
Kimse pahalıdan satmasın kendini, Biz biliriz herkesin indirimli günlerini...Gidene üzülme başkasına gidiyordur, gelene sevinme başkasından geliyordur.. Biz üç kişiyiz; BEN,KEYFİM VE KAHYASBeni tanıyan bilir, bilen anlar, anlayan s

güçlü kadınlara ..zayıf erkekler kolay sahip olamazlar ne yazık..Güçlü kadın emek ister. özveri ister. aslında kolay kadındır. yükte hafif pahada ağır. Erkeğin hayatını kolaylaştırır. Fakat güçlü kadını herkes taşıyamadığı içinde. suçlu olan yine kadındır. neyse, fazla edebiyattan kendim bile yoruluyorum.
GÜÇLÜ KADIN ÖZEL KADINDIR İŞTE. GERİSİ HİKAYE...


Herkes sanır ki ''Selvi boylum Alyazmalım ''bir aşkın filmi !
Oysa İlyas'a aşıktı Asya ,
Cemşit' i sevdi !
Aşk ömürde bir defa olur ,
Ama insan iyiyi güzeli hep severdi !
Asya aşıktı İlyas'a ama Cemşit'i sevdi !
Hayat hani o Asya'nın dönüp bakarsam gidemem dediği çizgi !
Sevdi ama Aşk başka ,dönüp baksa gidemezdi !
Çünkü Cemşit gibi severse bir adam !
Öyle sevilirse Asya gibi bir Kadın !
Dönüp bakmazdı ölse bile !
Dönüp bakmadı ve gitti !
O filmde sevgi aşkı yendi !
Sahi neydi sevgi ''sevgi emekti ''
Aşk mı !
Kaybedenler konuşulmaz
Aşk kaybetti ....

"Bana iyi geliyorsun…" diyebileceği biri olmalı insanın hayatında…
Başını alıp gitmek istersin ya bazen, işte o zamanlarda
şefkatine sığınabileceği biri olmalı insanın. Dünyanın bütün sıkıntısını, stresini bir sarılışında unutturabilen biri
olmalı. Hiçbir şeyi düşünmeden, hiç korkmadan, endişelerin olmadan kendini emanet edebileceğin biri…
Öyle biri olmalı ki; en kötü zamanlarında bile seni
rahatlatabilmeli, unutmak istediğin ne varsa hafızandan
silebilecek biri… Uzun uzun onu anlatmak yerine, kısaca
“huzurum” diye özetleyebileceği biri olmalı insanın hayatında…


BOŞ OLMAK..
Ben 20 yıldır eşinden ayrılmış bir bayanım...
Neden mi ayrıldım???
İşte sorun burada...Ben bunu ne eşime, Ne aileme 20 yıldır anlatamadım...
Sanılıyor ki boşanmak için dayak yemem lazım...Kafam gözüm yarılmalı elim kolum kırılmalı...
Yada aç kalmalıyım, Açıkta kalmalıyım üstüm başım perişan olmalı...
Aldatılmalıyım, ortada kalmalıyım...
Bende öyle değildi...
Ben babasız büyüdüm...Annemi gördüm...Bizi nasıl baktı büyüttü, Nelerle başetmek zorunda kaldı...Bir evin hem anası hem babası nasıl olunur ondan öğrendim ben...
Evliliğimin 8 yılında farkettiğim şey bende annem gibiydim...Bir evin hem erkeği hem kadını...Oysa evlilik müştereklikti...Bunu eşimle konuştuğumda...Kızdı dalga geçti...Anlamadı...
Ona göre o görevlerini eksiksiz yapıyordu...Bende yapmalıydım...
İşte burada benim için uykusuz geceler başladı...İlk düşündüğüm madem bu kadar şeyi tek başıma yapıyorum o zaman benim bir erkeğe ihtiyacım yok dedim...Buda eşime olan saygımı kaybetmeme sebep oldu...Saymadığınız birisini sevemiyorsunuz...
Bambaşka biri oluverdim...
Bir yere mi gitmek istiyorum ,Gidiyorum
Bir şey mi almak istiyorum ,Alıyorum
Konuşmak mı istiyorum ,Konuşuyorum...
Bunun için kimseden izin istemiyorum...
Bu eşimi deli ediyor...Ona göre ona sormalı izin istemeliyim...
Doğrusu bence de bu...Ama bir kadın her şeyi tek başına yapıyorsa bunlarıda yapabilir...
İşe gidip geliyorum...Gecenin bir köründe metrolarda, Otübüslerde serhoşlarla başetmek zorunda kalıyorum...
Eve geliyorum yemek bulaşık tam bitiyor birde kocanın keyfi...Kadınım ya...
Ama yan komşumda bir akşam 10 kadar oturamıyorum çünkü kocası var...Ama metro ,Otübüs duraklarında elin serhoşlarıyla oturabilir yolculuk yapabilirim...
Evde aynı filmi bile birlikte bakamıyoruz...
Aynı şarkıyı birlikte söyleyemiyoruz...
Ya biz dans bile edemiyoruz...Ya belimi incitiyor, ya ayağıma basıyor...Ya da sadece sağa sola dönüp duruyoruz...
Az kıvırsam sen dansözmüsün
Gülsen o ne oruspumusun...
Ciddi olsan kadın kadın değil 12 ayak buzdolabı
Ulan ben ne olacağımı şaştım...Eşimin istediği gibi olayım yuvamda huzur olsun derken birde baktım ben yittim...
Öyle ruhsuz kişiliksiz bir ucube oldum çıktım...
Hayır dedim...Ben ben olmalıyım...Ben oldum ama eşim beni istemedi...
Bende onun istediği gibi olamadım...O da benim istediğim gibi olamadı...
Boşandık...
Şimdi ben kötümüyüm??
Yada eşim mi kötüydü???
Boşanmak için birinin kötü mü olması gerekiyor???
Ya da evlilik için iyimi olmak gerekiyor???
Hani uyum??
Hani paylaşmak??
İnsanlar vardır balık ruhlu maviyi sever derinliği sever sessizliği sakinliği sever...
İnsanlar vardır kartal ruhlu, uçmayı sever, Yüksekliği sever, Gücü sever
İnsanlar vardır kurt gibi sürüyü sever, Geceyi sever
İnsanlar vardır her biri bir başka renk, bir başka şarkı, nota
Düşünsenize kalabalığı ve şamatayı seven biriyle sesizliği yalnızlığı suskunluğu seven nasıl bir araya gelir nasıl mutlu olur???
Eş demek bir ömür demek, Bir hayat birlikte yürümek demek...
Yanlış insanla doğru yolda gidilmez...
Şimdi dönüp geriye baktığımda bir suçlu aramıyorum, Kimseye kızgın yada kırgın değilim...Biz sadece farklı insanlardık...Hemde çok farklı...
Bunu söylediğimde sen kocanı hala seviyorsun belki bir gün gene barışırsınız diyorlar...
Gülüyorum...
Evet kızgın değilim...Ama bu onu seviyorum demek değildir...
Ben kendimi seviyorum...Kendime olan saygımı korumaya çalışıyorum...Sevgide geçmişin acıları ile değil geleceğe olan umut ve güvenle yaşar...
Bu gün bakıyorumda evlilikler hala aynı temeller üzerine kuruluyor...Ve aynı yanlışlardan dolayı yürümüyor...
Beyler, Hanımlar...
Artık 21 yüzyılda yaşıyoruz...Kimse kimseye ne muhtaç...Ne köle...Hayat yolunuzu çizin ve çizdiğiniz yola girenlerle devam edin....Başka yoldakilerilere göz atmayın, Yolundan etmeye kalkmayın....Bir gün bilemedin üç beş gün gider o yolu sizinle sonra sıkılır kendi yoluna döner...
Hanımlar hiç kimse sizi doyurmak, taşımak korumak kollamak zorunda değil...Bundan vazgeçin artık...Kocam değil mi mecbur demeyi bırakın artık...
Beyler hiç bir kadın sizin özel zevklerinizin hizmetçisi egolarınızın hamalı değil...Karım değilmi görevi yapacak ayaklarını bırakın artık...
Önce insan olarak sayın birbirinizi...Sevgi zaten saygıyla gelir...Sahip değil yoldaş olun...
Hepinize iyi günde kötü günde bir ömür mutluluklar diler sevgi ve saygılarımı sunarım...
Gülistan Demir
Ayse Isik---Spirituel Düşünenler Grubu

Siz cennetteydiniz ama bunun farkında değildiniz. Dünyada pek çok insan da böyledir. Mutlu olmayı hak etmediklerini sanarak en büyük sevinci bulabilecekleri yerlerde keder ararlar.
Yüreğini dinlemek zorundasın; çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek.. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez.




Doğru kişi sevdiğin kişi anlamına gelmiyor.
Çok seviyor olman da onu doğru kişi yapmaz. Sana acı veriyorsa, bütün iyi niyetlerine rağmen her seferinde iyi niyetini suistimâl ediyorsa; deli gibi âşık olsan bile o yanlış insan demektir.
Bunu kabullenmelisin…
Çünkü doğru kişi hayatından bir şeyler çalan değil, hayatına anlam katan kişidir…

Güçlü kadın sevilmez…
Güçlü kadın çekilmez…
Onun tek suçu, güçlü olmaktır…
Her attığı adımda, sağlam yere basar. Faturalarını ve ev kirasını kendi öder.
Zor durumda kaldıysa, telefona sarılıp yardım istemek yerine, önce oturup “ne yapabilirim?” diye düşünür.
Kendine olan özgüveniyle birlikte, içindeki heves ve istek ona başarıyı getirir. O, hiç pes etmez…
O inanır…
Kaybetse’de üzülmez, çünkü güçlüdür…
Güçlü kadınlar sevilmez…
Terketmek kolaydır…
Çocuğu olsa bile o, güçlü bir kadındır ve başının çaresine bakabileceği için pek’de ilgilenilmez.
Güçlü kadınlar, çekilmez…
Kadın; rakip görür, komplekse girer, kıskanır…
Erkekse; kaldıramaz, onu taşıyamaz… Güçlü kadın yalnızdır… Güçlü kadın çekilmez… Güçlü kadın sevilmez…
O yine de, güçlü kalmak için, savaş verir…
Tek suçu ise, güçlü olmaktır…
Oysa; o da, bir Kadındır…
O da, ilgi bekler…
Onun da belli etmese’de saçı okşandığında hoşuna gider…
O da, zorlanır…
O da, üzülür…
O da, yorulur…
Onlara bu kadar yüklenmeyin…
Onları da anlamaya çalışın…
Onlar ki; Kadın-Erkek eşitliğini kanıtlamak için çabalayan Kadınlar…
Çocuklarına hem Anne, hem de Babalık yapanlar…
Omuzlarında ki yükü hafifleteceğinize, sırtlarına bir yük daha eklemeyin.
Sert görünen kalbinin içinde, yufka gibi bir yüreği vardır onun…
O; sadece korumak ister kalbini…
Kendisini ve çevresini kötülüklerden uzak tutmak…
Kolay değildir Kadın olmak…
Hele’de güçlü durmak…

Ben ne zaman yalnız kalsam sen geliyorsun aklıma...
Biraz daha artıyor yalnızlığım, bir başka basıyorsun damarıma. Olmayacak duaya amin denmez biliyorum, ama Allah'tan da ümit kesilmiyor işte...
Ben her gece seni düşünerek uyusam da unuturdum seni, alışırdım bir şekilde yokluğuna...
Ama şu sabahlar yok mu, günden önce doğuyorsun içime...
Unutamıyorum eksik yanım, unutulmuyorsun işte...

Eskiden olsa İlyas'ın Asyanın peşinden gitmesini çok isterdim.
Zaman geçtikçe anladım ki,
Sevmek kamyonun arkasına
"AL YAZMALIM" yazmak değildi.
Sahiplenmek, Güvenmek, Hissetmekti.

Neden hayatında biri yok diye soranlara:
Hani bazen durakta belli bir otobüsü beklersiniz ya on dakika, onbeş dakika, yirmi dakika beklersiniz gelmez. Bu arada başka alternatiflerde geçer ama binmezsiniz...
Ne de olsa "Beklemişsinizdir o kadar" Boşa gitsin istemezsiniz. Sormayın artık bana!.. Her hangi biriyl değil, beklediğime "Değecek" olanla devam etmeliyim bu yola!..
Durakta, yaşlanmak olsada işin ucunda!..
Can YÜCEL

GÜÇLÜ KADIN OLMAK MI OLMAMAK MI ?
Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat,tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler. Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler,dik durmayı da,güçlüdürler çünkü…
Aşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar.Bütün gün çalışıp durduktan sonra, akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde, hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her neredeyse onun olduğu yere giderler.
Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan,yansıtmazlar çünkü. Para var mı,işyerinde sıkıntı mı oldu, birine canı mı sıkıldı, hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın.
Sonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Eskaza dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın,tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar!
Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini, içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber.
Sonra bir dosttan, eşten, ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış.
Erkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek bir çok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.
Mesela fatura filan yatıramazlar,anlamazlar çünkü. Nerden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları, kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler. Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar. Akşam eşleri eve geldiğinde,bugün nereye yemeğe gidelim,diye sorarlar. En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar. Huysuzluk da ederler, ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine, hiçbirşeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler,kıskançlık krizlerini de severler. Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler. Çünkü o güçsüz,kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuzuya yem olur.Koruyup kollanmalıdır her an o!
Zayıf kadınlar hiç çökmez,buruşmaz ve yıpranmazlar. Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır. Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar...
AYLİN KOTİL

Gecmisten alintidir....
Ben sana,
öyle ALLI PULLU sözler edemem mesela..
Nasıl ki SEVECEĞİN ilk KADIN; ben değilsem,
sende seveceğim İLK ADAM değilsin..
Sana YALANLAR söyleyemem,
yaşanmışlıkları,
hayatıma BUYUR ettiklerimi ve
UĞURLADIKLARIMI...
Her ne kadar SAYILARI çok az olsa bile,
İNKAR edemem..
Keşke TANIMASAYDIM dediğim,
iyi ki BİTTİ dediğim,
keşke BİTMESEYDİ dediğim de oldu..
Belki de o YAŞANMIŞLIKLARA borçluyum,
sana verdiğim bu KIYMETİ..
Senin için ÖLÜRÜM..
sensiz YAŞAYAMAM.. diyemem sana mesela..
Çünkü bilirim,
Gidenle GİDİLMEDİĞİ gibi,
Kimse için de ÖLÜNMÜYOR..
Seni asla ÜZMEYECEĞİM..
KIRMAYACAĞIM.. diye bir söz de veremem mesela..
Biliyorum ki,
istemeden de olsa ÜZDÜĞÜM de olacak,
kırdığım da..
Yeter ki BERABER olalım,
hiçbirşeyimiz olmasın gibi,
POLYANNACILIK' ta yapamam mesela..
İşimiz olsun,
örtebileceğimiz bir KAPIMIZ,
hayatta kalabilmek için de GÜCÜMÜZ olsun..
SAĞLAM durabilelim mesela,
yaşadığımız ve yaşayacağımız depremlerde ENKAZ olmayalım, fırtınalarda SAVRULMAYALIM,
kıyametlerde KOPMAYALIM.
Ellerimiz hep yerini bilsin, birbirini bırakmasın..
Hiçbirşey güllük gülistanlık olmasın,
ama biz hep BİZ olalım..
BİRBİRİMİZİN olalım,
başkasına ihtiyaç duymayacak kadar,
birbirimize AİT ve SADIK olalım..
Yıllar geçsin,
birlikte kahvelerimizi yudumlarken;
yaşadığımız hayatla MEMNUN olalım..
ZENGİN değil, MUTLU olalım..
Benim SÖYLEYECEKLERİM bu kadar,
Dilersen, SEN' deyim..! **

Bakire kadınlar istiyorsunuz değil mi?
Bakire kadınlar istiyorsunuz çünkü cinsel performansınızda ki başarısızlığın kıyaslanmasını istemiyorsunuz.
Edilgen ve tecrübesiz kadınlardan eş istiyorsunuz, çünkü hizmetinizi yaparken sözünüz geçsin istiyorsunuz.
Her kadın bedenine hakkınız var gibi bakıyorsunuz, sahip olduğunuz kadınlara da başka erkekler aynı şekilde bakacak diye kadınlara hayatı zehir ediyorsunuz.
Ben sana güveniyorum da çevreye güvenmiyorum diyenleriniz az değildir..Aşağılık kompleksinin adı oluverir kıskançlık, kıskançlığı sevgi yapan geri zekalılık..
Özgür düşünen, güçlü, kişilikli kadınlardan korkuyorsunuz, çünkü ne kadar aciz olduğunuzla yüzleşmekten kaçıyorsunuz..
Bir erkek her haltı yediğinde görmezden geliyorsunuz,
ama bir kadın ''bedenim benimdir sana ne dese'', adını çıkartmaktan hiç gocunmuyorsunuz..
Ahlakı kişilikte kaybettiniz, kadının apış arasında arıyorsunuz..
Namusunuzu kadın kazandırır, nasıl bir erkek olduğunuz kadına göre ölçülür.
Utanmanız ancak Karınız namussuzluk yaparsa olur.
Ödünüz kopar o yüzden tam bir tahakkümcüdür ruhunuz..
Faşizm sizden başlıyor, zihniyetsizliğinizden farkedin.
faşizm
Sahi yaa siz bazi insanlar kalanlar, hala insan olamayanlar,
cinsel organından yukarı çıkamayan kafalar,
siz bu dünya da niye varsınız?
Hayvanlıkla övünen tek canlı olmak,
nasıl bir hakarettir kendinize farkında mısınız? Melek Çakır'dan alıntıdır .....

Seni bu kadar seviyorum diye
kendini sakın bir şey zannetme.
Çünkü benim seni sevdiğim kadar güzelsin,
sana herkesten başka baktığım sürece özelsin...
Şimdilik acı çekiyorsam,
üzülüyorsam ve özlüyorsam seni hala ,
yokluğuna hemen alışamayacak kadar çok sevdiğimdendir. Yani sen kalbimi kırıyorsun ya,
benim kırılganlığım sana olan sevgime aslında...
Emin ol o da zamanla son bulacak.
Ama unutma,
bir gün o kadar mutlu olacağım ki,
o kırıklar en çok sana batacak...



gökova korfezi



Bir kadın,
sevdiği adamın başka bir kadın tarafından mutlu edildiğini görmektense, onu can çekişirken görmeyi tercih eder...!
Gabriel Garcia MARQUEZ
😎😉😊



Bir kadın gitmeyi koymuşsa kafasına , buna engel olamazsın .
Sevse de gider .
Aklı sende olsada gider , gönlü sende kalsada gider .
Kaybetmek istemediğin bir kadını , asla incitme !
Çünkü ; bunu telafi edemezsin ..
Çünkü; kadın vazgeçtiği kalbe yabancılaşır ..
Bir kadın karşısında ;
" Sıradan bir erkek , beyninde bitmiş bir erkekten daha şanslıdır ...


Eğer sevmek istersen bir kadını;
"Duruşunu seveceksin en önce , hayata kafa tutuşunu seveceksin.
Gülüşlerini seveceksin mesela!!
Farklı oluşunu !
Kim demiş kadının az konuşanı az yiyeni az gezeni makuldür diye ?
Kadın her zaman yöneticidir ve her şeyden önce bir annedir , her kadın yada anne adayı aynı senin annen gibi o gözle bakacaksın saygı duyarak .
Gerçekten senin olmayan bir kadına dokunmayacaksın kırmayacaksın incitmeyeceksin "
Onurunu düşüneceksin bir kadının .
Kalbini ve duygularını bir seks objesi olarak bakmayacaksın bir kadına ,,
Önce bir insan olarak kişiliğini tanıyacaksın evvela..
Senide büyütenin bir kadının olduğunu unutmayacaksın hiç bir zaman .
Bir kadına baktığında eğer ilk olarak onun her şeyle mücadele ettiğini ve insanlık için önemini ve özverisini görebiliyorsan eğer işte o zaman bir kadına ait olmayı hak edeceksin ...
CEMAL SüREYA

Unutmak
Bazen bir şarkı
bazen sana okuduğu bir şiir
yada gitmek isteğiniz bir yer içemediğiniz bir kahve sana onu hatırlatırken mi unutmak
Aklın ve kalbin farklı işlerken mi unutmak

Salak salak sahipleniyoruz insanları,
Sonra onların hiçbir şeyi olmadığımızı anladığımız
anda üzülüyoruz...
Can Yücel

Ben artık oluruna bıraktım bazı şeyleri.
Çünkü bazen ne yaparsan yap istediğin gibi yürümüyor her şey.
Her sabah aynı duyguyla uyanıp gün boyu aynı boşlukta savrulmak istemiyorum artık.
Belki yeterince savaşmadın diyecek bazıları ya da gerçekten isteseydin pes etmezdin diyecekler.
Ama kimsenin benim içimdeki yorgunluktan, kırgınlıktan haberi olmayacak.
Dedim ya; ben artık oluruna bıraktım.
Nasipten öte köy yok nasılsa, olsa güzel olur.
Olmazsa da nasip, kısmet...

Kendine bir iyilik yap ve seni 'hiç' olarak gören birini 'her şeyin' yapma...
Çünkü ne kadar kıymet verirsen o kadar azalır değerin, o kadar kaybedersin... Hak ettiğinden fazlasını verirsen kıymete biner. En kötüsü de ne kadar çok kıymet verirsen o kadar erken gider...
Bu yüzden en çok kendine güven,
Kendini sev, kendini önemse.
Ve sırf seviyorsun diye, birinin seni incitmesine asla izin verme.

Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
Yanaklarım kurumuş olsun gözyaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın..
Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi, hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın..
Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım, sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...
Orhan Veli Kanık
