
Önceleri isyankardı bedenim;
Hİssedilmiyormuydu gözlerde diye...Kendini sorguladı sürekli .Sen bu mu olmalıydın ,neden o sadece zihinlerde
kazanılmış sabit görsellik kavramında sende yerini alamıyorsun.Ümit yokmuydu onlar için onlara kendini kanıtlamak
için gördüğünü zanneden kör bakışlara kendini benimsetmek için bir çare yok mu diye...
önceleri isyankardı yüreğim;
EN iyisi benim ve ben sizden çok hakediyorum diye...bir şehvet bir hazımsızlık sardı yüreğimi.onların
renkli saydıkları dünyalarında neden bende şımaramıyorum .NEden HErşeye sahip olma gücüne sahip değilim.Alaycı ve
hazımsız Bu hayatta neden bende Yerimi alamıyorum diye...
.
Evet..BEdenim koşmuştu ve artık onların gözlerinde bir yer edinebiliyordu. Esaretin gölgesinde yüreğim onlar gibi Şımarabiliyordu,istediğime
sahip olma gücüne yaklaşmıştım.HEyy AHALİ! BeNde sizin gibiyim.. diyebiliyordum belkide.
ZAman geçtikçe hırs şarabından içip , karanlık gecelerde düşünür oldum.HEr nefeste Soru işaretlerine direndim.cevapları
aradım onların gözlerinde,sahte gülüşleri hissettim kokuşmuş bedenlerinde...
Sonbahar rüzgarlarının uğultusu ile dans eden kuruyan yaprakların,sahile dalga ile vuran çakıl taşlarının sesiyle uyandım bir sabah.Gözlerime ışıldıyordu
Güneş: Açma diyordu sanki sana bir sürprizm var der gibisine..RÜzgarlar ve dalgalar : sus BEni dinle diyordu sanki.güç istiyordu bedenim .Özgürlük
istiyordu yüreğim...farkettim ki yıllarımı sorguladığım hayat kaşarmışda küf tutmuş.
Sevmeyi Öğrendim..herşeyi sevmeyi..Kötüyüde iyiyide ama herşeyi..
EN AZINDAN SEvMeYİ ÖğrenMek için SEVMEYİ!
ERCan... (ERCİ)