
........Şu hayatta hepimizin eksiği, kusuru diz boyu.
"Yanılmam" zanneden, en çok yanılır.
"Ben bilirim" diyen, aslında en cahilimizdir.
Üstünlük taslayan, en geriden gelendir.
Beşer dediğin, adı üstünde zaten, şaşar daim.
Ayağımız kayar, düşeriz. Vardım zanneder, tökezleriz.
Oldum zanneder, bir arpa boyu bile yol katedemeyiz.
Piştim dersek hamlık imtihanından geçemeyiz.
Çoktur noksanı, eksiği insanın.
Hepimizin. İstisnasız herkesin.
Ama bir tek kural var ki, unutmayacaksın.
Küpe gibi kulağımızda asılı durur daim.
En sisli sabahlarda, en puslu yollarda ışık verir,
titrek ama sabit bir mum alevi gibi.
Öyle bir kural ki, son derece basittir
ama bir o kadar temel:"Kalp kırmayacaksın!
"Kırdığımız her kalp, ettiğimiz her fena laf,
incittiğimiz her can, küstüğümüz her hasım,
yüreğimizin üzerine bindirilmiş demirden bir ağırlıktır.
Eğer dikkat etmezsek birikir ağırlıklar,
nefes bile alamaz duruma geliriz o zaman.
Halbuki tüy gibi hafif, kuş gibi
latif olabilmeli insanın yüreği, ağırlıksız ve pak?...Erdem ORHAN

Issızlığının içinde en kalabalık yanındır aşk…
Sözcükleri uykusundan uyandır…
Ne söylesen eksik kalacak bir yolculuktur kalbin yolculuğu.
Yüreğine, gönlüne akan her şey mavi bir sessizliktir kimi zaman.
Sessizliğin yorganını üstüne örtersin. Sıcak tutsun diye değil, seni korusun diye.
Sözcüklerden bir ormanın olur kimi zaman. O ormanda kaybolmak, şarkılar mırıldanmak istersin. Ayağına dolansın istersin börtü böcek. Kuş seslerinden, rüzgârın uğultusundan, yaprağın hışırdayışından, karıncanın telaşından ince bir düş senfonin olsun istersin. Telaşla değil, incelikle kalbin yolunu adımlamak istersin.
Düşlerinden yaşama sarkıttığın bir ipin olsun istersin. O ipe tutunmak ve kendi şarkını mırıldanmak istersin.
Uzun sürsün, hiç bitmesin istersin kalbindeki uyku.
Mavi bir düş sonsuzluğun olsun istersin.
Kendi gövdenin gölgesinde sonsuzluğu ararsın.
Bir çiçek gibi açsın istersin tüm sözcükler.










........Şu hayatta hepimizin eksiği, kusuru diz boyu.
"Yanılmam" zanneden, en çok yanılır.
"Ben bilirim" diyen, aslında en cahilimizdir.
Üstünlük taslayan, en geriden gelendir.
Beşer dediğin, adı üstünde zaten, şaşar daim.
Ayağımız kayar, düşeriz. Vardım zanneder, tökezleriz.
Oldum zanneder, bir arpa boyu bile yol katedemeyiz.
Piştim dersek hamlık imtihanından geçemeyiz.
Çoktur noksanı, eksiği insanın.
Hepimizin. İstisnasız herkesin.
Ama bir tek kural var ki, unutmayacaksın.
Küpe gibi kulağımızda asılı durur daim.
En sisli sabahlarda, en puslu yollarda ışık verir,
titrek ama sabit bir mum alevi gibi.
Öyle bir kural ki, son derece basittir
ama bir o kadar temel:"Kalp kırmayacaksın!
"Kırdığımız her kalp, ettiğimiz her fena laf,
incittiğimiz her can, küstüğümüz her hasım,
yüreğimizin üzerine bindirilmiş demirden bir ağırlıktır.
Eğer dikkat etmezsek birikir ağırlıklar,
nefes bile alamaz duruma geliriz o zaman.
Halbuki tüy gibi hafif, kuş gibi
latif olabilmeli insanın yüreği, ağırlıksız ve pak?...Erdem ORHAN...


