer dinlenirdim.

    Ben olmadığım zaman her şey

    kötüye gidecek diye düşünmezdim..

    Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..

    Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..

    Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

    Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

    Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..

    Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..

    TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

    Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

    Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim..

    Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

    Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..

    Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..

    Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..

    Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..

    Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için

    şükredin..

    Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor..

    Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz...

  • Ali

    İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların “Tecrübe” dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana “ Tecrübeli ” denir.

    Sigmund Freud

  • Ali

    “Sen çok güzel bir insansın” dedi.

    “ Emin misin?” diye sordum.

    “ Bütün kötülükler seni bulmuş ama sen buna rağmen hala çok güzel kalmışsın” dedi....☺

  • Ali

    Beklemeyince, ummayınca, vazgeçince hafifliyor hayat: Kocaman bir yük kalkıp gidiyor üzerinden… Kendi kendine kalınca, kimseden beklentin olmayınca, oluruna bırakınca kolaylaşıyor…

    Hayatın dümeninin elinde olmadığını anladığında, vitesi boşa aldığında, rüzgara karşı durmadığında, her şeyi kontrol edemeyeceğini kanıksadığında, bazı konularda kadere güvenip boşverebildiğinde güzelleşiyor…

    Kendini anlatmayı bıraktığında; insanları anlamaya çalışmadığında, buluttan nem kapmadığında, anlamsız savaşlardan kaçındığında sakinleşiyor…

    Fedakarlıktan vazgeçip kendine döndüğünde, önce kendini önemsediğinde, o kadehi kendine kaldırdığında anlamlaşıyor…

    “Gidemem” dediğin yerden gittiğinde, “Yapamam” dediğin sulardan geçtiğinde, kendine yolculuk ettiğinde, herkesin geçtiği o kalabalık yollardan geçmeyip sana özel patikalardan yürüdüğünde, farklılaşıyor…

    O kadar da önemli olmuyor o zaman yok yere üzüldüklerin… O beklediğin huzur geliveriyor birden… “Otur” diyorsun kendine, “Konuşalım, neler geçti başımızdan…” Kendini kendine itiraf ediyorsun, günah çıkarır gibi… Anlatmak iyi geliyor; ağlamak daha da iyi… Değil mi ki insanı en iyi kendisi anlıyor? Böylece kendi sırtını sıvazlamayı da öğreniyorsun… Otomatik pilota alıp hayatı, biraz arkana yaslanıyorsun; yavaşlıyorsun… Yavaş yavaş anlıyorsun; sen aslında kimdin, hatırlıyorsun… Başkalarını çok sevmeyi bırakıp, narsistleşmeden kendini sevmeyi de öğreniyorsun…

    Ve işte böyle böyle iyileşiyorsun.

    Ayşin Aytekin

  • Ali

    Hep boktan insanlarla karşılaşmış, boktan şeyler yaşayıp bunun sonucunda da hissizleşmişsin demiyorlar da, “ güçlü birisin ” diyorlar...!!!

  • Ali

    Mesafenin önemi yoktur.

    Burnunun dibinde olsa ne olacak, seni anlamıyorsa!

    Ama birisi vardır ki dünyanın öbür ucunda,

    En ihtiyaç duyduğun anda,iki satırıyla bile olsa,bir çırpıda yanı başında,

    Mesafe uzaklıklarda değil, mesafe fedakarlıkta...!!!

  • Ali

    Bu yükün altında öleceksin.. dedim Hamala.

    Ölüm kolay, sen umuttan haber ver.. dedi.

    Umut varsa dünyayı vur sırtıma '...!!!

  • Ali

    Bir insanın zeka seviyesi düşükse onunla tartışmak yorucudur.

    Bir insanın vicdan seviyesi düşükse onunla tartışmak üzücüdür.

    Bir insan hem gerizekalı hem de vicdansızsa onunla tartışmak eziyetlerin en büyüğüdür ...!!!

  • Ali

    Aradığınızda konuşabileceğiniz,

    özlediğinizde sarılabileceğiniz insanları sevin...

    Diğerleri karın ağrısı ve zaman kaybıdır...!!!

  • Ali

    Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez.

    Bir insan konuşmadı da içine gömüldü müydü, sonu felakettir...!!!

  • Ali

    1- EŞİNİ DOĞRU SEÇ

    Doğru eş, uzun zaman flört ettiğin kişi değildir.

    Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu,

    Yaşam tarzlarınızın benzediği,

    Espiri anlayışının yakın olduğu,

    Zor zamanlarında hep yanında olacağını bildiğin,

    Dertlerini sevinçlerini paylaşabileceğin,

    Fikirlerine olaylara bakış açısına güvendiğin,

    Senin fikirlerine saygı duyan,

    Konuşmaktan sıkılmayacağın,

    Hayata küstüğün zaman seni kabuğundan çıkarıp eğlendirebilen,

    Gözlerine baktığında ne söylemek istediğini anladığın,

    Aynı zamanda iyi bir arkadaş olan,

    Fiziksel görünüşün ve işin dışında seni sen olduğun için sevebilecek birini EŞ olarak seçmelisin...

    Böyle biri varmı diye soracaksanız şimdi emin olun var. Ama sayıları fazla değil. Hatta hayatta insanın karşısına 1 yada 2 defa çıkar yada çıkmaz...

    Önemli Olan Onu Farkedebilmek...

    Eğer bu satırları okuduğun zaman aklından bu özellikleri barındıran bir isim geçirmişsen çok şanslısın. Ne olursa olsun onunla birlikte olabilmek için elinden geleni yap...

    Çünkü, bir daha onun gibi birini bulma şansın çok az. Emin ol...

    Bütün aptal aşıklar gibi ilk hareketi ondan beklersen, çok geç kalırsın...

    2- İŞİNİ DOĞRU SEÇ

    Doğru iş rahat iş değildir.

    Çok kazandıran işte değildir.

    Kariyerde değildir.

    Klimalı büro ortamıda değildir.

    Doğru iş olmaktan zevk aldığın yerdir...

    Sabah kalktığında gitmekten üşenmediğin, bıkmadığın yerdir.

    Tabi yanında rahatlık, para ve kariyer varsa ne ala...

    3- ARKADAŞINI DOĞRU SEÇ

    Çok sayıda arkadaşının olması, iyi arkadaşın olduğunun ispatı değildir.

    Güzel günlerdeki arkadaşlıklar geçicidir.

    Mutluluklarının yanında acılarınıda paylaşabileceğin,

    Fikirlerine ihtiyaç duyabileceğin,

    Her zaman yanında olmasını isteyeceğin.

    Seni madden değil, manen zengin eden,

    Sana yalan söylemeyen,

    Arkandan iş çevirmeyen,

    Hatalarını yüzüne vuran,

    Yeri geldiğinde eleştiren,

    TEK bir arkadaş sana çok şeyler katacaktır...

  • Ali

    Aslında galiba ben bazı şeyleri fazla, hem de gereğinden fazla ciddiye alıyorum. mesela aşkı, nefreti, arkadaşlığı, ölümü, iyi kitapları ve tabloları, bazılarının kötü, bazılarınınsa iyi kalpli oluşunu ve bazı insanlara yapılan haksızlıkları....!!!

  • Ali

    Beni ya sev ya da sevme. Kendimi sevmeyi öğrenmem yirmi küsur yıl sürdü, bir başkasını da ikna edecek kadar zamanım yok...!!!

  • Ali

    Bir gün uyanacaksınız ve her zaman yapmak istediğiniz şeyler için zaman kalmamış olacak. Ne yapmak istiyorsanız bugün yapın...!!!

  • Ali

    Mükemmel kadın olmayın.

    İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını, dost, evlat, sevgili ve daha birçok şey olan mükemmel kadın, neden mutsuz olur..….

    Çünkü bu kadınlar başkaları için yaşarlar..

    Bir ilişkide kadın, eşinin hayatını gereğinden fazla kolaylaştırdığında, iyi bir iş yapmış olmaz.

    Her sorunu çözebilen, sorumlulukları üstünde taşıyan, düzeni koruyan ve bunun için insanüstü çaba gösteren kadın, karşısındaki erkeğin genetiğini bozar.

    İnsan doğası almaya, tüketmeye eğilimlidir ve rahata çabuk alışır

    Mükemmel kadın, her konuda başarılı olduğundan, karşısındakine yapacak bir şey bırakmaz.

    Armut piş, ağzıma düş..

    İlişkiler, paylaşım olmadan büyümez..

    Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar, dersler ve çaba ile doğru orantılıdır.

    Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne, evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin farkında değildir.

    Aynı durum ilişkilerde de geçerlidir.

    Eşinin işlerini üstlenen, yapması gerekenleri onun yerine yapan, beceremediklerini bir şekilde halleden mükemmel kadın, mutsuz olmaya mahkumdur.

    İşin garip tarafı, bu yapıdaki kadınların ilişkileri, genellikle hayal kırıklığı ile biter.

    En çok aldatılan, terk edilen kadınlar, kusursuz kadınlardır.

    Neden aldatıldıklarını anlayamazlar.

    Üstelik, eşlerinin seçtikleri kadınlar, kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır.

    “Benim neyim eksikti”

    Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır, hatta şok etkisi bile yaratabilir ama eksik olan kusurdur.

    İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur.

    Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. ,

    Çaba göstermek uğraşmak için ortada sebep bırakmaz.

    Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş, doğal olarak gidip, kendini göstereceği, yaratacağı başka ortamlar arar.

    Çevrenizdeki insanları bir düşünün.

    İçlerinde, mükemmel olduğuna inandığınız ama hala neden evlenemediğini ya da mutsuz bir ilişkisi olduğunu anlayamadığınız kişiler yok mu

    Dışarıdan bakıp, dört dörtlük kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin.

    Hazır bir hayat.

    İlk başlarda çok keyifli gelse de, zaman içinde son derece sıkıcı, tek düze ve boş bir yaşam şeklini alır.

    İnsani egonuz zarar görür..

    Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir.

    Sürekli başkaları için yaşamak,onların ihtiyaçlarını gidermek, onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak, hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar.

    Kendi hayatından vazgeçmek, saçının her telini süpürge etmek, gereksiz özveri ve fedakarlık göstermek, karşı taraftan alkış ve takdir almaz.

    Düzenli olarak bunlar yapıldığı için, görevmiş gibi algılanır ve kıymeti bilinmez.

    Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir.

    Eşini, çocuğunu, kendini hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar. ilişkiler paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir.

    Mükemmel kadın mutlu olamaz.

    Başkalarının hayatını düzenlerken, kendine ait bir yaşamı unutur.

    İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur.

    Mükemmellik, insana ait değildir.

    Kusursuz veya mükemmel kadın olmayın..

    Bu sizi ancak, ruhsal köle ve yaşam hizmetçisi yapar.

    Sevgiyle kalın…!!!

    Candan Ünal

  • Ali

    Şu an uykusuz kaç kadın varsa, hepsini şiir öpsün ! Çünkü bu saatte uykusuz kadının ya çilesi çoktur, ya sevdası, ya hayatla kavgası...!!!

  • Ali

    Bir güzel kahve ısmarla kendine

    seni mutlu eden sesi duymak için alo de

    hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık

    yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın

    hatta üşü hava soğuksa..

    yürü, yürürken sağa sola bak

    öylesine değil, görerek bak

    çiçek görürsen kokla

    köpek görürsen okşa

    çocuk görürsen yanağından

    makas al...!!!

    Can Yücel

  • Ali

    İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli

    İyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli

    Ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir...!!!

    Grup İsmi : Ethnic Band

  • Ali

    Kadınların ‘ hüzünlü prenses ’ olmayı bırakıp ' bilge kadın ’ olmaya ihtiyaçları vardır. Okumak, düşünmek, fikirleriyle var olmak, günümüzün kadınlarının temel görevi olmalıdır…

    ..!!

  • Ali

    Fakat doğru ya, nasıl da unutmuşum! Kötülüğün takdir edildiği, iyiliğin tehlikeli bir aptallık sayıldığı bir dünyada yaşıyorum...!!!

  • Ali

    Düşme!

    Düşersen, bağımsızlığını ilan eder dostların,

    Görüş günlerin yasaklanır, gelenin gidenin olmaz.

    Bayram eder düşmanların, düşme!

    Düşünce, bütün düşüncelerin değişir hayata dair.

    Dostluk, arkadaşlık, aşk… yeniden şekillenir beyninde, düşme!

    Hayatın ve dostların vefasızlığını görünce yaralanır duyguların en derinden, düşme!

    Düştün mü ilk önce güvendiklerin vurur sırtından.

    Kimse bakmaz yüzüne, işe yaramaz adam olursun.

    Bir bir uzaklaşır dostların senden.

    Tutacak dal bulamaz yorulursun, düşme!

    Düştün mü isyan edersin yaşadığın hayata,

    Gözyaşlarını dökersin her gece yastığa.

    Yılanın ne kadar masum, kurdun suçsuz, çakalın çakal olmadığını anlarsın iki yüzlü insanları görünce, düşme !

    Alıntı

  • Ali

    HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR

    Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generaline :

    - Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der.

    'Kadınlar hayatta en çok ne ister?' budur bilmek istediğim... Bu sorunun yanıtını getir kurtar kelleni der.

    General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kafdağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir... Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:

    - Kadınlar hayatta en çok ne ister?

    Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil...

    - Evlen benimle!!! O zaman öğrenirsin ancak istediğini...

    Bu ölümcül isteği kabul eder esir General. Asıl doğru yanıtı alır almaz da koşar Harun Reşit'e :

    - Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister! Harun Reşit esir Generalin hayatını bağışlar. Ancak o, cadıya evlenmek için söz vermiştir.

    Ne yapsın evlenirler. İlk gece General bir bakar ki, o korkunç cadı

    dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada... Konuşur cadı:

    - Benim kaderim böyle.... Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim der. Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım ,

    yoksa gündüzleri dışarıdayken mi?...

    General öğrenmesini bilen bir adamdır; düşünür ve :

    - Sen bilirsin kararı kendin ver der. İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olur ve öyle kalır... Peki, bu masaldan çıkarılacak 3 ders nedir ???

    1. Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.

    2. Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.

    3. İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında cadıdır!

    Hayatınız seçtiğiniz kadındır: zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız, şefkatli bir kadına rastlarsanız vicdanınız gelişir. Hayatınız seçtiğiniz kadındır: alıcı bir kadına rastlarsanız vazgeçtikleriniz, verici bir kadına rastlarsanız tembelliğiniz artar. Hayatınız seçtiğiniz kadındır: dengeli bir kadına rastlarsanız mutlu, dengesiz bir kadına rastlarsanız filozof olursunuz. Hayat kat kattır. Babil'in Asma Bahçeleri gibi katmanlar halinde yükselir, bir kattan bir kata sizi yanınızdaki kadın götürür. Ve manzarası ve hayatıdır... Hayatınız seçtiğiniz kadındır...