
buyuk bi hayal kirikligi yasayip ben artik kimseyi sevemem deme.unutmaki en guzel cicekler mezarlikta yetisir

R'leri söyleyemeyen Özdemir Asaf,
bir gün taksiye biner.
Taksici; “Buyyun Neyeye?” der.
Taksici de R'leri söyleyemeyen birisidir.
Özdemir Asaf, “Kayaköy” derse,
taksicinin kendisiyle alay ettiğini sanacağı için, “Eminönü” der.
Karaköy'de inmesi gereken Özdemir Asaf, Eminönün'de iner ve Karaköy'e yürür..
Ahhh incelik sen ne güzel birşey sin öyle ...

Merdiven basamaklarında bir diyalog:
- Şimdi bizi burada öldürseler ne olur?
- Kalanlar ölenler için şiir yazar. (Metin Altıok)
#2TemmuzSivasKatliamı

Kadın frengi hastası, 8 çocuğu var. Bu çocukların üçü sağır, ikisi kör, birisi de zeka engelli. Kadın hamile ve doğan çocuk BEETHOVEN
*
Sarhoş baba, hasta anne, yatılı okullarda geçen yalnız bir çocukluk, bitmeyen depresyon ve sara hastalığıyla mücadele eden dahi; DOSTOYEVSKİ
*
6 çocuktan ilki o, iki erkek kardeşi bebekken ölüyor, üç kızkardeşi nazi zulmünde ölüyor. Babası baskıcı, geçimsiz. O ise hep yalnız; Onun adı KAFKA
*
11 yaşında babasını kaybediyor, dedesi sert kişilik. Onu evden gönderiyor. Yoksul aile, 11 yaşında tersanelerde çıraklığa başlıyor; GORKİ
*
Babasından sürekli kemerle dayak yiyen bir çocuk.. Çogu geceler sokakta yatıyor. Cildi hasta, karaciğerinden muzdarip ; BUKOWSKİ
*
13 yaşında annesi ölüyor, okula gidemiyor, hayatı boyunca ruhsal hastalığının tekrarlayan ataklarından muzdarip. Bir kitap kurdu; VİRGİNİA WOOLF
*
Babası borçları yüzünden hapishaneye düşünce çalışarak borçları ödemek, ailesine bakmak zorunda kalan, okula gidemeyen küçük bir çocuk kendini yetiştiriyor;
CHARLES DİCKENS
*
“ Mutlu insanın hikayesi olmaz ”
Umberto Eco

HERKES GİBİ
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
(Altıncı Kitap, Temmuz 1336/1920)
«BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN»
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin
334 (1918) - Yaz - Kadıköy

Unuturum dedim, alışırım dedim, geçer yani. Direndim! Üçüncü günün sonunda dayanamadım abi, aradım bunu "görüşebilir miyiz?" dedim ikiletmedi beni "olur" dedi. Sözleştik Pazar akşamına, durup durup aynanın karşısında buldum kendimi. Şöyle otururum, böyle gülerim, öyle bakarım. "Neden gittin" falan demeyecektim. Ama hayatımda ilk defa cesur olacaktım abi ben, oturacaktım karşısına, gözlerimi üzerine dikip ezberleyecektim o'nu. Çok güzelsin diyecektim. Unutamıyorum diyecektim. Ellerimi açıp avuçlarımı gösterecektim bak bu avuçlar bir tek senin adının geçtiği dualar için açıldı râbbe diyecektim. Belki tutamaz kendimi ağlardım. Bir daha çok güzelsin derdim. Bir daha.. Vuruldum işte lan sana derdim. Geçen bir arkadaşım iki kişi arasında kalmıştı, mesela dedim, ikisinin de böbreğe ihtiyacı olsa hangisine böbreğini verirdin ? Öyle baktı yüzüme abi. Ben buna gidip, bak sana böbreğimi veririm diyecektim. Tereddütsüz, şüphesiz veririm. Belki geri döndürmeye yetmezdi ama bilirdi abi. Bende kurtulmuş olurdum bu belkilerden.
-Deseydin işte..
Diyemedim abi. Gelmedi! Sabaha kadar bekledim sözleştiğimiz yerde, zil zurna sarhoş olmuşum, yığılıp kalmışım evin kapısına. Bir dahada aramadım bunu, o'nun beni aramasını beklemedim dersem yalan olur. Bekledim. En acısı ne biliyor musun abi, bu yirmi ikinci Pazar, şimdi arasa dese ki "filanca yerdeyim, gel" buradan kalkar giderim. Bu kafayla, bu soğukta, şu üstümdeki gömlekle kalkar giderim. Cam kırıklarıyla döşenmiş olsalar o'na giden yolları, yalın ayak, koşa koşa giderim...
En tuhafı da ne biliyor musun abi ? "Neden gelmedin?" falan diyemem. Çok güzelsin derim. Uzatıp ellerimi, bak bu avuçlar bir tek senin adının geçtiği dualar için açıldı râbbe derim... Şimdi istese abi, Böbreğimi veririm.
Nursen Yıldırım ⚘

İnsαn birisiyle yαşlαnmαlı,
Birisi yüzünden değil!

Ve şehir kör bir insan gibi kaldı altında yağan karın.
Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.
Nazım Hikmet


"Ey, benim iyimser hâllerim,
Çabuk aldanışlarım,
Hep inanışlarım,
Alttan alışlarım,
Hatayı hep kendimde buluşlarım,
Değmeyecekleri kafama takışlarım,
Yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım,
Herkesi, insan yerine koyuşlarım
Hepinize elveda...
Artık ben kimsenin,
Hiçkimsesi olmayacağım...
Nazım Hikmet Ran 📖

SEN
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
N.Hikmet - 1933

Ne diyordu değirmenci dayı ;
Bu nasıl çark ulan !
Buğday bizim,ezilen biziz.
Un olan biz,aç kalan hepimiz.
Kim bu doymak bilmeyen şerefsiz !

yureginizi goremeyenlere en guzel yarinlarinizi harcatmayin.sizki bircok kisinin belkide en guzel hayalisiniz. degmeyenlerin hikayesi olmayin