
Kusursuzca yazmak..
Kapıları açan, mühürlenmiş dilleri çözen, uzaklıkları geçen şifreler.. Gizli geçitler. Yüreklerdeki buzu eriten gözyaşları.. Kimsenin bilmediği, kimsenin bulamadığı ama
beklenmedik bir anda karşınıza çıkıveren sihirli iksirler. Kimsenin çözemediği gizemli diller.. Güzeller ve çirkinler.. İyiler ve kötüler. Doğrular ve yanlışlar. Mutluluk ve hüzün .. Buluşma ve ayrılık.. Unu
tu...lmayan öpücükler.. Aşktır yazmak..
...
Yazmak.. Hemde kusursuzca yazmak .. Kurmakta olduğun cümlelere ait kelimeleri özenle seçip, birbiri ardına sıralamak .. Kusursuzca yazmak nasıl olabilir ki. Kelimelere mimarlık yapıp, onları ahenkle dans ettirmek. Satırlara işlenen sözcüklerden ibaret değildir yazmak. Yazdıklarını hissetmek. Hissettiklerini yaşamak. Yaşadıklarını kaybetmek.. Kusursuzca yazmak bir eylemdir aslında. Bazende susuşların dilidir yazmak.. Unutamayanların karalamasıdır.. Sayfalarca duygu selidir. hüzünlerin, sevinçlerin, tebessümlerin, hayallerin ve birde o gidenlerin ardına okunan sessiz bir türküdür yazmak. hemde kusursuzca yazmak..
Kusursuzca yazmak..
Aşktır, nefrettir, kindir, öfkedir... Aslında yazmak ; Sevmektir başlı başına.. Her bi satır arasında, Hayallere bulanmaktır yazmak. Gözyaşıdır bazen. Biraz ayrılık, biraz hüzün.. Satırlara bağışlanan hislerin, en görkemli dansıdır yazmak..
Ve..
Yazdıkça, anmak
Yazdıkça, yanmak.
Yazdıkça, ağlamak
Yazdıkça batarsın, yazdıkça sever, yazdıkça özlersin. farkında bile olmadan, yazdıkça gidersin..
Kusursuzca sevmek.. çıkarsızca, umarsızca, yalansız ve dolansız çaresizce kalbi ona feda etmektir.
Haince bir gidiş.. Sonrasında, Yıkılan hayallerin enkazında yok olmak.
Hani ;
Sen gittin,
Ben kaldım ya,
Yok olmadım o enkazda.
Şimdi satırlarıma davetimsin.
-Hoşgeldin.
-Buyur şöyle kalbimden uzak otur.
Unutma bu davetin bir gidişi yok,
İstesende çıkamazsın burdan, kurtulamazsın.
Pişmanlıklar içinde yok olacaksın..
Ve..
İyi bak satırlarıma,
Bi parçasında gözlerin,
Bi parçasında gülüşlerim kaldı..
Şimdi gitmek sırası bende sevgilim.
Satırlarımın yükü sana emanet.
Biraz acımsı ama olsun, idare et.
Soner Arıca'nın dediği gibi işte ;
Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm, sen ne yaşadın bilmiyorum..

En zorudur geride kalan olmak, giden yüreğinden silmiştir çünkü. Kalan, elinde kalanlarla yaşamını sürdürürken, yüreği dikenli tellerle çevrilidir. Her nefes alışı acı verir, gözünde hüzün kalıcı olur.
Her şarkı gözlerini daldırır derinlere ve her şey gideni hatırlatır nedense. Sevda o zaman daha alevlenir, terk edilmek en büyük dağları eritir Neden engel olamaz peki, geride kalan bütün bunlara? Çünkü aşk acı ile beslendikçe, yüreği kemiren bir canavara döner. Kaybetmenin o derin sızısı, sorgulara düşürür beyni. Mantık yitirilmiş, mağlubiyetin en acısı ile yere serilmiştir artık. Hele birde o çok sevdiğinin başkaları ile sohbetine ya da kahkahalarına tanık olursa. Kendi hayatı altüst olmuş ama onun hayatı normal seyrediyorsa. Pişmanlık, eziklik, içine dönüklük, kendini suçlamaları, ben onun gibi neden unutamıyorum sorusu, çaresizlikte kıvranmanın acısı… İşte bitirir insanı, şu an benim bittiğim gibi
Aslında alışkındım yalnızlığa ama daha önce h...iç yalnızlığımdan ayrılmamıştım. Bu aynı şuna benziyor, hani hiç yürüyemeyen bir insan, yürüyemediğine üzülse de, o yükü taşır. Ancak bir gün yürümeye başlayıp daha sonra, o yürümeyi elinden aldığınızda, Bütün direnci kırılmış olur. İşte aşk aynı buna benziyor, sevmeyi tatmayan, tatmadan önce direnebiliyor yaşamın zorluklarına ve sevgisizliğe. Ama bir gün sevgi ile tanışıp, yalnızlığına ara verdikten sonra, ardından gelen yalnızlık yıkıcı oluyor.
İşte sevgili, bu yüzden, bana ne desen boş, senden önce ki yalnızlığımı geri vermedikten sonra, senden sonraki bu yalnızlık, hep acı verecek bana. Sen ne haldesin bilmem ama ben yaşayan ölüyüm şu anda
Sen bu yazdıklarımı okur musun bilmiyorum, ancak okuyanlar içinde senin gibi olanlar varsa. En azından insanlık adına, geride acılar içinde bıraktıklarına, sevgi veremeseler de, canlarını acıtacak tavırlardan uzak dursunlar. Sırf beğenilme ve hala istenildiğini görme egosu ile insana acı çektirmek, ben insanım diyene yakışmaz. Hele yaralı ise bir yürek, tuz basmak, insaf… O bu acıları hak edecek ne yaptı, bir sormalısın kendine, acaba o sevmekten başka ne yaptı? Sevmeye ceza vermek ve cezayı her gün çoğaltmak, insaf… Gidiyorsan bile insan gibi gitmelisin, sessizce ve gülümsemeden. Ağlamasan bile gözyaşına saygın olmalı...