
Fransızca'da özlemek yerine eksik bırakmak fiili var. Mesela "onu özlüyorum" değilde."o beni eksik bıraktı, diyorsun" fazla anlamlı.

Kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum, tehlikeli biri sayılmam artık.

kendinde kabullenemediğin ne varsa, özenle arayıp onda buldun. sonra dedin ki sen busun. peki sen neydin, acaba artık yüzleşmeli miydin?

Vicdanlarını, beni kötü insan kalıbına sokarak rahatlattılar. elbette anlıyorum, başka çareleri yoktu.


Bazı günler uyandığımda hangi günde olduğumuzu bir türlü hatırlamıyorum. Pazartesi? Perşembe? Pazar? İnsan hayatında günlerin bir anlamı olmalı. Hafta 7 ayrı gün değilde 3 gün olsaydı ne değişirdi hayatımda? Ya da saatin kaç olduğu, hangi günde olduğumdan daha mı önemli? Bilmiyorum.

Acıya alışmakla ilgili bi sürü şey yazıldı çizildi ama acıya alışan bi insanın hiç kimseye acımadığı söylenmedi onunda ben söyliyim

güzel günler görmek istiyorum, güneşli olmaları şart değil.

Daha sonra travmatik olarak nitelendirilecek olaylar silsilesinin günlük hayata uyarlanmış halini deneyimleyen bir yaşam formu, evet sen.

Telefonun belleği dolduğunda fotoğrafları bilgisayara aktarırım. Ağacı, kuşu, böceği, köpeği bile anıdır kalsın der aktarırım. Seni sildim.

Yağmurun altında yürürken içimden Umay Umay'ın "Eğer yağmur yağınca içeri gireceksen, seninle gitmem uzak ülkelere." Sözünü tekrarlıyorum.

Son düzlükte bir boy geriden gelen at misali dört nala koşarak göç etmek istiyorum, buralardan sıkıldım. Yağmurun bile zeminine inmeden kirlendiği şu pis şehirden beni alın.

Derdâ'nın "Nereden başlayacağımı biliyorum ama bu mektubun nasıl biteceği hakkında hiçbir fikrim yok" yazdığı mektup, tam on sayfaydı..

Esaretin Bedeli filmindeki Brook'un mektubu, bir de AZ romanındaki Derdâ'nın mektubu, insanı, hayattan ve dünyadan soğutmaya yetiyor.

"Acımı içime gömdüğümde neyi anladım biliyor musun?" diye sordu, ama cevabı da kendi verdi; "Acı, gömüldüğü yeri çürütüyormuş."

Ruhumda keskin bir bulantı.

Ruhumda sert bir düğüm.

Sabahattin ali' inin kuyucaklı yusuf kitabındaki yusufun lanet ederek son kez baktığı yere doğru bakıp, gitmek istiyor gibiyim..

Her şeyin güzel olacağını söyleyecek birine ihtiyacım var. Şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var.


80 günde Devri Alem yapmaya çalışan kelebeğin ilk gününde yaşadığı hüsranla başbaşayım.

Pamuk Prensesi yakışıklı Prens yerine köylü genç öpseydi uyanır mıydı cadının lanetinden ? Cüceler bu sorunun cevabını sorgulamalıydı..


Erken kalkan yol almaz, dert sahibi olur.
