
Hep söylenir ya şiir gibi bir söz dur kimsenin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni kendin yarat🌺💐🦋


cicek gibi gecsin ömrümüz



Yeni bir hikaye zamani


iyiki doğmuşum ben



son durumum bu artik😁


mahallenin maskotu olur kendileri


eger bu dunya hala dönüyorsa su guzellerin yuzu gözü hürmetine ne guzelsin sen


siz konusun ben sizi dinliyorum pozu merhamet ne güzelde yakisiyor insan olabilene


efendiler yarin cumhuriyeti ilan edecegiz sozunu soyleyebilecek tek adamdi


nasil uyuyacagimizi o belirliyor okadar kucuk bir yuregi varki kimi seveceginide iyi biliyor iyiki hayat yollarimizi kesistirdi bugun senin günün bizi geldigin gun gibi


neresinden tutsak elimizde kaliyor bu kadar kotu olmamiza ne gerek var sevgiyi birbirimize asilamamiz gerekirken aklim almiyor bu vahşetleree


bozcaada gun batimi


Tavuk dönerim dönüyor. Yağı da şıp şıp akıyor. Özlemiş herkes, saat üç oldu ve neredeyse dönerim kalmadı. Kasada paraları sayarken bir çocuk yanaştı. Abi kaç para dedi. Yarım beş, tam on dedim. Ya çeyrek diye sordu. Anladım o kadar parası yok, dedim sende ne kadar çıkar? Saymaya başladı ama hep 5-10 kuruş. Koy dedim paraları şuraya, sen geç otur masaya. Ustama seslendim: ‘’Yarım olsun, içine her şey konulsun, ayranda verin, azıcıkta tabağa patates ekleyin’’. Yerken dönerini küçücük ayaklarına baktım. Çıkarmış ayakkabıları, ayaklarını birbirine sürtüyor. Anladım ki üşümüş ısıtmaya çalışıyor. Bugün çok da yağmur yağıyordu, mubarek kuru yer bırakmıyordu. Kendime bir çay söyledim, müsaade isteyip yanına çöküverdim. Ayranı niye açmadın dedim. Param yetmez ki abi dedi. Namaz abdest ile,tavuk döner ayran ile dedim, açıverdim. İçti ne varsa, bitirdi tabağını da. Doymadın sen getireyim bir daha ne dersin deyince benim yıllardır aklıma gelmeyen o muhteşem şeyi duydum kulaklarımla: ‘’Elhamdülillah abi’’… Eeee anlat bakalım nereden geldin, nereye gidiyorsun, niye sokaklarda dolaşıyorsun? Annen-baban ne yapar, evin nerede? diye sordum. Eli ile işaret etti. Evimiz orası işte abi dedi. Benim dükkanın tam karşısında araya sıkışmış eski bir ev vardı. Ama orası uzun zamandır boştu. Tabii biz açmayınca dükkanı üç aydır görmemişiz. Bu eve birileri taşınmış. ‘’Annem işe gitti. Evleri temizleyip gelecek’’ dedi. Camdan üç gündür beni seyrediyormuş. Kaç defa söylemiş annesine ama annesi hep olmaz diyormuş. Para biriktirip yiyeceğim diye kafasına koymuş. Akşam annesi de birkaç kuruş verince bugünkü tavuk döner hayali ile uyumuş. Babasını hiç bilmiyormuş. Resmi var getireyim mi? dedi. Kim var şimdi evde dedim. Kimse yokmuş. Anahtarı da yokmuş ama kapı kapanmasın diye taş koymuş. Otur dedim burada. Çay da ısmarlarım sana. Annen gelince gidersin. Hem bak burada iş de çok bana yardım edersin. Ama önce sana bir ayakkabı alalım, ayaklarını ısıtalım. Aldım ayakkabasını baktım 33 numara. Vardım az aşağıdaki ayakkabıcıya. Döndüm dükkana. Giydirdim ayaklarına. Ama bir sevindi ki yürüyüşü bile değişti vallahi. Küçücük boyu ile masalarda olanları topladı. Neredeyse bize hiç iş bırakmadı. Bir gözüm onda, bir gözüm karşı tarafta. Hah tamam annesi de geldi sonunda. Aldım çocuğu hemen vardım yanına. Abla korkma dedim, karşı tarafta dükkan sahibiyim. Bugün bize çok yardım etti senin çocuğun. Müsaade edersen akşama hanımı alıp size gelmek isterim. Yüzüme bile bakamayan abla, buyurun abi dedi. Eşime telefon ettim. Bizim çocuğun kıyafetlerinden istedim. Akşam olunca vardık eşim ile o ablaya. Konuştuk, dinledikçe hem ağladık hem de huzur bulmuştuk. Kocasını, çocuğu üç aylık iken kaybetmiş. Aslında onlarda normal bir aileymiş. Ama hayat onları bu günlere sürüklemiş. Ev temizleyerek, geçinmeye çalışıyormuş. Aklı hep evde bıraktığı çocuğunda kalıyormuş. Kimsesi de yokmuş. Ama gerçekten belli. Tek odalı evde, bir çekyat bir de halı vardı yerde. Bu eve taşınmış kirası çok ucuz diye. Buzdolapsız ev mi olur? Bu çocuk televizyonsuz nasıl geceleri oturur? Yoktu valla. Bir önceki ev sahibi eşyaları kiraya saymış, ancak öyle bırakmış. Çıktık evden. Eşim ile arabaya binince göz göze geldik birden. Akıllı telefonlarımızın tuşlarına bastık. Birkaç dostumuza ulaştık. Biri televizyon, biri buzdolabı ile yola çıkarken, biz de onlara bol bol alışveriş yaptık. Sabaha çok güzel bir kahvaltı edilsin, akşama da tencerede etleri pişsin. İki saat de her şey oldu. Dolapları doldu. Ben verecektim ama buzdolabını getiren arkadaş elime bir zarf tutuşturdu. O para da ablamıza birkaç ay umut oldu. Çıkarken evden bana söz verdi. Okullar açılıncaya kadar hergün bana yardıma gelecek. Hem tavuk döner yiyebilecek, hem de annesine harçlıklarını götürecek. Şimdi mutlu ve huzurluyum. Bu gece rahat uyurum. Yarında kısmetse dönerimiz şıp şıp akar. Rızkımızda peşimizden koşar. Geriye ne kaldı dilimde? Hepsini geçtim de. Karnımı doyurup ayranı içince,
"Elhamdulillah"diyeceğim bundan sonra ben de...
gözlerim doldu merhamet hic birakmasin bizleri yuregi guzel adam

kadir gecemiz mubarek olsun

keske gelse😢


"Kadınlara göre erkekler güvenilmez. Erkeklere göre kadınlar güvenilmez. Biri de çıkıp demiyor ki, cinsiyetle alakası yok, şahsiyet meselesi."

bunlar sirine


bakalim bu kitap nerelere götürecek



Üzülme, kaybettiğin her şey başka bir surette bir gün mutlaka geri döner

adamim diye gezenlere gelsin



evli olup burda kız bulmaya çalışan asalaklar elindekine sahip çık önce onu bari başarın

merhamet insana yakışan en güzel duygu
