
namazım kılınırken insanlar öndekilerin, yandakilerin hareketlerine baksın ağızlarını öyle oynatsın. herkes iyi bilirdik desin. kötü photoshoplanmış bir vesikalığım büyütülsün. hatta büyütülünce iyice yamulayım. beni tanımayanlar "tipe bak" diye düşünsün. hatta aynı insanlar "şimdi eve gidip bi de helva yiycez öff" diye düşünsün. mutfak tezgahı olmaktan son anda kurtulan mezartaşıma ne yazılacağı bilinemesin, o yüzden adımla doğum ve ölüm tarihlerim yazılsın. mezarın başında hoca lo-fi bir mikrofon hoparlör sistemiyle okusun. gene bazıları ağızlarını oynatsın. ardından bir rüzgar essin ve kürekler gelsin. insanlar iki toprak atıp küreği belediyenin mezarlık çalışanına versin. o adam ise yarım kalmış çayını düşünerek küreklesin. sonra üzerindeki kağıtlar sökülmüş beş litrelik damacanalar getirilsin. biraz su dökülsün. biraz ağlansın. insanlar, yakınlara "başşıssaussun" desin. sonra bir kısmı gitsin. eve geçilsin. evde helva hoca ikilisi hazırlansın. insanlar "bitse de gitsek" diye düşünsün. mevlüt-yasin her neyse ondan sonra birileri köşede iş konuşsun. insanlar umurlarında olmayan birileriyle tanıştırılsın. birisi yüz tane kıymalı pide getirsin. kıymalı pideler yenilsin, beş çaydanlık çay demlensin. kitap, cd,bilgisayar ve bilumum şeyler aylarca evde dursun. sonra alakasız bir akrabanın çocuğuna verilsin. o da kıymetini bilemesin piç etsin hepsini. kırkım çıkınca mezarıma gelinsin. sonra "çok uzak" diye bir daha gelinmesin.