
-Kimin ne hali varsa görsün deyip çekildim bir kenara. İnsanların peşinden koşuşturmaktan, kimse üzülmesin diye uğraşmaktan bıktım. Dert dinlemekten, nasihat vermekten, yanlışı doğruyu gösterip, açılmış yaraları sarmaktan usandım. Sana ait olmayan birine, hesap sormanın manasızlığını kavradım. Senin doğrularınla onların doğrularının sürekli çatıştığını ve insanı yıprattığını anladım. Sen ne kadar olgunlaşırsan, onların hep çocukça davranıp, basit hesaplar içinde kendi bildiklerini okuduklarını gördüm. Olmayacakları oldurmaya, boşlukları doldurmaya çalışmanın, boş uğraşlar olduğunu farkettim. En önemlisi de, kimsenin yüreğinde zoraki misafir olunamıyacağını tecrübe edindim. Ve anladımki, herkesin yüreğin de ve iç dünyasında anlatılanların dışında farklı hesaplar yattığını farkettim. Sonra dedim ki kendi kendime; bırak be oğlum, dünyanın gerçeğini senmi değiştireceksin. Bırak kimin ne hali varsa görsün. Ve bir sabah erkenden kalkıp, anılarımı ve onca yaşanmışlıklarımı doldurduğum valizimi alıp düştüm yollara. Bir sigara yakıp dönüp baktım geçmişime, meğer ne çok yol katetmişim diye geçirdim içimden. Sonra bir meçhule doğru attım adımlarımı. İlerde beni kim bekler, nerede konaklarım, ve hangi caminin musallasın da dinlendiririm bu yorgun bedenimi bilmiyorum. Bildiğim tek şey varsa, geride bıraktıklarıma dönüşüm olmaz bir daha. Kimin ne hali varsa görsün dedim bir kere, kim kimin yanın da mutluysa orada kalsınlar. Beni arayıp sormasınlar istemem, zira seslerini duyamıyacak kadar uzaklarındayım artık. Yanı dibindeyken kıymet bilmeyenler, bundan sonra da bilmesinler istemiyorum...
Yorumlar