
"Tüm insanlığa kahve ısmarlamak... Aklımdan geçen bu."


Eğer benim olsaydı sana zaman hediye ederdim. Elimde değil. Ancak şimdi sana koca bir boşluk getiriyorum kucağımda. İçinde saf sözcükler ve dağılmış bir ben olan. Zamanlı zamansız. Tamamen senin. İstediğin gibi doldur. Sevdiğin kadar anla, anladığın kadar sahip ol! (k.i)


Bla... Blaa... Blaaaa...
Angele'in sonu kötü oldu. Mecbur kalırsam anlatırım. Angele'in bir de kız kardeşi vardı Sophie, uzun boylu kevaşenin teki, o da Londra'ya yerleşti. Bir de Mireille burada, küçük kuzenleri. Ailenin tüm kibirleri onda toplanmış, gerçek bir fahişe... Tam bir sentez.


Zahara'dan geriye kalanlar...


Bu ağıtta Marjan Vahdat ve saçları, kum kokuyor.
Düşlenen Beyrut, düşlenen Lübnan, düşlenen Tahran, düşlenen Tunus çöl sıcağında buz olmuş üşüyor.
Sonra düşlenen bi' adam çıkıyor ve sevgilim diyor o kadına; sırtım üşüyor...

"kim bilir ne zaman kendini yazmaya başlamış
başka şiirlere taşmış
taşırmış içindekileri
seyir defterinin kazalara uğradığı Kadırga
yeni dalgalarla yamıyor
yarıldığı denizi"


Lekesiz, umutlu ve budala.