• Tülay

    Diyelim ki

    biz öldük, siz kaldınız.

    Diyelim ki kurudu ormanlar,

    nehirler, yuvalarında kuşlar.

    Diyelim ki

    ateş olup küller üfürdünüz memlekete.

    Baktınız,

    kalmamış yakacak tek bir ağaç,

    sönmeyen ocak, akacak tek damla gözyaşı.

    Sonra?

    Geçip ortasına ölümün

    düğün mü kuracaksınız?

    Diyelim ki kurdunuz,

    külden ağaçlar, uçmayan kuşlar,

    ağıtlar, bu ziftli yaslar sarmışken toprağı

    mutlu mu olacaksınız?

    Bize nasip bunca kalp ağrısından

    size tatlı huzurlar kalır mı dersiniz?

    Yazık!

    Dâvâya ibâdet diye diye

    toprağına ihânet edensiniz.

    Lâkin unutmaz toprak, göreceksiniz.

    Yakan, yıkan, bozan,

    ölüm saçan ellerinizden ayırmayın gözünüzü.

    Onlar boğacak sizi.

    Yavaş ve acı içinde kesilecek nefesiniz,

    henüz gelmeden eceliniz...

Коментарі