
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer...
Büyük usta Yahya Kemal Beyatlı'nın ölüm yıldönümü anısına


Yine güneş battı Şehr-i İstanbul'da. Ben balonlar uçurdum dilek tutarak, allı yeşilli morlu balonlar, adeta dilek ağacına mendil bağlar gibi, içinde sen ben biz olan dilekler yazdım üzerine, sevgi için aşk için kavuşmak için, balonlar uçurdum dilek tutarak...


Kadınlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde ’yetim-öksüz’ kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Çekmecenin dibinde artık kimsesizdir eski tarak.
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker ’sarıkız’.
Teki kalmış o eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir.
Koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur aslında, bir kadın gittiğinde.


Soğuk bir şubat sabahında, gökyüzünde beliren güneşe benziyordu yüzün. Bir kez gülsen, Isınacaktı tüm şehir. Günaydın körler ülkesi İstanbul


Günaydın


Kahveyi gece kadar siyah, cehennem kadar sıcak ve kadın kadar tatlı içeceksin...


Günaydın İstanbul


Bugünde battı güneş güzel İstanbul'da...


Bugün, güzel adam Özdemir Asaf'ı hatırlayalım...


Günaydın, hayata gülümseyin emin olun hayatta size gülümser