





Ben senin için değil, senin içinde ağlamak istedim; göğsünde, sende.
Elimi seninle yıkamak istedim, yüzümü seninle
Benim sularım bulanık, ellerim ihtiyar
bir efsun ki yüzün; yaram bile bahtiyar
Ben sende iz bırakmak değil, sende iz olmak istedim.
Sende bıçak, sende jilet, sende ameliyat izi, sende leke, sende dövme, sende dikiş, sende doğum, sende yanık, ben sende geçmemek...
Ben sende bir uzuv, ben sende köklü bir inanç ve bir ağaç gibi sabit kalmak istedim.
Boğazında yumru, sesinde çırpınış, kirpiğinde titreyiş değil...
Ben sende salıncağa koşan çocuk sevinci
gibi masum, uçurtmanın ipine sarılan çocuk telaşı gibi sahiplenerek.
Uçurum çiçeği gibi değil, kahkaha çiçeği,
gibi belki...
Adı güzel bir sevda türküsüyle diline dolanmak, düğümlenmek hatta
bin parçamla...
Ben senden çözülmemek istedim...
Ben geldiğin değil, gittiğin yol olmak istedim senin.
Ben sende bir çocukluk yarası gibi unutulmaz, etten kopmayan tırnak gibi;
ama kesilen ve törpülenen gibi değil asla.
Budandıkça gürleşen, ağrıdan uzak,
gittikçe bitmeyen yol kadar güzel
ve muğlak.
Ben seninle aslında sadece
küçük bir kumsalda uyanmak istedim.
İstedim ki manzaram sen,pencerem sen,
pervazım sen, çürüyen dirseğim sen,
gömüldüğüm toprak sen.
Sarıldığım kefen,dirildiğim cennet sen,
sen ol........









