








Hayalini kurduğum hayattan çok uzaktayım. Artık biraz huzur verin bana, yokmuşum gibi davranın, beni görmezden gelin. Çünkü varlığımı hissettiğinizde, canı yanan sadece ben oluyorum. Ne zaman kendi hayatımı yaşamak istesem, ne zaman tatlı bir delilik yapmaya kalkışsam ya da ne zaman toparlanıp kendi mutluluğum için savaşmak istesem, başarmama engel olmak uğruna adeta etten duvarlar örüyorsunuz karşımda. Sevmekten de yorulabilirmiş kalp anladım. Ve bunu öğreten yine siz sevdiklerimdiniz. Beklediğim de gelmeyenlerin, vazgeçtiğimde bir heykel misali karşımda durmaları son treni kaçırmak gibi, artık adınızı hatırlamayacak kadar uzak olun, beni işlenmemesi gereken en büyük günahlardan bilin. Hayalini kurduğum hayata koşmak istiyorum ve biliyorum sizlerin gidip gelmeleri olmasa ben mutluluğa yetişeceğim.












Çok sevdim ben.
Kalbimin yetmediği yerde ellerimle sevdim.
Saçlarını, ellerini, kirpiklerini... Santim santim ezberleyerek sevdim.
"Çok şükür seni verene" diyerek alın yazısından öptüm, orada benim yazılı olduğuma inandım hep.
En çok bu konuda yanıldım.
GİTTİ SONRA.
Hiçbir şey yaşanmamış gibi hem de kolayca...
Bir zamanlar alnından öptüğüm biriyle tokalaşamadık bile.
"Allah'a emanet ol" dedi sadece...
"Sen de" dedim, Sen de...






Bazı şeyler için çok dua ettim ben...
Çok savaşlar verdim kendimle, çok acılar çektim, çok geceler ağladım... Kimseye bahsedemediğim kırgınlıklarım oldu, zamanla bazı yaraları kendim sarmam gerektiğini öğrendim... Ama yine de kimseyi kırmadım. Kimseyi de kendi acımı dindirmek için acıtmadım, kullanmadım...
Çok şükür geçti.
Her gece rahat bir vicdanla uyuyorum. Ama birileri var işte onları kendi vicdanlarına havale ediyorum!
Ve onları kendi vicdanları bile affetmeyecek, biliyorum..


Ben aşkı arıyordum sende, ihaneti buldum. Keşke bulduğum gibi değil aradığım gibi kalsaydın. Sen artık geçmişimde kalan gelmeyecek geleceğimsin… Gidişine değil de hala ayakta kalışıma şaşıyorum.
Gerçek aşık içinden geldiği kadar aşıktır, diğerleri elinden geldiği kadar. Ben aşkımı anlarda sakladım. “Bazı anlar bizi anlar” dedim. Yaşayabildiğim hiçbir şeyden pişman değilim. Zaten yaşayabildiğin kadarı senindir bu hayatın, kalanını kalanlar yer.




Bir kadının yanağındaki her damla da kocaman bir acı uyur. Ve bir kadın, yorulduğunu hissettiği an, aşktan uzak durur. Yanlış bir kalpte düşlediği huzuru bulamamaktansa, yalnızlığa sarılır. Çünkü yalnızlık ihanet etmez. Yalnızlık aldatmaz. Yalnızlık gitmez. Yalnızlık daima onunladır. Yalnızlığa alışan bir kadını, yeniden aşka inandırmak, çıkmaz bir sokağın ortasında kalmak gibidir. Belki de çıkış yolu, güvendir. Sadık kalmaktır, yalanlardan arınarak, onun safça saçlarını okşamaktır. Yanağındaki göz yaşlarına dokunup, "bunların nedeni asla olmayacağım" diyebilmektir, dürüstçe. Aşka sırtını dönen bir kadının yüzünü yeniden gülümsete bildiğin zaman, hayatta ki en şanslı adam olabilirsin. Çünkü o kadın, hayatı boyunca seni sol göğsünde büyütür...

