
Güzel olmak zorunda değilsin,
kimseye güzellik borcun yok.
Ne erkek arkadaşına kocana partnerine,
ne iş arkadaşlarına, özellikle de sokaktaki rastgele adamlara. Annene borçlu değilsin, çocuklarına borçlu değilsin, topluma borçlu değilsin.
Güzellik, “kadın” denilen bir alanı kapladığın için ödediğin kira değil...















Olmuyorsa zorlamayacaksın,“ diyorlar.
Olmayan ne ulan diyorum?
Elin oğlu gibi, atomu parçalayıp
insanları mı öldürdüm?
Domatesin genetiğiyle mi oynadım?
Şerefsiz bir tecavüzcü için,
genel affı ben mi çıkardım?
Ne ulan, olmayan ne?
Ağaç mı kestim?
Bütün problemleri ben mi icat ettim?
İki satır yazdım da, anlamadınız mı ne anlattığımı… Ara sıra küfredip ağzımı bozdum diye, kanınıza mı dokundum?
Ayaklarınızın üşümesine sebep ben miyim! Özlemeyi bilmediniz diye, her başlangıcınız bende mi bitti?
Olmayan ne? Öfkeliyim…
Geçen zamana, ekmeğin buğusuna, yalan sözlere, samimiyetsizliğe, çok konuşmaya, pahalı tropikal meyvelere, bazen sana,
çoğu zaman kendime, Türkü dinlemeyenlere, arabeski aşağılayanlara, 1972 yılı yapımı, "Dönüş” filmini izlemeyenlere,
Sadri Alışık selamını bilmeyenlere, belden aşağıda beyin arayanlara; yine, bir tel saçın
nasıl koktuğunu bilmeyenlere, o saçtaki tokayı emanet saymayanlara, anlattığımı yanlış anlayanlara çok öfkeliyim…
Olmayan ne ulan?
Bunca şey olmuş işte…
İki gözüm, ömrüm… Olmayan ne?
Halis Karabenli


















Ne kalır ne kalır
Tuz gibi susayan, nane gibi yayılan
Dokuzu unutulmuş on yüz mü kalır
Onu da unutulmuş bir şiir belki kalır
On çizik, on çentik, on dudak izi
Bir çay bardağında on dudak izi
Aşklardan sevgilerden
Suya yeni indirilmiş bir kayık gibi
Akıp geçmişsem, gidip gelmişsem
Bir de bu kalır.
Ne kalır benden geriye,
benden sonrası kalır
Asıl bu kalır...


Ben alışılmış şeyleri sevmem, bilirsin
Yaşamaksa dilediğim gibi yaşamalıyım
Sevmekse gönlümce sevmeliyim
Kendi ellerimle yazmalıyım alın yazımı
Ölmekse istediğim anda ölmeliyim
ve yaşıyorsam
Her şey bambaşka olmalı seninle
Alışılmış şeylerden öte
Yalanlardan, düzenlerden uzak
Yeter, yeter artık
Dönmesin o eski plak
Her şey gölümüzce olsun
Bulsun
Dilediği zaman ellerim ellerini
Paylaşalım seninle bütün geceleri
Sabahları, akşam üzerlerini
Görülmemişi görelim, tadılmamışı tadalım
Şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği
Yüzüm her zaman aydınlık olsun aydınlığında
Her zaman sevgiyle gülsün gözlerimin içi
Yeter artık, yeter
Kırılsın o çemberler
Sarsın her yanımızı bir yaşama sevinci
Ayrılıklar, kederler, gözyaşları bitsin
Bütün bir ömür boyunca
Seninle başlayan sabahlarım
Seninle sürüp gitsin.
"Ümit Yaşar Oğuzcan"

Ben hep sessizce vedalaştım sevdiklerimle. Kıyametler koparmadım, vurup dökmedim, kalp kırmadım. Benden vazgeçenlere sakince kapıyı gösterdim. Kaybetmek istemeseydi çabalardı dedim. Yüreğimde sessiz ve hüzünlü vedalar biriktirdim. Umut heybeme hayal kırıklıklarını yükledim. Bana söylediklerini tersten okumaya başladığımdan beri, sözlere değil, Ispata bakarım...öyle ya...