
Bir kadını mutlu etmek, Aslında sandığınız kadar da zor değildir. Mutluluk en çok kadına yakışır Bir kadını gözlerinin bebeğine kadar güldürebiliyorsanız Ve kadının ayakları mutluluktan yeri görmüyorsa İşte o zaman adamsınız. Bir kadın sevildiğini hissediyorsa; Ki bunu gerçekten başarabilirseniz Kadın, kadınlık görevini en iyi şekilde yerine getirir. Yeri gelir saçını süpürge yapar. Ayaklarınızı bile yıkar. Bir kadını üzmek; Cehenneme bir adım atmak demektir. Unutmayın, cennet anaların ayakları altındadır. Gerekirse ayaklarının altını öpeceksiniz kadının. Bir kadını görünüşüyle değil, Yüreğinin güzelliği ile seveceksiniz. Dünyanın en güzel kadını olup; Tüm kötülükleri içinde barındırıyorsa, Fitne fesat içindeyse, O kadından uzak duracaksınız. Çirkin kadın diye bir şey yoktur. Mutsuz kadın vardır. Bir kadının güzelliğini görmek istiyorsanız; Onu mutlu edeceksiniz. Işte o zaman ondan güzelinin olmadığını gözlerinizle göreceksiniz.

Hayat seni,
Sevmediğinle seviştirir,
Sevdiğinle savaştırır.
Kalbinin sahibi ile değil,
Mecburiyetin izniyle evlenirsin.
Gönlünün hayır dediğine evet der dilin.
Ömrünün geri kalanını,
Aynı evde, aynı odada, aynı masada, aynı yatakta,
Ama sana dünyalar kadar uzak olan biriyle yaşarsın.
Kalbini kürtaj ettirmiş bir mahkum gibi,
Dolanır durursun kendi içinde.
Etrafın "elalem ne der" telleri ile çevrilmiştir.
Kendi hayatını uzaktan seyreden,
Mutsuz biri olursun zamanla.
Ve kimse seni duymaz sen kaderine bağırırken.
Gözün gibi baktığın tenin,
Ve herkesten sakındığın gözlerin,
Acımasızca yağmalanır her gece.
Sular yıkamaz,
Gözyaşın olmadan,
Üzerine sinen kiri.
Çünkü,
İnsan ait olmadığı insanın yatağında sürgündedir.
Ve ait olmadığı insanın hayatında rehindir...