
Soru detayı
"İstediğin kadar inançlıyım de namaz kıl,sadaka ver. Umut verip,yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyadada veremezsin."
- Bu sözü açıklar mısınız?
Cevap
Değerli kardeşimiz,
- Kime ait olduğunu, hangi kaynakta geçtiğini bilmeden birazda bulmacaya benzeyen bir sözün açıklaması oldukça zordur. Sahibi bilinse,hangi makamda bu sözleri sarf ettiği bilinse,belkide bir şekilde yorumlanabilir.
- Bununla beraber “Umut verip,yarı yolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyadada veremezsin.” ifadesini şöyle anlamak mümkündür:
“Bir insana bir konu hakkında ümit veriyorsunuz. Sonrada onu yarı yolda bırakıp hayal kırıklığına uğramasına sebep oluyorsunuz.Bu kimsenin kırık gönlünü kazanmak için onu telafi edecek bir sadakayı ne dünyada nede ahirette bulamazsınız…”
Ancak bu çok abartılı bir hükümdür. En büyük günahların dahi sadaka hükmündeki tövbeleri kabul olurken,gönlünü incittiğimiz bir kimsenin bu durumundan dolayı işlediğimiz suçu affının olmaması bir çelişkidir.Şeriatın muvazenesini bozuyor.
Diğer taraftan,makamları birbirine karıştırmamak gerekir.
Namaz, oruç gibi ibadetler ayrı vazife görevlerdir, hak-hukuka riayet etmek ayrı vazifelerdir.
Namaz kılmayanın tuttuğu oruç elbette makbuldür.
Zekat vermeyenin kıldığı namazda makbuldür.
İbadet taatleri yapmak,hakkını vermek ayrıdır;gönül kırmak ayrıdır.
Dolayısıyla gönül kıran kişi,onun ceza karşılığını görmekle beraber kıldığı namaz yaptığı sair ibadetlerin karşılığını sevabınıda alır.Biri birine mani değildir.
Şu halde,gönül kıran kişinin diğer ibadetleri geçerlidir,ancak ibadetlerini yapan kişinin,kırdığı gönülleride kazanması affettirmesi gerekir
Comments