
Kural dışı sevgiler gerek bize.
Birini sevecekseniz kitap gibi sevin.
Okumayı bilmeyen insanlara inat.
İki yakası bir araya gelmeyen İstanbul’a inat.
Kaybetme korkusunu ilk defa öğrenir gibi sevin.
Kız kulesine karşıdan değil de yakından bakar gibi,
Galata kulesini anlar gibi sevin.
”Aklım kalmasın varınca haber et”cümlesinin
samimiyetiyle sevin.
Bir Hüsnü Arkan ezgisi dinler gibi…
Ezginin günlüğünün, çocukluğunda hep 17 yaşınızda
kalır gibi sevin birini.
Bir kadını, dünyanın onun kirpiklerinin ucunda
bittiğine inanır gibi sevin.
Çocukça saçmalıklarla sevin birbirinizi.
İlk defa elma şekerini yer gibi,
pamuk şekerin pembeliğinde sever gibi…
Aklınız kalır ya dinlemediğiniz şarkılarda,
okumadığınız şiirler de,
söylenmemiş sahipsiz bir türkü gibi sevin.
Denize kıyısı olmayan kentlerin insanları gibi,
sonradan ekleyin maviyi aşka…
İnsanın seveceği tutunca,
iyisini kötüsünü ayırt edemiyor kalbi.
Gitmenin kalmaktan daha zor olduğunu
kanıtlar gibi sevin birisini.
Çaya kaç şeker attığını unutmayın.
Sigarasının markasını, kahvesinin koyuluğunu,
çayının demini, en son neye ağladığını, parfümünü, gömleğini…
Boynu yokmuş gibi elmacık kemiğinin üstünden
öper gibi sevin birbirinizi.
Sabah hiç olmayacakmış, umut halen varmış gibi…
Sevda sana, bana, bize asla sarılmayacak sen onun yakasına yapış.
Bırakma. İzin verme gitmesine.
Gitme de.
O düşlediğimiz umutlar hep böyle kalsın.
Hâlâ yapabiliyorken;
‘ulan ne çok sevmişiz’ diyebileceğiniz kadar çok çok sevin.
Ama mutlaka adam gibi sevin.

Kommentare