
Bazen çevreme duvarlar örerim. Ama bu duvarlar insanları kendimden uzak tutmak için değil,duvarlarımı kimin yıkacağını merak ettiğim için ... Kırılgan bir çocuğum ben Yüreğim cam kırığı Bütün duygulardan önce Öğrendim ayrılığı Saldırgan diyorlar bana Oysa kırılganım ben Gözyaşlarım mücevher Saklıyorum herkesten Ürküyorlar gözümdeki ateşten Ürküyorlar dilimdeki zehirden Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum, Bir yanı çılgın dağ doruğu. Oysa böyle yapmasam ben Nasıl korurum içimdeki çocuğu? Bir yanım çılgın nar ağacı Bir yanım buz sarayı. Aptala yatışlarım kaybetme korkumdan değil;karşımdakinin yalan söyleme potansiyeline olan hayranlığımdandır.... Gereksiz ve unutulmus ayrintilarin insaniyim.Metaforik masallar anlatirim, beni anlamakta bazen ben bile zorlanirim.dev bir sarap bardaginda yuzerim ruyamda.ruya çingiragimla uyanip sabahlari,6 sehir silerim hafizamdan,çöller kalır geriye..ilk gunden seviyorum diyenlerle,çürümüş vaatlerle,ve hayatı yalan dolan olanlarla işim olmaz artık..pinokyo haric kimseye güvenmem,çünkü bilirim yalanlar burunları degil,acıları uzatır sadece.. hayatımın her hoş anında olduğu gibi, nahoş anlar içinde kendime ikna edici sebepler buluyorum hem yaşarken hem anarken.. Hiçbir şeyi boşuna yapmadım. Ayıplarımı, yasakları, kaçamakları bile. Hepsi gerekliydi ve iyi ki de yaptım.. İlkelerin olacak Seni satın alamayacaklar Aptalların uydurduğu Atasözlerine inanmayacaksın: "Paranın satın alamayacağı şey yoktur." "Herkesin fiyatı vardır." Gibi sözlere kanmayacaksın Onurunla, kimliğinle ve beyninle Akıllı yaşayacaksın Üreteceksin, seveceksin, sevileceksin inançlarının arkasında duracaksın Sevgilerin karşılıksız, yardımların gizli olacak Seni attan, ottan ayıran özelliğin farkına varacaksın Çünkü sen insansın Ve bunu yakaladığın gün Bembeyaz yaşayacaksın. Geçmişimden, hatalarımdan, yanlışlarımdan utanarak, hayatı, yaşarken kendine cehennem edenlerden olmadım hiçbir zaman. Zamanında, ister şartların getirdiği mecburiyetten, ister arsızca bir şehvet duygusundan yapmış olayım, her neyi yapmayı seçmişsem, kendimi affetmeyi ve kendimi sevmeyi bildim.. Her şeyi hakkıyla yaşadım.. Dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe...... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda... Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... Hayır! Dirime selâm vermeyen, Ölüme de fazla yaklaşmasın! Dostsan, ölmemi bekleme! Haklıysam, yaşarken savun beni! Yaşarken yanımda ol! İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan, sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman şart değil... Her yaptığımı beğenmen de gerekmez... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında... Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama... Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma! Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatrınızı sorup, "iyiyim," demenizi beklemeleridir.. Çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşıyacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.. Otuz yaşına geldiğinde en büyük düşmanın senden başkası değildir.....
Minicik bir KASABADA olsam..!
Yağmur yağsa, çatıda TIK-TIK yağmurun sesini duysam..!
Pencereden baktığımda, GRİ bir DENİZDE bana baksa;
Hüzünlü DALGALARIN sesine dalsam..!
İçeride SOBA yansa..!
ÇAYDANLIK sobanın üstünde; CAMLAR buğulanmış,
ÇAY kokusu bütün ODAYI kaplamış olsa..!
Bir elimde KAĞIT olsa, bir elimde KALEM, yazsam;
İçimin tüm kirini akıtsam SATIRLARA..!
Eski bir RADYODA " Özdemir Erdoğan" çalsa..!
Ve, "İkinci Baharı" yaşasa GÖNLÜM, o MÜTHİŞ şarkılarla..!
YÜREK rahat olsa, HUZUR olsa; AŞK olsa,
Ve; varsa bir KADİR KIYMET bilen,
İşte "O" yanımda OLSA...!
DeLiYiZ MeLiYiZ AmA YüReKLiYiZ, NeDe oLsA MARDINLIYIZ...
~M~
~Â~
~R~
~D~
~I~
~N~
~L~
~I~
.....................(~47~)........................